Üstad Bediüzzaman Said Nursi
 

47,260 Kez izlenmiş

198 Yorum Yapıldı

ustad310lm.jpg

1876 yılında Bitlis’in Nurs köyünde doğdu. Geleneksel dini eğitim gördü. 1908’de II.Meşrutiyet’in ilanından hemen önce İstanbul’a geldi. 1909 tarihinden sonra hayatını Doğu Anadolu’da sürdürdü.



1911’de İstanbul’a döndü. I.Dünya Savaşı’nda Teşkilat-ı Mahsusa’da çalıştı. Doğu Cephesi’nde Ruslar’a karşı savaştı. 1915-1917 arasında Ruslar tarafından savaş esiri olarak alındı. Savaştan sonra ülkeye döndü ve Cemiyet-i Müderrisin ve Kürt Neşr-i Maarif Cemiyeti’nin kurucuları arasında yer aldı. Milli Mücadele hareketine katıldı. 1923’te iktidardan desteğini çekti. 1925 yılında çıkan bölücü isyanlara karşı milli bütünlükten yana tavır aldı.
Önce Isparta yakınlarında bir köye ardından Eskişehir (1935), Kastamonu (1936), Denizli (1943) ve Afyon Emirdağ’a (1945) sürüldü. 1950’de DP iktidara gelince serbest bırakıldı. Risale-i Nur Külliyatı adı altında topladığı eserleri kaleme aldı. 1960 yılında vefat etti.

tam ekran



(69%) (3%) (28%)
998 Oy Almış
198 Yorum Var
  1. mehmet diyorki : 18 February 2008

    Emeği geçen herkesden Allah razı olsun, çok beğendim
    her müslümanın mutlaka izlemesi gerekir. Allahım bediüzzaman saidi nursi hazetlerinden razı olsun

  2. cemil diyorki : 18 February 2008

    ustat hazretleıne slm saygı duaıle.

  3. efe diyorki : 18 February 2008

    allah razı olsun ustad hazretlerı

  4. tuna diyorki : 18 February 2008

    SİTEYE KOYANLARDAN ALLAH RAZI OLSUN.BENDE CD.Sİ VARDI ÖNCEDEN DE İZLEMİŞTİM.MERAK EDENLER VE SAİD-İ NURSİ HZ.NE ÖNYARGISI OLANLARDA İZLESİNLER.ÖMRÜNÜN 25 YILI HAPİSLERDE GEÇMİŞ,ÇOK ZULÜMLER GÖRMÜŞ ÜSTADIN RUHU ŞAD,MEKANI CENNET OLSUN…AMİN…

  5. fahri diyorki : 19 February 2008

    bütün insanlara tanıtılması gereken üstadımız için yaptığınız hizmetten ötürü allah razıolsun…

  6. BirGaripDünyaLı diyorki : 19 February 2008

    Allahuteala dinini yalnız bırakmaz. Her Asırda boyle buyuk alimler vardır. Onları bılene gorene ve tabi olana ne mutlu. Selam ve Dua ile

  7. AYHAN diyorki : 20 February 2008

    istediğim tek şey hemşerimin dönemde yaşamaktı emeğinize sağlık……………

  8. necrotr diyorki : 21 February 2008

    Allah Razı olsur

    Mükemmel bir eser olmuş umarım günümüz gençleri izleme fırsatı bulurlar ve Allah onlara idrak edebilmeyi ihsan eyler Amin!

  9. cemsisbot diyorki : 22 February 2008

    İnsanlıga Allaha hizmeti yaşam tarzı edinmiş mübarek insanların günümüzde değeri daha güzel anlaşılmaktadır.Anlayanlara ne mutlu.

  10. AYŞE diyorki : 22 February 2008

    böyle güzel insanların belgesellerini koymak bile bir hizmettir.Tüm insanlığın tanıması gereken bir zaman aliminin belgeselini izlerken bir yandan sevindim bir yandan göz yaşlarımı tutumadım.Emeklerinize sağlık..Allah bizi İslam yolundan Peygamber Efendimizin şevkatinden said nursinin dualarından ayırmasın.

  11. nurcan diyorki : 25 February 2008

    dinlemeye değer

  12. akinci diyorki : 27 February 2008

    yalandan evliya olmaz ne ustadı bi kere sakalsız olmaz evliya kimi kandırıyonuz cıkarın bu belgeseli insanların kafasını karıştırmayın kimseyi aydınlatamaz bunu arkasından giden bi kere bidat olur gercek evliyaya tabi olun bitlisten evliyamı cıkar vatan haininden başka gercek evliyaya tabi olun arayında bulun

  13. ALİ diyorki : 28 February 2008

    iş kişinin boyunda değil fatih abdülhamit varda said nursi neden olmasın.bir kere ben türksem benden daha türkdür said nursi bu vatanı en iyi koruyacak bir kişidir.bence günahına girme.sevmeyebilirsin ama kötüleme.isterse ermeni olsun bu dini birşey.saygı duy ama sevmezsen sevme.keramet sakalda değil hem .farz değil.

  14. ALİ diyorki : 28 February 2008

    çok güzelmiş ama yav bi afyonlu olarak utandım breee şerefsizler kimse o üstada afyonda en ağır eziyeti yaşatmışlar.canları cehnneme gitsin.bu mahluklar üstadın ölüsünden bile korkacak kadar acizler.yani bunlar hiç ender hiç yani hiçlik içinde hiçler.

  15. flozof diyorki : 01 March 2008

    hizmete adanış bir ömür kim ne düşünürse düşünsün allahu teala zaten onu seçmiş sevmiş üstüne laf söylenmz

  16. gürkan diyorki : 02 March 2008

    bediüzzaman said nursi üstadımızın hayatını bilmekle onun yazmış olduğu eserlerin bu zamana ve tüm canlılara son derece faydalı olduğunu düşünüyorum. eğer cenneti satın almak istiyorsak, namazımızı ve okuduğumuz yüce kitabımız kur’anı daha iyi anlamak istiyorsak üstadımız hayatını mutlaka öğrenin ve onun eserlerini mutlaka okuyun.

  17. alparslan diyorki : 03 March 2008

    iş ne sakalda ne de ırktadır. fakat bidat ehillerinin peşinden gitmemek gerekir. Sultan Abdulhamit Hanın tahttan indirilmesine sebep olan dahası mürsidi olmayan icazeti olmayan birilesine tabi olmak ne derece sağlam olur. bütün evliya zatların mürsidi vardı. icazeti (peygamber efendimiz aleyhisselam zamanından beri hep icazetle gelindi) bu zat o evliyalardan çok daha mı üstün de mürşitsiz icazetsiz haliyle övünüyor. karalamak değil gerçeklere dikkat çekmek istedim saygılar…

  18. barbaros diyorki : 04 March 2008

    koçum sana kim anlattıysan yalnış anlatmış eger sen bu lafları konusuyosan asıl sen türk degillsin akinci

  19. Aliayberk diyorki : 04 March 2008

    Emeginize ellerinize saglik.Basarili calismalarinizin devamini diliyorum.

  20. gebertirimvalla diyorki : 06 March 2008

    bi ketodan bi medyum memişten ne farkı varki?? uyanın biraz:( din istismarcıları böleleri

  21. cuneyt diyorki : 07 March 2008

    Adam tam bir kökten dinci . Takdir edenler gitsin iranda yasasin avrupada degil.

  22. cuneyt diyorki : 07 March 2008

    Adam tam bir kökten dinci . Takdir edenler gitsin iranda yasasin avrupada degil.Simdi bunu yeni modeli var biraz entel danteli ama abd de yasiyo fethullah gülen.

  23. seher diyorki : 07 March 2008

    Böyle yaşayabilmek ne şerefli, insan taktir etmesini bilmiyorsa en azından hakaret etmemeli.

  24. ömer diyorki : 08 March 2008

    Dokunmayın o büyük zata zaten dokunamazsınız.Onu tanıyıp ta vicdan ehli hiç bir insan onu eleştiremez.Öyle zatların davası Allah(C.C),Hz.Muhammed (S.A.V)ve Kuran-ı Kerim in insanlara anlatılmasıdır.Allah ondan ebediyen razı olsun

  25. özcan diyorki : 09 March 2008

    allah riza olsun ustadimiz kendisi çok büyük bir alimdir kendisin çok seviyorum

  26. burhan diyorki : 10 March 2008

    üstada kotu eleştiriler yapanlar gunumuzdekı kımseye benzetmeyınız ustadı.birde aynaya bakın kımseye faydasız luzumsuz ınsanlar.komınızmın yandasları

  27. doğan diyorki : 12 March 2008

    BU BELGESELİ BURAYA KOYANDAN ALLAH RAZI OLSUN
    ÜSTAD HAZRETLERİNİ ELEŞTİRMEYE ONUN HAKKINDA HİÇBİŞEY BİLMEYENLER KALKIŞMASIN.DİN OLGUSUNU SOYLA KARIŞTIRMAYALIM ÇÜNKÜ DİNİN SOYU OLMAZ…PEYGANBER EFENDİMİZ ARAPSA BİZ ONUN YOLUNDAN GİTMEKLE TÜRKLÜĞÜMÜZDEN OLMAYIZZ..BU ÇİLE İNSANI BİZEN DAHA TÜRK BUNU SAVAŞ YILLARINDA RUSLARA ESİR OLUŞUNDAN TUTUN MİLLETİMİZİ KURTULUŞA ÖRGÜTLEMESİNE KADAR GENELLEYEBİLİRSİNİZ..BİR DE FETHULLAH GÜLEN HOCA EFENDİYİ ABD DE YAŞAMAKLA İTHAM EDEN İNSAN ..SEN HANGİ ÜLKEDE TÜRK BAYRAĞINI DALGALANDIRIPTA İSTİKLAL MARSIMIZI OKUTTUNDA BU YARGIYA VARIYORSUN..BENCE SEVDİĞİM DEDİĞİN TÜRKİYEYE BİR YARAR VERECEKSENİZ HİZMET İNSANLARINA SADECE SAYGI DUYMANIZ YETERLİ OLUR SİZ OTURUN YİNE KÖS KÖS YERİNİZDE AMA SAKIN KISKANMAYIN..
    ALLAH HAK YOLCULARININ YAR VE YARDIMCISI OLSUN..

  28. ferhat diyorki : 14 March 2008

    ben bitlisliim ve saadi nursinin resimleri var bizde yaptığınız belgeselde çok güzel saadi nursi ve sizden allah razı olsun

  29. elisa diyorki : 18 March 2008

    bediüzzaman said nursi ve yandaşları vatan haini,abd yandakçısıdır…en iyi örnekte fetodur.abd ve ab yalakası adi bir adamdır ve onun sözde nurlu ama asılda nursuz cemaatide vatan hainidir,,,

  30. nusret akgün diyorki : 19 March 2008

    yaşasın zalimler için cehennem

  31. nusret akgün diyorki : 19 March 2008

    rus bozmaları tanımazlar üstadı onu insan olan ve damarında islam kanı olan tanır. avrupa bozması şahsiyetsizler, merak etmeyin sizin aptalca sözleriniz bizleri davamıza birkat daha sarılmaya iter.

  32. kioo diyorki : 20 March 2008

    nusret akgün merak etme sen abd ve batının en büyük oyununa kanmışsın

  33. nusret akgün diyorki : 24 March 2008

    dengesiz sen nerde mürekkep yaladın.

  34. nusret akgün diyorki : 24 March 2008

    bu vatana can verenler manevi değerler için can verdeler senin gibi lakayd gençlik için değil. şimdi ecdad olsa idi kılıçlarını sana yönlendirirdi.

  35. onur diyorki : 24 March 2008

    eleştilemeyecek kimse olmaz bu ne saçmalıktır…adam alimmiş sırf bu yüzden saygıyı hakediyor ama o kadar başımıza peygamber yapamıyacağımıza göre..Allah rahmet eylesin o kadar..sapla samanı karıştırmayalım..peşinden koşulacak biri olamaz kitap tektir dinimiz tektir ve orda sölüo zati…abartmıyalım..sevgiler

  36. Ali diyorki : 24 March 2008

    Bu videoyu siteye koyanlardan ALLAH razı olsun.

  37. cüneyt diyorki : 24 March 2008

    Jetpa Yimpas Deniz feneri Sayayim mi daha srefsizler.Tamam neyse o zamanda olmus bitmis fakat halen bu insanin adini alip onun izinde oldugu gözüken feto ve saz arkadaslari hadi onlarida birak su yorumlara bak .COK YAZIK .Hicmi akliniz kafaniz yok nedir bu

  38. murat diyorki : 26 March 2008

    Allah cumlemizi şefaatlerine nail eylesin .

  39. admin* diyorki : 26 March 2008

    ZALİMLER İÇİN YASASIN CEHENNEM..!!! ÜSTADI KÖTÜLEYEN CAHİLLER..! HENUZ ONU TANIMADAN BÖYLE KONUŞMAYIN..SAİD NURSİ İSMİ TARTISILAMAZ.

  40. istanbulgaria diyorki : 28 March 2008

    MUTLAKA İZLEYİN…Ne kadar hoşgörüsüzsünüz, yazılanları okudum da, pes vallahi, tek yaptığı sey tüm hayatı boyunca bir şeyler öğrenmek, bunları paylaşmak, yıkıcı yok edici hiç bir eylemi yok, sizin yolunuzu bilmem ama dünyevi herşeyi elinin tersiyle itmiş, kendini dine vermiş, ama bununla birlikte hayatını hapishanelerde, sorgu odalarında, sürüldüğü yerlerde geçirmiş… Herkez fikrini özgürce söylemeli, Eyleme geçmemiş düşüncesinden ötürü kimse baskı, sürgün hayat yaşamamalı, Senin yolun sana, onun yolu onadır, Birde başkaları ile kıyaslamamalı… Öldüğünde hiç bir malı yoktu, Cenazesi bile rahat bırakılmadı, Devlet eliyle Bilinmeyen bir yere nakledildi…

  41. hotertr diyorki : 30 March 2008

    EN KOLAY YOLU SEÇMEYİN!!…Kişileri kendilerinden yada eserlerinden tanımak yerine, başkalarından duyduklarınızla tanımak seçilmiş en kolay yoldur.Biz bu dünyada Albert Einstain,Edison gibi insanlara dahi insanlık için yaptıklarından dolayı Allah razı olsun dedik Bediüzzaman gibi hem fenni ilimde hem dini ilimde bir efsane bir dahii olmus birini yargılamak insafsızlık olur.Üstadın gittiği yolda bayraktarlık yapan vatan sevdalısına da Allah ömür versin.

  42. seydişehir diyorki : 31 March 2008

    insanlkarın beynini yıkamayın. radyo konusunda bu sesler nasıl yayılıyor bu kadar diye sorduklarında, “melekler vasıtasıyla” diyen bir cahilin peşinden gitmeyin. yazıktır. bunlar islam değil.

  43. alper diyorki : 01 April 2008

    bidat ehillerinin peşinden gitmemek lazımdır bu iş şakaya gelmez…
    Yazilarindan nakli esas almadigini ögünerek söylüyor sonra “(Yazdigim eserlerde, nakil suretiyle kale kîle gitmedim, yanimda da hadis kitaplari yoktur)(Mektubat 19)” diyor. oysa ki islamiyet nakil dinidir akıl dini değildir buyurmuş islam alimleri.
    (Seleflerim; C.Efganî, allâmelerden Misir Müftüsü merhum M.Abdüh, müfrit âlimlerden Ali Suavi, Hoca Tahsin ve Ittihad-i Islâmi hedef tutan Namik Kemal diyor. Bunlar mason idi. Böylece masonlarin yolunda oldugunu gizlemiyor. (Tarihçe-i Hayat s.67)
    amaç kotülemek değil, doğruyu göstermektir…

  44. alparslan diyorki : 01 April 2008

    bidat ehillerinin peşinden gitmemek lazımdır bu iş şakaya gelmez…
    Yazilarindan nakli esas almadigini ögünerek söylüyor sonra “(Yazdigim eserlerde, nakil suretiyle kale kîle gitmedim, yanimda da hadis kitaplari yoktur)(Mektubat 19)” diyor. oysa ki islamiyet nakil dinidir akıl dini değildir buyurmuş islam alimleri.
    (Seleflerim; C.Efganî, allâmelerden Misir Müftüsü merhum M.Abdüh, müfrit âlimlerden Ali Suavi, Hoca Tahsin diyor. Bunlar mason idi. Böylece masonlarin yolunda oldugunu gizlemiyor. (Tarihçe-i Hayat s.67)
    amaç kotülemek değil, doğruyu göstermektir…

  45. murat diyorki : 01 April 2008

    DÜNYADA Kİ MÜSLÜMANLAR ABD EMPERYALİZMİNE KARŞI SAVAŞIRKEN SAİD NURSİNİN PEŞİNDEN GİTTİKLERİNİ SÖYLEYENLERİN LİDERİ ABD de CIA KORUMASI ALTINDA YAŞAMAKTADIR.AMERİKAN ASKERLERİNİN İŞGALİNE UĞRAMIŞ MÜSLÜMAN ÜLKELERİN VADANDAŞALRINDAN UTANMALI AMERİKANIN YEŞİL KUŞAK PROJESİNE HİZMET EDEN SÖZDE MÜSLÜMANLAR.

  46. esra sümeyye diyorki : 03 April 2008

    said nursi bu zaman da yani ahir zaman da Kuran’ı Kerim’i en iyi şekilde usulüne uygun olarak anlatmıştır eğer Mevlana ‘nın zamanında olsaydım onun gibi yazardım mevlana ahir zamanda olsaydı benm yazdıklarımı yazardı diyor…onu tanımadan kitapları okumadan asla karşı bir eletride bulunamazsınız..ve kulaktan dolma bilgilerle kimseye iftira atmayın..

  47. yılmaz diyorki : 03 April 2008

    BEDÜZZAMANA HAKARET EDENLER GİTSİNLER ESERLERİNİ OKUSUNLARA HEPSİNİ DE DEĞİL 1 SAYFA OKUSUNLAR ANLAYARAK HADİ ŞİMDİ AÇIN BİR SAYFA İNTERNETE HER TARAFTA VAR OKUYUN NE KAYMEDERSİNİZ Kİ.AMA ANLAMANIZ ŞART S.A

  48. karakul diyorki : 04 April 2008

    ben bu belgeselden önce amerikalıların yaptığı işgenceleri gösteren belgeseli izledim. Şimdi sizler dünyanın nerede olduğunu görmek için anlattığım belgeseli izleyin. Ve mademki bu kadar dindarsınız! neden bahsettiğim zulümü yapan ABD ve AB cilere tavır yerine onların dizinin dibinden ve emrinden çıkmayan adamlarınız, ırak ta yüzbinlerce kadına ve kıza yapılan tecavüz hakkında ne düşünüyorlar acaba. Şimdi gerçekçi olun lütfen,Dinimizi her şeye alet etmeyelim.

  49. gülali diyorki : 07 April 2008

    öncelikle bu eseri yapan ve yayınlayanlarardan ALLAH(CC) razı olsun.hz.üstadın hayatının bukadar sıkıntılı geçmesinin tek bir sebebi vardı oda “ALLAH(CC)NURUNU TAMAMLAYACAK”gerçegindeki sebebler dairesinde kendisine isnad edilen vazifeyi bitemamiha yerine getirmek.işte o vazifenin içinde üstadın biz müslümanlara açtıgı yol sadece imanın yoludur.ve en önemli gerçek olan ölümü bizlere hatırlatmasıdır.yani kabri yani ahirete açılan kapıyı.şunu kesinlikle unutmayın kabir kapısı üç yola açılır gayrisi yoktur.1.ehli iman için cennete.2.inanıpta inandıgı gibi yaşamayan gaflete dalmışlar için ebedi bir cehenneme.3.inkar edenlere yani kafirler için ise ebedi bir idama açılan kapıdır.işte Hz üstadın üzerinde durdugu tek konu kabrin 1.yol olan cennete açılmasıydı.arkadaşlar yorumlarınızı yaparken onagöre yapın nefsinize uymayın.ALLAH TÜM İNANANLARI 1.YOLDAN yanına alsın.Amin.

  50. hasan diyorki : 07 April 2008

    Şu adamın suratına bak iki de kahve iç. Ustada bak. İnanmıyorum ya tarihten biraz bilginiz olsun ya. Şimdi ben bu adamdan haz etmiyorum ya ben şimdi dinsiz, imansız oldum. Allah dini kendi çıkarlarına kullanıp da milleti peşinden koşturanların binbir türlü belasını versin diyorum başka birşey demiyorum. Doğuda ki ayaklanmaları kim çıkardı? Ülkeyi bölmek için elinden gelen herşeyi yaptı. Kurban olduğum allah akıl vermiş. Şeyhlerden, tarikatlardan, tekke vs ne çektiyse ülke bundan çekti. Balık hafızalı olmayalım. İster Türk ister Kürt ne milletten olursa olsun bunlara itibar etmeyin. Bir de yünümüz olsa koyundan farkımız ne olacaktı

  51. ramcho diyorki : 08 April 2008

    topluma özellikle yanlış tanıtılmaya çalışılan bu büyük islam alimini, hakkıyla tanıtan bu belgeselden ötürü çok teşekkürler.

  52. konuralp diyorki : 11 April 2008

    bu nursuzlarin simdiki reisi neden somalide veya okulu oldugu diger musluman ulkede yasamiyorda? amerikada yasiyo bunlar vatan haini amerika CIA ajani …TANRI TURKU KORUSUN

  53. ahmet diyorki : 15 April 2008

    üstat hz.lerinin eserleri binler aded sayısında bizleri saran günahları ve şeytan oyunlarına karşı risalesiyle tek başına aynı kuvvette mukavemet eden,isminide aldığı gibi bu yüzyılın hem islami bilimin hemde fen bilimlerinin aynı anda en yüksek derecede kendisinde bulunduran bediüzzaman ismini yani zamannın güzeli,zamanın en farklı ve hiç duyulmamışı,görülmemişi gibi ilgi uyandırıp hayretleri cezbeden zatıdır.allah rahmet eylesin.amin

  54. hasan diyorki : 15 April 2008

    Yav hemen benim üstte yazan eleman ne demiş yavvv:) Türkçe konuş abi türkçe!

  55. fatih diyorki : 17 April 2008

    herkesin örnek almasi gereken bir insan hele bizim cagimizda böyle insanlara dah da fazla ihtiyacimiz var

  56. soydan diyorki : 19 April 2008

    Arkadaşlar iyi güzel övüyor övünüyorsunuz. anlatıyor dua ediyorsunuz. kendini allaha dine vermiş bir zatı taktir etmek elbette normaldir. ancak; çıkardığı isyanla pek çok insanın ölmesine, kardeşin kardeşi vurmasına sebebiyet veren, ülkedeki kürt kökenli insanlara, “biz bir tohum ektik, gerisini siz getireceksiniz” diyen bu zat değilmidir? inglizle fransızla anlaşıp müslüman ülkeyi gavura satan padişahın peşinden giden onun yanında olan o değil midir? pekiii kendini dine veren insan böylesine dünyevi işlerle uğraşır mı? kendini dine veren kişi isyan çıkarıp silaha sarılır mı? Bu nasıl dindarlıktır? mevlana hangi gün eline silah almıştır? bu kişinin devamı olan kişi dünyaya eziyet eden amerikaya sığınır mı? ettiğiniz ayıptır. Birde dediğinix gibi cehennem günahkarlarla ağzına kadar dolacaktır. ama kim gide ekim kala belli olmaz, hüküm vermek size düşmez. allah allah deyip günaha girmeyiniz!!! cennette bizim cehennemde bizim, dersinki sen gidersin, bakarsın sen gitmişsin oradan el sallarsın… son olarak açık konuşayım said nursi eğer ülkeye karşı isyan çıkarmasaydı yada engel olsayd sonsuz saygı duyardım, belki peşine takılmaz ama saygı duyardım. ancak bir katile saygı duymak müslümana yakışmaz.

  57. yucel diyorki : 24 April 2008

    arkadaşlar sapkınlığın derecesi yok
    ölümün zamanı yok
    mahşerin hesabı dengesiz hayat süren insanda asla yok
    kokuyu farklı açıdan bakarak almak gerekli
    bir zamanlar bi kadın sevmiştim taki yanlış yoldaymışım
    nitekim öylesi bi dünya gördüm ki o anda dahi nasıl olur böyle bildiğim insanlar böyle olamaz demiştim
    bu devirde gerçekten para ile imanın kimde olduğu belli deil
    kim alim kim bilir kim bilmez oda belli deil
    ama bi gerçek biliorum kuran
    bilmiorum ama yolumun dosdoğru olduğu hakikatleriyle belli
    bu arkadaşların atatürke sövdüğünü biliorum
    bu arkadaşların cumhuriyete inanmadığını da biliyorum sempatik bu arkadaşlar ama ki malesef hayat maddedardır herkese farklı ambians içermez hayat ki mana bile insana verilse insanlara anlatılması için sebebiyet verilmesi şarttır
    bunca şeyin ardına belirsizlik yaşamak nedendir ki
    kökten dinci dien arkadaşlar bi defa bu memlekette din biraz olmasın istiolar sanırım ha kendi içlerinde inanç olabilir bu ayrı bi yorum
    fethullah denmiş kendi halinde bi adam artı yönde bişeyler yapmaya çalışıor
    el alemin banka soymasından kat kat iidir
    kısacası vatanınıza aşık olunuz olan ve olmayanlara karşı isyan yerine şükürü hedef nokta biliniz isyankarlıktan kaçınınız güzellikleri görün ki iyilik yapanları görün ki iyiliklerde sizi bulsun ve yaptığınız iyiliklerde görülsün bu mana alemidir
    ki hayat maddidardır o halde bırakın size zararı dokunduysa gerekeni yapın bakın ne zararı olmuş size canınızı mı almış paranızı mı sömürmüş napmış vatana mı sövmüş
    şaşarım ben bu akla
    uzun lafın kısası
    okuyup öğrenin ki sağlam konuşasınız

  58. murat diyorki : 26 April 2008

    muhteşem bir hayat ve muhteşem bir belgesel

  59. emre diyorki : 27 April 2008

    sol görüşlü bir insanım hayatımda sağ kavramı yok denecek kadar azdır.Ama bu belgeseli izledim ve izlemekle yetinmeyip kişi hakkında araştırma yaptım gerçek bir dünya vatandaşı ve olaylara kayıtsız kalmayan tepkisini her şeye karşı koymasını bilen ve sonucunda 28 yıl kadar hapis ve sürgün hayatı yatan bir insan …TEK SÖYLEYECEĞİM ELEŞTİRMEK KOLAY DAVASI UĞRUNA BİR GÜN HAPİS YATAN BİR İNSAN VARSA SAİD NURSİYİ ELEŞTİRSİN YOKSA SAYGI GÖSTERİP SUSSUN….

  60. varlık_ve_yokluk diyorki : 27 April 2008

    davası ugruna illa insanın hapis yatması diye bir şey söz konusu olamaz saçmalıkdan başka birşey değildir bu ;)
    üstelik b.s. nursi denilen adam hapis yatması onun ülkemize karşı bir tehtit oldugunu gösteriyor eserlerinde evrim teorisine(okudumamışdır allah bilir),sosyalizme,ateistlere karşı agır cümleler söyüyor sonra hoşgörüden bahsediyor ben buna gülerim.islam alimmiş buna sıfatını veren insanlar bunun peşinden giden insanlar ,islam alimimş arıyorsunuz mevlana,farabi,yunus emre(bana göre has alimdir)
    mevlananın düşncelerini avrupa,abd sevmişdir saidi kim seviyor :D mevlana üniversite profösörleri tarafından kabul edilior sevilior(müslüman değil bu adamlar) said ise sevilmior ;) sevilmeye laik biinsada değil zaten oana bakarsanız deniz gezmişde hapis yattı idam edildi alın ha olan bu ozmn böyle mantık olmaz.
    said faşistin önde gidenidir ortalıgı islam hoşgörüsü diye bulandırmışdır.islamı yanlış anlatıyordur,bilgilidir lakin islam alimi değildir.
    kitaplarını okuyun anlarsınız zaten basit cümlelerden oluşmuş kitaplar eski türkçe ile yazmasalar zaten okadar basit bi insan oldugu anlaşılır
    Bir barbarlık dönemi başlıyor; bilimler de ona hizmet edecekler.

  61. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Said-i Nursi kimdir?
    1877 yılında Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde doğan
    ve 24 mart 1960 tarihinde ölen ve bidayette Saidi Kürdi diye anılan
    bir şahsın esas gayesi, Türklüğü tahrif ederek ayrı bir Kürt
    devleti kurmaktır. Nitekim yaşamı boyunca bu amacını
    gerçekleştirmek için etkinlik göstermiştir.

  62. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Doğduğu bölgeden İstanbul’a gelen Said-i Kürdi, 31 Mart
    ayaklanmasına katılmış, Milli mücadele döneminde Kürt Teali
    Cemiyeti kurucuları arasında yer almıştır.

    (kaynak Marmara Brifingi: Orgeneral turgut Sunalp, Korgeneral
    Abdurrahman Ergeç, Tümgeneral Recai Engin, Tümgeneral, Memduh
    Ünlütürk, Tümgeneral Fazıl Polat, Kur. Alb. Fikret Küpeli…) Bu
    zamandan 1950′ye kadar risaleleri yaymaya ve cemaatini büyütmeye
    devam etmiştir.

  63. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    1950 sonrasında yazmış olduğu risalelere dayanan cemaatini iyice
    güçlendirmiş ve bu dönemki DP hükümeti le işbirliğine
    girmiştir. Atatürk’ün başlatıığı toprak reformunu yarıda
    bırakarak bölgesinin ağalara ve şeyhlerin elinde kalmasında
    büyük pay sahibi olan Said-i Nursi zamanın iktidarı Adnan Menderes
    tarafından eli öpülerek el üstünde tutulmuştur.

    1960 ihtilaliyle birlikte Adnan Menderes ve diğerleri asılmıştır.
    Said-i Nursi’nin cesedi de İhtilal subayları tarafından ortadan
    kaldırılmıştır.

  64. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Volkan Gazetesi
    Şeriat devleti isteyenlerin bütün hareketlerinin gerisinde
    emperyalizmin çirkin yüzü sırıtmaktadır. 31 Mart irtica olayında
    da Derviş Vahdeti’nin ve Melanzade Rıfat’ların iplerini elinde tutan
    gerçek güç emperyalizmdir.

    15 Aralık 1908 tarihli Volkan, İngilizlerin adem-i merkeziyetçiliği
    sayesinde Kıbrıs’ın “küçük bir İsviçre” haline geldiğini ileri
    sürmektedirler. Oysa ki Kıbrıs İngiltere hükümetinin Osmanlı’dan
    alacaklarına akrşılık rehin aldığı fakat ilk bahaneyle el
    koyduğu veişgal ettiği, nüfusunun da Yarıya yakınının Türk
    olduğu bir topraktır. İngilizlerin burayı tek kurşun bile
    sıkmadan dalavereyle ele geçirmesini ve sömürge kurmasını Volkan
    gazetesi alkışlamaktadır.

  65. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    8 Nisan 1909 tarihli Volkan: “İngiliz Hükümetinden, kuvvetli,
    mütefennin, her surette müterakki, hami-i insaniyet bir hükümetin
    mevcudiyetini hala mutasavver mir?” diyerek bugünkü Amerikan
    dalkavukluğuna andırır biçimde İngiltere’nin her yönden
    propagandasını yapmaktadır.

    İşta 31 Mart olayının başkahramanı Derviş Vahdeti dahi,
    günümüz Amerikan şeriatçılarına benzer biçimde koyu bir İngliz
    İngiliz şeriatçısıdır. 31 Mart yobazları önlerine çıkan
    ilerici subayları şehit ettikleri halde hristiyan kafirlere karşı
    davranışlarında son derece “centilmen”dirler. Yobazlara 31 Mart
    günü yollarda rastladıkları hristiyanlara korkmamaları için
    teminat vermişler, yabancı elçiliklerin kapılarına da nöbetçiler
    dikmişlerdir.

  66. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    İsyandan sonra hükümet 31 Mart olayında ünlü “Intelligence
    Service”e mensup İngiltere elçiliği baştercümanı Fitz Maurice ile
    onun ihzmetindeki yerli işbirlikçilerin marifetlerini saptamışlar
    ama bu konuyu kurcalamaktan kaçınmışlardır.

    31 Mart Ayaklanması
    Halkın temsil edildiği parlamentonun kaldırılarak, Padişahın
    mutlak egemenliğinin geri getirilmesi için çıkan ve sloganı: “Halk
    burada çoban nerede?!” olan bu ayaklanma Mustafa Kemal Atatürk’ün
    komuta ettiği Yıldırım Orduları tarafından bastırılmıştır.

    Bu ayaklanmada önemli rol oynayan Volkan gazetesi’nde de yazıları
    çıkan Said-i Kürdi Isparta’ya sürülmüştür.

  67. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Kürt Teali Cemiyeti
    1. Dünya savaşında yenilince yurd emperyalistler tarafından daha
    önce yapılmış anlaşmaya uygun olarak işgale başlandı. Ülkenin
    her yerinde Yunan ayrılıkçısı, Ermeni ayrılıkçısı Kürt
    ayrılıkçısı cemiyetler türemeye başladı.

    Isparta’daki sürgünden memleketine dönen Said-i Kürdi yine
    İngilizlerin işgal planına uygun olarak Doğu’da ve güneydoğuda
    İngiliz hükümeti destekli bir Kürdistan kurulması amacıyla “Kürt
    Teali Cemiyeti” kurucuları arasında yerini aldı.(kaynak: Marmara
    brifingi, 1971)

    Bir yandan işgalcilerle mücadele eden Ankara hükümeti bir yandan da
    İngiliz destekli gerici isyanları bastırmakta başarılı olunca
    Said-i Kürdi bu sefer M. Kemal’le görüşmek için Ankara’ya gitti.
    Amacın şeriat devleti kurmak olmadığını, ulusal temele dayanan
    devlet kurmak olduğunu anlayınca bundan vazgeçti.

    Bugün dahi Nurculukta cuma namazı kılınması farz kabul edilmez.
    Çünkü Said-i Kürdi’nin anlayışına göre ülke hala “müslüman”
    değildir. “Dar-ül harp”tir. Yani şeriatı getirmek için
    savaşılması geren topraklardır.

  68. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Bu anlayışa uygun olarak çıkan ve arkasında İngiliz desteği
    olduğu resmi belgelerle kanıtlanmış olan Şeyh Sait isyanına
    katıldığı için İstiklal Mahkemesince yargılandı ve birçok ilde
    sürgün yaşadı. İngiliz destekli bağımsız Kürdistan isteyen bu
    ayaklanma birçok şehrin yıkımına, ordunun büyük ölçüde kayıp
    vermesine ve misak-ı Milli sınırlarımız içinde olan Musul ve
    Kerkük’ün İngilizlere kalması ile sonuçlandı.

    Nur cemaati’nde Atatürk’ün “Öküz aleyhisselam”, “Beton Kemal”,
    “Deccal” gibi isimlerle anılmasınınn arkasında bu şeriatçı
    ayaklanmaların uğradığı hezimetler yatmaktadır.

  69. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Risaleleri ve fikirleri
    Said-i Nursi’nin yaşamı boyunca yazmış olduğu risalelerin tümüne
    “Risale-i Nur Külliyatı” denir.

    Türkçe konuşan insanların %90′ının anlayamayacağı bir dil
    kullanan(ve kişisel düşünceme göre hiç de derin anlamı olmayan
    ve birbirinin tekrarı niteliğinde olan) bu eser, başlarda cifir’in
    İslam dışı olduğunu söylediği halde(“cifir…, gaybı Allah’tan
    başkası bilmez ayetine karşı edep dışı bir davranıştır”)(bkz.
    Lem’alar s. 39(yazıldığı tarih 1957) daha sonraki kitaplarında
    sık sık cifir kullanarak kendisinin ve yazdıklarının ne kadar
    yüce olduğunu anlatır. Buna örnek vermek gerekirse:
    “-… İçlerinde bedbaht olanlar da said olanlar da vardır-
    anlamındaki ayetin cifir yyönünden sayı değeri 1303 eder. Hud
    Suresinde -Emrolunduğu gibi hareket et-, anlamında bir ayet olduğu
    gibi Şura suresinin 2. ayetinde de aynı anlamda bir ayet vardır.
    -Vav-la başlayan Şura suresindeki ayetin cifir yönünden sayı
    değeri de 1309 eder. Bu tarihte bütün muhataplar içinde özellikle
    birine Kur’an adına iltifat ediliyor, doğru olmak yolunda buyruk
    veriliyor. Birinci tarih(1303)de ise, Risale-i Nurlar müellifi(Said-i
    Nursi)nin ilim tahsiline başladığı tarihtir. İkinci ayetin tarihi
    ise O müellif(Said-i Nursi)nin harika bir şekilde pek az bir zamanda
    ilimce en son noktaya ulaştığı(!), tahsili bitirdikten sonra ders
    vermeğe başladığı ve 3 ayda, bir kış içinde, 15 senede ancak
    okunabilen 100′den çok kitap okuduğu ve o zamanın o muhitte en
    ünlü alimlerinin yanında o 3 ayın mahsulu fakat 15 yılın mahsulü
    kadar olan ilimleri kazandığı, ne kadar büyük bir alim olduğunu;
    hangi ilimden olursa olsun sorulan her soruya en doğru cevabı
    vermekle ispat ettiği tarihe rastlar.”(Tasdik-i Gaybi, s. 61-62, yıl
    1958)

  70. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Ayrıca Hz. Ali’nin vbg. İslam Dünyası’ndaki ünlü kişilerin
    sözlerinden cifir yaparak kendisini haber verdikleri anlamını
    çıkartır. Oysa İslam’da gelecekten haber vermek yasaktır!…

    Said-i Nursi bir yerde de kendisini şöyle tanıtır:
    “İngiltere’nin en yüksek bilim kurulu, Şeyhülislamlık’a 6 soru
    sorup cevabını istediği zaman; o 6 soruya 6 kelimeyle cevap veren;
    Yabancıların en çok önem verdikleri ve bilginlerinin en esaslı
    düstur saydıkları ilkelerine, gerçek ilim ve marifetle karşılık
    verip üstün çıkan;
    …. Gerek Avrupa filozoflarına, gerek ülemasına ve gerek okullarda
    yetişmiş olanlara meydan okuyan, kendisi hiç soru sormadan sorulan
    soruları eksiksiz cevaplandıran…”(Lem’alar Risalesi)

    İşte Said-i Nursi böyle üstün bir kişi olduğunu kendisi
    anlatıyor…

  71. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Ayrıca İzmir ve Erzincan Depremleri için şöyle dediğini F. Gülen
    kendisi naklediyor:”Ya oralarda hiç hizmet eden yoktu(dine hizmet
    eden) veya onlar yenik durumda idiler ki bu bela başlarına geldi.”.
    Yani müslümanı varsa bile azınlıktıaydı. Depremler bu yüzden
    olmuştu.

    Fethullah Gülen de bu söze dayanrak şunu ekliyor( Prizma 2 sf 66): ”
    -Devlet bu belayı hazrıladı, altyapı hazır değildi, inşaat
    ruhsatı verilmemeliydi vs.- diyorlar. Halbuki İslam inancına göre
    maziye ve musibetlere kader açısından bakılır. Artık bu safhada
    bize Allah’a tevekkül etmek düşer. Yoksa böyle bir bakış
    açısı, musibeti Üstad’ın ifadesiyle ikileştirir.”

  72. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Adnan Menderes ve Said-i Nursi
    “Ben kütüğü aday göstersem milletvekili seçtiririm.”, “İstersem
    hilafeti geri getiririm” söylemlerinde bulunan ve Anaaysayı ihal
    ederek diktatörlük yolunda giden Adnan Menderes Doğu’daki ve
    Güneydoğu’daki şeyh, ağalık oluşumu düzeltmek için Atatürk
    döneminde başlatılan toprak reformunu sürdürmek bir yana oranın
    sömürücüleri olan ağalarla ve şeyhlerle işbirliğine girmiştir.
    Said-i Nursi’nin de elini öpmek seviyesine kadar düşerek cemaate
    hoş görünmeye çalışmış ve başarılı da olmuştur.

    Yetiştirilmiş beyinleri ülkeye kazandırmak için Atatürk
    tarafından kurulmuş olan köy enstitülerini kapatan ve yerine imam
    hatip okuları açan, demiryollarını “komünist işi!” diye bırakan
    ve ulaşımda, sanayide, ticarette ülkenin geri kalmasına yol açan
    Adnan Menderes ülkeyi Amerikan benzinine bağımlı kılmayı tercih
    etmiş, ABD’nin isteği üzerine uçak fabrikasını kapatmıştır.

    Demiryollarına halen bir çivi bile çakılmamış olması ülkemizin
    Mobil, BP gibi AB güdümlü sermayenin bir nuamralı sömürgesi
    yapmakta, Avrupa2nın toplamında daha çok kamyona sahip olmamıza
    neden olmakta ve trafik kazalarını bir katliam boyutuna
    çevirmektedir. Bütün bunların sorumlusu halka gerçekleri anlatmak
    yerine cemaat bilinci aşılayıp uyutanlardır.

  73. ayseutku diyorki : 28 April 2008

    Özgür bir Kürdistan tohumu ekiyorum. Onu geliştirip büyütün“Yalnızca bir dakika durup düşünün. Yukarıdaki tümceyi kim söylemiş olabilir? Apo mu? Aklınıza hemen Apo geldiyse, aslında bir bakıma başarılı oldular demektir. Görünen düşmana karşı Türk”ün savaşması zor olmaz. Ama saf Türk halkının görünmeyen sinsi düşmana karşı savaşması çok daha zordur. Yukarıdaki tümceyi söyleyen kişi amansız bir Türk düşmanı olan ve son soluğuna kadar Türkiye toprakları üzerinde bir Kürdistan kurma düşüyle ölen Kürt Said ya da çoğunun bildiği adıyla Nurculuğun kurucusu Said-i Nursi”dir. Bu tümce, bir zamanlar çıkarılan ve kime hizmet ettiğini herkesin çok iyi bildiği Özgür Ülke gazetesinde yayınlanmıştır. Yine bu gazetenin ifadesinde ve diğer Kürtçü yayın organlarında Kürt Said için “devrim şehidi” ifadesinin kullanılması nurculuğun hangi ereğe hizmet ettiğinin en kesin kanıtıdır. Nurculuk savaşla ulaşılamayan bir hedefin sinsi bir düşünce yapısı ile başarılması uğraşıdır. Bu uğraşın ana hedefini de Türkiye”nin doğusunda bağımsız bir Kürdistan kurmadır.

  74. filozof diyorki : 29 April 2008

    hakkında pek çok şey duyduğum kendi düşünceme görede görmedğimim için ne arkasına takılıp giderim nede laf edenlere uyarım.. bazı arkadaşlara sorarım yok alim yok muhterem vs.. diyolarda laf edenlerden bi farkları kalmıyor çünkü hakkında atıp tutanlar duyduklarını anlatıyolar övgü diyenlerde cemaatte sağda solda duyduklarını anlatıyor diye düşündüğüm zat..
    Arkasından giden azımsanmayacak bir kitlesi vardır..

  75. alpbozkurt_55 diyorki : 29 April 2008

    ayseutku arkadaşımıza en içten dileklerimle katılıyor ve teşekkür ediyorum.hepsi bir oyunun parçası ve uşağı.

  76. yucel diyorki : 30 April 2008

    ayşe utku bu kadar itinayla yaptıın inceleme neyin nesidir ayrıca kendinizi tanımlarmısınız savunduğunu rejim komunist rejimmidir bunlarıda söylemelisiniz bence
    şimdi şöyle birşey var herkes bi taraf tutucaktır ama gerçek olan şu ki said nursi kürdidir ve doğuya okul yaptırmayıda hedeflemiştir yanlız buna sebep olarak oradaki ermenilerin çoğalıp kürtleri deiştirip yakın bi gelecekte türkiye alehtarı yapacaklarıda yatar ki bölede olmuştur lanet olası pkk yı devrimci sosyalist geçinen arkadaşlardan ise bu ayse utku bilmiorum ne derece samimilikle pkk ya vatan haini diycektir hayır sizi tenzih ederim zira içinizdeki esaslı şey benim için çok müim gerçekten vatana millete söven çok sosyalist tanıdım kendi yargılarımda bi açıdan sosyal bi dengeye hakim kılar ve her detayın devletle iç içe olması taraftarıyımdır ama apaçık devlete sövme ilkesi said nursi aklıyla ölçüşmüor hayır yani ayse utku görüş akımları çok şiddetlenior zaten milyon adamda yorum yazmış sebep demekki burda ciddi kati bi ışık var ve kinliyide ona ilgi duyanıda ondan nefret edeni ve ona hayranıda çekebilior sölermisin stalin kaç adamı çekmişti stalin müslüman köylerini yaktırmadımı buda bi görüş akımı
    buyrun artı opsiyon bi soru daha size bebek öldürmekmi komünizm yada devrim inanmamakmı duygusallığın çıkış noktası ruhu yoketmek mi daha mükemmel kılan
    doğru hayat maddesel ama manada duyguları temsil edior bundan kaçmak çözüm deildir
    buyrun hodri meydan
    ayse utkunun bidaha buraya gelceini sanmıorum yorumumun ardına neler yazılmış merak ettim ve okudum ama ki destan yazılmış resmen ki oda bana cvp deil eleştirilen şahısa yazılmış ne bilim demekki önem arzedior

  77. yucel diyorki : 30 April 2008

    ayse utku sana göre apo türkmüdür
    ayse utku sen kürdmüsün deilmisin ermenimisin deilmisin
    yada saf kan türkmüsün deilmisin
    bu memlekette bu milleti yöneten kaç adam türkdü ki zaten

  78. yucel diyorki : 30 April 2008

    arkadaşlar sapkınlığın derecesi yok
    ölümün zamanı yok
    mahşerin hesabı dengesiz hayat süren insanda asla yok
    kokuyu farklı açıdan bakarak almak gerekli
    bir zamanlar bi kadın sevmiştim taki yanlış yoldaymışım
    nitekim öylesi bi dünya gördüm ki o anda dahi nasıl olur böyle bildiğim insanlar böyle olamaz demiştim
    bu devirde gerçekten para ile imanın kimde olduğu belli deil
    kim alim kim bilir kim bilmez oda belli deil
    ama bi gerçek biliorum kuran
    bilmiorum ama yolumun dosdoğru olduğu hakikatleriyle belli
    bu arkadaşların atatürke sövdüğünü biliorum
    bu arkadaşların cumhuriyete inanmadığını da biliyorum sempatik bu arkadaşlar ama ki malesef hayat maddedardır herkese farklı ambians içermez hayat ki mana bile insana verilse insanlara anlatılması için sebebiyet verilmesi şarttır
    bunca şeyin ardına belirsizlik yaşamak nedendir ki
    kökten dinci dien arkadaşlar bi defa bu memlekette din biraz olmasın istiolar sanırım ha kendi içlerinde inanç olabilir bu ayrı bi yorum
    fethullah denmiş kendi halinde bi adam artı yönde bişeyler yapmaya çalışıor
    el alemin banka soymasından kat kat iidir
    kısacası vatanınıza aşık olunuz olan ve olmayanlara karşı isyan yerine şükürü hedef nokta biliniz isyankarlıktan kaçınınız güzellikleri görün ki iyilik yapanları görün ki iyiliklerde sizi bulsun ve yaptığınız iyiliklerde görülsün bu mana alemidir
    ki hayat maddidardır o halde bırakın size zararı dokunduysa gerekeni yapın bakın ne zararı olmuş size canınızı mı almış paranızı mı sömürmüş napmış vatana mı sövmüş
    şaşarım ben bu akla
    uzun lafın kısası
    okuyup öğrenin ki sağlam konuşasınız
    ( aslını astarını tam olarak araştırın okumaktan bilmekten korkmayın “korkma sönmez bu şafaklarda yüzen en son ocak” )

  79. alp er tuga diyorki : 01 May 2008

    yucel stalin turkleri asimile etti kirim turkleri tatar vs turkler olmasaydi yeryuzunde tek muslumani yasatmalazlardi ve istiklal marsini dahi bilmiyorsun ahkam kesiyorsun en son ocak_ dil ALSANCAK saidi kurttur ve kurt millietcisidir. yucel sen turk olduguna eminmisin?

  80. farabi_ diyorki : 03 May 2008

    ellerinize sağlık emeğinize sağlık daha izlemedim ama çok güzeldir herhalde emeği geçen herkese çok teşekkürler………………………

  81. ata diyorki : 03 May 2008

    buadam kürt teali cemiyetini niye kurdubunun dabi düsünün derim

  82. ahmet gül diyorki : 05 May 2008

    bu adamın kim olduğunu pek bilmiyor insanlar.bu adam bir numaralı türk ve türklük dişmanı.bilgi almak isteyenler kanal türkte bu adamla ilgili yayınlanan bir makale var. araştırsınlar ve okusunlar ve bu adamın ne mal olduğunu öğrensinler.körü körüne, adam hakkında bilgi edinmeden adama tapmanın bir alemi yok. bizler bu yüzden bilmeden inanarak bu hallere geldik…biraz araştırın.

  83. yucel diyorki : 05 May 2008

    birisi benim türk olup olmadıımı sormuş ben asimile olmuş bi türküm desem çok olmaz herhalde kürt millyetçisi olduuna zaten katılıorum
    ayrıca köküm yörüktür ve bende bir yörüğüm zaten bu milletide türkler yönetmez

  84. mehmet diyorki : 05 May 2008

    bediüzzamanın dediği gibi osmanlı nice alimler yetiştirmiş niceler islamın bayraktarı olmuştur. Allah(c.c) hak olandan yana olsun ama işin garip tarafı ibrahim ile nemrut aynı yerde yaşamışlar (urfa da )bişeyler çağrıştırıyor mu? kürt yeali cemiyetinin kuruyuucusu şeyh saiti palodur ki d.bakırlı mdeğil bingöllüdür ben bitlisliyim seyh saiti palo kumutasında görev almış yaşayan bi tanıktan duydum tarihi palavralarınızı… o bile kürtlük için değil şeriat için ayaklanmış konyada ayrı ayrı üç seriat ayaklanması gibi anlayacağın kürtlük değil… bir devletin rejimi değiştirilmiş doğru veya yanlış bunun elbet ayaklanmalar baş kaldırışlar takip eder ama o rejimin karşıt taraftarı yaparbaşkaldırışları… ayse utkuu senin o komutan zincirinin bir devir kuranın ezanı türkçeleştirip arapça olanları yaıp denize döktükleri yıllar şimdi ben sana mı komutanlarına mı gerçekleri bizzat yaşamış adamlara mı aldaniyim ha ben hemşerim olan saiti nursiyi taraftarlığını yapmıyorum kuran var ve değiştirilemeyeceği allahın garantisinde tek kitap onu okuyon ama din alimlerine karşıda (düşmanınız dahi olsa) saygıda kusur etmeyin iftiralardan uzak durun derim allah neyseki ayse utku sana bi hadis söyliyim peygamber efendimiz şöyle buyurmuştur. İnsan sevdikleriyle beraberdir. sevdiklerinle sana mutluluklar dilerim ama sevdiklerimizede iftira etme bizi üzme. doğru neyse işşallah onu elde edersinde peygamberimizide mutlu edersin haşeyh saitli ha seyh saitsiz …… lütfen kardeşliğimizi bozmayın(türk-kürt) bütün müslümanlar kardeşimizdir. bizi bırakalım çeçen,filisitnli kardeşlerimize bakalım bak kudüs dinlerin direğini hristiyanlara kaptırdık geri alalım peygamberler sancağını emanetimizi ihanet etmeyelim

  85. mehmet diyorki : 05 May 2008

    gitti kudüs hristiyan ve yahudilerin elinde birçok müslüman anne bacıya tecavüz girişimleri nice şehitler dururken tek bir toprakta tek pencereyle bakış açımızı değiştirmeliyiz biz dünyaya şeyh saitleri tartışma bozgunculuk çıkarmaya gelmedik alkahım dinin muzaffer kılmaya allahı yüceltmeye gönderildik ikilikler bizi zayıflatır ikilik çıkartmayalım gelin el ele verip gene islamı zirvfelere çıkartalım türk asıllı osmanlıdaki gibi kürt asıllı selahaddin eyubilerdeki gibi biz ırkımızı seçmedik öyle bi şansımız olmadı ama dinimizi biz seççtik neden ortak paydada birleşmeyelim itiraf etmeliyimki dünyaya çeçen olarak gelmek isterdim ki en iyi islamiyeti onlar yaşadığı için …. ortak amacımız dinimi yüceltmekse neden tartışıyoruz ki cennete tek bir yoldan gidilmiyor sonuçta kimisi daha çok dua ile kimisi daha çok namaz ile kimisi kalb ile kimis akıl ile gidin der. ama ikiside Allah için der. Aynaya baktığınızda kanlar içinde bir filistinli yada bembeyaz yüzlü bi çeçen şehidi görüyonuz mu? da dininize islamiyet müslümanlığa sahip çıkmaya çalışıyorsunuz Allah hepimizi bu korkaklık yüzünden cezalandırmasın varsa cesaretiniz niye bunu tartışmıyorsunuz tarihin değiştirilmesi bir kağıta bağlı bir muhabbete takılı kalıyorsunuz seyh saitin doğru veya yanlış olduğunu kurana bakıp tartın çok merak ediyorsanız
    kurana ters bi yazısı varsa yanlış yoksa doğrudur kuran gibi değerli bi teraziniz var. sonuçta risale-i nur da bir dini kaynaktır ve değiştirilebilir bi niteliğe sahiptir. Komşusu aç iken kendi tok yatan bizden değildir h.z Muhammed s.a.v komşun aç değil açtanda beter halde sen hala müslümanım diyebilenlerden misin

  86. ŞaHMaRaN diyorki : 11 May 2008

    GERÇEK İSMİ SAİD’E KURDİ DİR FETTULLAH GÜLEN VE ARKADAŞLARI KÜRTLERİ SEWMEDİİNDEN SAİDE NURSİ DİYE HERKESE TANITTILAR AMAÇLARINADA ULAŞMIŞLAR

  87. asimo101 diyorki : 12 May 2008

    ayse utku ya öncelik le akıl fikir vermesi için bundan sonra allaha her gün dua edecem LÜTFEN okumadan yorum yapma yada tek taraflı okuma bide yazdığın sözde kanıtlarda geçen sözleri neden kesiyorsun ve yapıştırıyorsun tam yazsana asıl ne dediklerini kastettiklerini bi kere sizin de benim de hangi görüş olursa olsun onu okuduktan sonra kabullenmemeli zıttını da okuyup fikir sıkıştırması yaparaktan gerçeklern ne olduğunu anlamalıyız.GİDİP ORDAN BURDAN PARÇALAR KESİP YAPIŞTIRARAK BU İŞ OLMAZ SEN BENİM NE OLDUĞUMU BİLMEZSİN AMA BEN SENİN NE MAL OLDUĞUNU BİLİRİM.Bİ DAHA BİLMEDEN OKUMADAN KONUŞMA OKU DA GEL TAMAM MI AYRICA PALAVRALARINIUZI DAHA TUTARLI SEÇİN Kİ İŞ YAPABİLESİN OK? BİRKERESİNE AYAKLANAN SAİD O DEĞİLDİR AYAKLLANAN ŞEYH SAİD TİR.VE HİÇ Mİ HİÇ GÖRÜŞMEMİŞLERDİR VE DE UĞRAŞLARI FARKLI ALAN LARDIR.BAK EĞER ATIP TUTACAĞINA VEDE SADECE TEK TARAFLI OKUYACAĞINA HERŞEYİ OKUSAYDIN ANŞLARDIN NE DİYİM ALLAH AKIL FİKİR VERDSİN

  88. kadir diyorki : 16 May 2008

    yaw arkadaslar ne kurdistan kurması bilginiz olmadan boyle seyler konusmayın ben kurt deilim ama o zat ın allah için kur an için çalıştığına kalbimden inanıyorum.ayrıca bilginiz olmadan bir konuya yorum yazmanız hiç hoş deil sizi kınıyorum sozum o cümleleri kuranlara allah razı olsun allah rahmet eylesin saygılar..

  89. kadir diyorki : 16 May 2008

    ayrıca ayseutku sen ne yaptıgını bilmeyen birisin allah akıl fikir versin inş. bu dunyada hatalarını anlarsında ahirette pişman olmassın.allah sen ve senin gibileri ıslah etsin size bu duayı ediyorum.baskalarını elestirmek yerine once kendine bir bak.o zat hakkında biraz bilgin olsaydı cok farklı cumleler yazıcaktın.zaman kotu zaman senin gibi insanlara ne desen bos allah ıslah etsin.amin..

  90. gul diyorki : 17 May 2008

    asimo101 arkadasimiz cok guzel soylemis Allah ayseutku gibi insanlara akil versin asimo101 cok dogru soylemissin ama arkadasim oyle insanlar akillanmazlar sadece dedigin gibi gidip ordan burdan sayfalar kopyalamayi bilirler.Cok sey bildiklerini boyle insanlari kotuleyerek cok buyuk isler yaptiklarini zannederler geriye donupde baktiklarinda sadece kendilerini avuturlar.Sen ne biliyorsun bu insan hakkinda bildiklerin hic birsey ve asilsiz suclamalar.Hissediyorum ve inaniyorumki senin gibi insanlar ahirette o buyuk mahkeme onunde on paralik olacaklar cunku bu kisi hakkkinda bildigin birsey var oda hicbirsey bilmemendir.Once bence o adini soyleyipde okumadigin RISALE-i NUR kitabini okuda ondan sonra gel birde demissin “turkce konusan insanlarin %90′ının anlayamayacağı bir dil kullanan” kizim sen bence bu kitabin yuzunu bile acmayiksin yada soyle diyim sen bizimle ayni dili konustuguna eminmisin vallaha sen bu kitabin yuzunu acmis olsaydin anlamadigin bir kucucuk kolay bir kelimenin bile sayfanin assagisinda ozenle hergun yasantimizdaki konustugumuz dil gibi cevrilmis oldugunu gorurdun herkes senin gibi cahil deil bediuzzaman 19. yuzyilda yasamis ama eserlerini 21.yuzyilda yasayan bizler cok iyi anliyoruz.Bediuzzaman ve onun fikirlerini yok etmek isteyenler, sonunda kendileri yok oldu.Bediuzzaman, Nur hizmeti milyonlarin gonlunu aydinlatmaya ve butun dunyayi sarmaya devam etti.Kitaplari butun dillere cevrildi, bilim adamlari RIsale-i Nur eserlerinin daha iyi anlasilmasi icin calismalar baslatti.Bugun dunyanin en cok okunan kitaplari arasinda yer aliyor.Senin gibi insanlar istesede istemesede Kur’an’in olmez bir tefsiri olan bu kitabi rabbimiz vatanimizin selameti ve milletimizin bekasi icin, bu nurlu hizmeti daim etsin, bizleride dahil etsin.Sizleride islah etsin insallah. Toplum boyle insanlarin bilincsizligi yuzunden cokuyor.SOn olarak bu zat hakkinda kotu soz soyleyenlere Bediuzzamanin sozlerinden: “Cenab-i Hakki bulan neyi kaybeder ve Onu kaybeden neyi kazanir?Yani Onu bulan herseyi bulur.Onu bulamayan hicbirseyi bulamaz.BULSADA BASINA BELA BULUR.”Birinde kusur ariyorsaniz once kendinize donup bakin!!!!!!!!

  91. nusret diyorki : 19 May 2008

    ayşeutkuya tarih dersi vermek için kayseriye davet ediyorum.çok zahmet çekmiş ama yazık daha gerçekleri anlamamış.üstadı sevmeyen izlemesin.

  92. nusret diyorki : 19 May 2008

    tebrikler kadir

  93. nuh diyorki : 20 May 2008

    ALLAH üstaddan razı olsun…

    üstadı anlayamayanlar da varmış… ama nede olsa
    geceleri uykularını bölüp şefkatinden ağlamak;

    mitingte güya islam için bağırıp sonra kahvede kumar oynamaya benzemese gerek…

    hayatının 28 yılını İslam için esaret altında geçirmek;
    bazılarımız gibi Ya Allah bismillah Allahu ekber diye bağırıp akşam en sevdiği dizi filmi seyretmeye benzemese gerek…

    hem Allah için çekilen soğuk hapis eziyeti;
    din isteriz deyip sonra sıcak yatağında maç seyretmeye benzemese gerek…

    Allah akıl fikir versin…

  94. nuh diyorki : 20 May 2008

    said nursi’nin kürt teali cemiyeti kurduğu filan da yalan.. onun davasını çürütmek isteyanlerin uydurması hani ahmakları belki kandırırız diye….

  95. nusret diyorki : 21 May 2008

    Said Nursî’nin hayatını, mesleğini ve dünya görüşünü lâyıkıveçhiyle bilmeyenler, onunla ilgili söz ve yazılarında hata üstüne hata işlemekten bir türlü kurtulamıyor.

    Aradan seksen–yüz yıllık bir zaman geçmiş olmasına rağmen, Üstad Bediüzzaman’ın Mutlakıyet dönemi ile Meşrûtiyet’in ilânı (1908) günlerindeki rolünü bilmeyen, hatta tümüyle yanlış şekilde bilenler var.

    Kezâ, onun bilhassa 31 Mart Vak’asındaki (1909) yatıştırıcı yönünü bilmediği gibi, aksine sanki kışkırtıcı bir rol oynamış gibi Said Nursî’yi öyle tanıyan ve tanıtan kimselere rastlamaktayız.

    Aynı çarpıtılmış görüşler, maalesef Şeyh Said Hadisesiyle (1925) ilgili yorum ve değerlendirmelerde kendini gösteriyor.

    Ne var ki, bu tarihten sonraki dönemler itibariyle, Said Nursî hakkında yazılanlarda, o zâtı herhangi bir vukuatla irtibatlandırmanın esâmisi dahi bulunmuyor.

    Meselâ, İzmir Sûikastı (1926) Menemen Hadisesi (1930), Ticaniler Vak’ası (1951), Malatya Hadisesi (1952), 6/7 Eylül Olayları (1955) gibi…

    Yani, Said Nursî’nin 1925–1960 yılları arasında geçen 35 yıllık zaman zarfında yaşanmış “irtica–mirtica kokulu” hiçbir hadise ile doğrudan, yahut dolaylı şekilde herhangi bir irtibatı kurulamıyor.

    Evet, en ahmakça yorum ve değerlendirmede bulunanların dahi, bu noktada suçlayıcı herhangi bir iddia veya isnatları bulunmuyor. Yok, yok…

    Acaba, bu son derece açık ve yalın gerçeğe rağmen, Said Nursî’yi 1925′ten evvelki menfî hadiseler sebebiyle karalamaya çalışanların aklına şu suâlin gelmemesi garip değil mi: “Yazmış olduğu eserleri ve kazanmış olduğu talebeleri itibariyle, özellikle 1925′ten sonra en güçlü dönemini yaşayan Bediüzzaman Said Nursî’nin karıştırıcı, kışkırtıcı, yani menfî herhangi bir hareketine niçin rastlanılamıyor? Kendisi olmadık sıkıntılara düçâr edildiği, hapis, sürgün, zindan, zehirlenme gibi türlü işkenceli bir muameleye mâruz bırakıldığı halde, neden hiç kimseyi incitmedi veya misillemede bulunmadı? Üstelik, misillemede bulunulmamasını ve intikamının alınmamasını talebelerine tavsiye etti, vasiyet etti?”

    Evet, kalbinde, vicdanında bu suâllerin cevabını arayan ve bulan bir kimsenin, Said Nursî’yi nisbeten karanlıkta ve sis perdesi altında kalmış olan 1907–1925 yılları arasındaki o çalkantılı dönemler itibariyle de suçlamaya, yahut karalamaya çalışmaz.

    Zira, bir kimsenin siyaset, kuvvet veya şiddet yoluyla hedefe varmak gibi bir düşüncesi varsa, bunu hayatının her safhasında fırsat buldukça açığa vurur. Mutlaka bir takım teşebbüslerde bulunur.

    Ne var ki, Said Nursî, hayatının hiçbir devresinde kuvvet–şiddet metoduna tenezzül etmiş değil. Bilâkis, bu tarz bir metodun, dahilde hiçbir sûrette kullanılmaması gerektiğine inanmış ve bunu da daima talebelerine ders vermiştir.

    Hakikat budur, bundan ibarettir. Gerisi ya kasıt, ya da cehalet kaynaklıdır.

    Yazımızın sonunu, Üstad Bediüzzaman’ın “son dersi”ndeki bir ifadesiyle bağlayalım: “Aziz kardeşlerim! Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir. …Evet, mesleğimizde kuvvet var. Fakat bu kuvvet, âsâyişi muhafaza etmek içindir. …Bu kuvvet dahile karşı değil, ancak hâricî tecavüze karşı istimal edilebilir. …Bunun içindir ki, bütün hayatımda bütün kuvvetimle âsâyişi muhafazaya çalışmışım.” (Emirdağ Lâhikası, s. 455)

  96. nusret diyorki : 21 May 2008

    Bediüzzaman´ın Kuva-yı Milliyeye desteği
    Yazar: Cevher İlhan
    19.05.2008
    Her 19 Mayıs’ta, özellikle resmî kanallarında bir dizi “nutuk” çekilir; Anadolu’daki Kuva-i Milliye için övgüler dizilir. Bir şeyhülislâmın “Anadolu hareketi”ne karşı oluşu binbir iftira ve tezviratla İslâmın ve Müslümanların aleyhine istimal edilir.

    Ne var ki her defasında cihâdın, İslâmın istiklâl ve haysiyeti, ülkenin şeref ve izzeti ve hükümranlık hakkı için Müslümanlara farz kılındığını ilân eden, İstanbul’un ve Anadolu’nun işgaline kaşı çıkıp Kuva-yı Milliyeye fedakârâne destek veren âlimler ve mücâhidler “unutulur”!

    Oysa başta Bediüzzaman Said Nursî olmak üzere, o günkü Osmanlı âlimleri, “cihad fetvası” ve “beyannâmesi” neşretmekle kalmaz; Hilâfet adına cihâdın şartlarını ve ilânını belirlemekle yükümlü devrin Diyanet Dairesi olan Meşihât-ı İslâmiye’de Anadolu ve bütün Osmanlı ülkesinde nasıl tesirli hale gelebileceği yolunda fikirler geliştirirler. Anadolu’daki İstiklâl mücadelesinin bütün İslâm dünyasına iletilmesi ve dünya Müslümanlarının desteğinin alınması üzerinde çalışmalar yaparlar.

    Dolayısıyla Bediüzzaman’ın hayatı ve eserleriyle ortaya koyduğu Kuva-yı Milliye desteği, başta Meclis zabıtları olmak üzere bir çok devlet belgesinde tevsik edilmiştir. Bediüzzaman’ın Kuva-yı Milliye hareketine desteğini yok saymak, dahası “aksini” iddia bühtanında bulunmak, olsa olsa “önyargı”nın ötesinde menhus maksatlar hesâbına sinsî bir saptırmadır…

    “HİDEMÂT-I BERGÜZÎDE-İ VATANPERVERÂNESİ”

    Bediüzzaman, Birinci Dünya Savaşının başlaması üzerine talebeleriyle “Doğu Milis Teşkilâtı”nı kurar. Van-Bitlis cephesinde Gönüllü Alay Kumandanı olarak talebeleriyle birlikte Ermeni komitacılara karşı savaşır.

    Esâret dönüşü Harbiye Nâzırı Enver Paşa’nın kendisini Nezârete dâvet edip takdir ettiği, Pasinler’de Harp Cephesinde te’lif ettiği İşârât’ül İ’câz tefsirini bastırmayı teklif edip kağıdını aldığı Bediüzzaman’a, hem de vatana ve istiklâliyete dair hizmetlerini inkâra varan isnadı yapmaya yeltenenler, belli ki sırf bir karalama kampanyasının maşası olmaktalar…

    Peki bunlar, Şeyh’ül İslâm Musa Kâzım Efendi’nin Bediüzzaman’a “mahreç” pâyesi verilmesi için hazırlayıp Padişah’a sunduğu tezkerede,“Bitlis’te Ruslarla vukua gelen muharebata (savaşa) iştirak edip esir düşmüş; aşairin (aşiretlerin) harbe sevki hususundaki mesâi-i hâmiyetmendânesine (hâmiyetlicesine mesâisine) ve müşâhid olan hidemât-ı bergüzide-i vatanpervânesine (seçkin vatanperverâne hizmetine) binaen bir rütbe-i ilmiye ile taltifi (ödüllendirilmesi), Harbiye Nezâret-i Celîlesinden (Millî Savunma Bakanlığı – Genel Kumraly Başkanlığı’ndan) iş’ar olunmuş (bildirilmiş) ve âhiren (daha sonra)Dâr’ül Hikmeti’l İslâmiye azâlığına tayin olunarak tanzim edilen irâde-i seniye layhası leffen (sözle) arz ve takdim edilmiştir” denilen belgeye ne diyecekler?

    Padişah’ın, Bediüzzaman’a Osmanlının en yüksek pâyesi olan “mahreç pâyesi” verilmesine dair 18 Zilkade 1336 / 26 Ağustos 1334 tarihli “Dâr’ül – Hikmeti’l – İslâmiye azâsından Bediüzzaman Said Efendiye mahreç pâyesi tevcih olunmuştir. Bu irâde-i seniyyenin icrasına Meşihat memurdur” diye yazılan “irâde-i seniyye”si, bütün isnadları ıskartaya çıkaran onlarca “belge”den bir tanesidir.

    Bediüzzaman’ın Kafkas cephesinde Ruslarlara ve Ermenilere karşı Milis Kumandanı olarak fedakârâne hizmetlerini görmezden gelmek, ardından Kuva-yı Milliye desteğini ketmedip “Kuvva-yı Milliye karşıtı” göstermek, gerçekleri göz göre göre tersyüz etmektir.

    BEDİÜZZAMAN MİLLET MECLİSİ’NDE…

    Bütün bu hizmetlerinden dolayıdır ki, zaferden sonra defalarca Ankara’ya davet edilir. Millet Meclisi’nde milletvekillerinin teklifiyle kendisine “hoşâmedi” (hoş geldin merâsimi) yapılır; kürsüye gelerek Anadolu gazilerine ve zafere dua eder.

    İngilizlerin İstanbul’u, diğer ecnebilelerin Anadolu’yu işgâlinin, asıl milletin mânevî ve ahlâkî hayatına vurduğu darbeye dikkat çeken Bediüzzaman, “Bana en ziyâde şedid (şiddetli) görünen mânen ahlâkımıza vurduğu darbedir. Çekirdek halinde olan secâya-yı seciyeyi (kötü ahlâkı) içimizde inkışâf ettirdi” diyerek İngilizlerin İstanbul’da ve diğer ecnebilerin Anadolu’da Müslüman gençler ve ahali arasında işgâlle birlikte içki, kumar gibi ahlâksızlığı yaymalarına yanar. Bozulan ahlâkın nesilleri mahvedeceği endişesini dile getirir.

    Keza Meclis’te yayınladığı on maddelik beyânnâmede, “Bu inkılâb-ı azimin temel taşları sağlam gerek” uyarısını yapar. İslâm düşmanlarının asıl maksadının mukaddesat ve ahlâkı tahrip etmek olduğunu, bunun için en evvel inancın tahkimine, ahlâkın ihyasına çalışılmasının gereğini belirtir. Mebusların namazdaki gevşekliklerini ikaz eder.

    Meclis zabıtlarında da açıkça okunan Kuva-yı Milliyeye desteği hakkında Eskişehir müdafaanâmesinde “evhâmlı bazı iddialara karşı” şu cevabı verir:
    “…Ankara’ya dostane gittiğimde, Büyük Millet Meclisi’nin sami’in (dinleyici) locasında görünmemle beraber, İngilizlere karşı Hutuvat ı Sitte nâmındaki eserimle müdafaatımı takdir ile yâd eden meb’usların şiddetli alkışlar ile karşılamaları bunların bu yanlış mânâlarını kökünden keser..,”

    Bediüzzaman, Kasım 1918’de İstanbul’a geldiğinde büyük bir ilgiyle karşılanır. Gazeteler İstanbul’a gelişine birinci sayfada verir.

    Ardından “ordunun kontenjanı”ndan Dâr-ül Hikmeti’l İslâmiye âzâlığına getirilir. Osmanlı Devleti, ciddî sıkıntılar içinde. 13 Kasım 1918’de İstanbul’a asker çıkaran İngilizler hızla Başkenti ele geçirir.

    İşgal gücü sâdece İstanbul’u işgâlle kalmaz, istilâcı politikalarını destekleyecek kamuoyu oluşturmaya çalışır. Bunun üzerine Bediüzzaman, İngiliz propagandalarına kapılanların etkisini kırmak ve halkı ikaz edip uyandırmak için “Hutuvat-ı Sitte” (şeytanın altı aldatması) adlı eserini neşreder.

    “Harb-i Umumîde mağlubiyetimizden dolayı fazla müteessir olduğunuzu görüyoruz” diyenlere, “Ben kendi elemlerime tahammül ettim. Fakat, ehl-i İslâmın eleminden gelen teellümât (elemler) beni ezdi…” diye cevap verir. İşgâlci İngiliz kuvvetlerine karşı “Lânetli şeytandan Allah’a sığınırım” (Bakara Sûresi, 168, 208) ve “şeytanın peşine düşüp gitmeyiniz” (En’am, Sûresi, 142) âyetlerini zikrettiği eserin başında şöyle bir giriş yapar.

    “Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan suretinde şeytanın vekili olan ‘ruh-u gaddar’ fitnekârâne siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas (şeytan), altı hutuvatiyle (aldatmasıyla) âlem-i İslâmı ifsad için insanlarda ve insan cemaatlarındaki habis menbaları ve tabiatlarındaki muzır madenleri, fiilî propaganda ile işlettiriyor, zaif damarları buluyor” diye yazar.

    KUVVA-YI MİLLÎYE’Yİ DESTEKLEYEN MUKABİL FETVASI

    İngilizler bu millî direnç ve direnişi kırmak için kontrol ettikleri resmî makamları ve resmî hocaları kullanmaya koyulurlar. İngilizlerin etkisinde kalan bazı çevrelerin de baskısıyla başta dönemin Şeyhülislamı Dürrizâde Abdullah Efendi olmak üzere Kuva-yı Milliye ve Anadolu’daki İstiklâl Harbi’nin aleyhinde fetvalar çıkartılar.

    İşte zorla yazdırılan bütün bu fetvalara karşı harekete geçen 76 müftü, 36 ilim adamı ve 11 mebus, fetvalardaki yanlışları ve isnadları tesirsiz hale getiren mukabil fetvalar neşrettiler. Bediüzzaman da bunların başında gelir. (Osmanlı Şeyhülislâmları, 260; Sarıklı Mücâhitler, 300; Risale-i Nur Hakkında İlmî Bir Tahlil, 71)

    Daha sonra Tulûat adlı eserinde yayınlanan “Anadolu aleyhine çıkmış olan fetvaya ne dersin?” sualine Bediüzzaman, “Fetva-yı mahz (dine ve Müslümanların maslahatına göre verilmiş bağımsız ve objektif bir fetva) değil ki itiraz edilmesin” diye cevap verir.

    Sözkonusu Anadolu’daki Kuvvâ-yı Milliye aleyhindeki fetvanın, işgâli meşrulaştırmak ve Müslümanların direnişini kırmak kasdıyla verildiğini izâh edip, “Kim nazar etse bizzarure muradı anlar” diyerek fetvanın maksadını deşifre eder.

    İşgal altındaki bir idâreye bağlı makamın verdiğ fetvanın sağlam olmadığını ve dinlenilmemesi lazım geldiğini belirtir; mukabil fetvada bütün açıklığıyla İstanbul ve Anadolu’daki işgalcilere karşı mücadele edilmesinin bir vecîbe olduğunu açıklar.

    Fetva verilmeden önce Anadolu’nun konuşturulması ve Anadolu harekâtın aleyhindeki dâvâda işgâlcilerin değil, ülkenin durumuna vakıf siyasetçilerden ve hiçbir tesir altında kalmayan ulemada müteşekkil bir heyet tarafından “maslahat-ı İslâmiye” (İslâm’ın menfaati ve geleceği) noktasında muhakeme edildikten sonra ancak fetvanın verilebileceğini kaydeder. Cihadın aleyhindeki “fetva”yı reddeder.

    “Düşman istilâsına karşı harekete geçenler asî değillerdir, fetva geri alınmalıdır” diye açıkça mukabele eden Bediüzzaman, işgâlcilere arka çıkan fetvaları şöyle değerlendirir:
    “Zaten şimdi bazı hakaikda (hakikatlerde) bir inkılâb var. Ezdat (zıtlar) isimlerini değiştirip, mübadele etmişler. Zulme adâlet, cihada bağy (isyan), esârete hürriyet nâmı veriliyor.” (Tulûat, 81)

    “KUVA-YI MİLLİYE ALEYHTARI FETVALAR MUALLELDİR…”

    Bugün Irak’ta ve Afganistan’da olduğu gibi bazı “yerli” işbirlikçilerin destek çıkmasıyla o gün İngiliz ve Yunanın yaptıklarına sahip çıkanları açıkça kınar. Kuva-yı Milliye aleyhtarı fetvaların “muallel (hastalıklı, eksik, sakat ve kusurlu)” olduğunu ilân ederek şiddetle karşı çıkar.

    “Edirne Camiinde, bir İslâm hocasının lisanıyle, Venizelos gibi şeytan zâlime dua ettirilmesi”ne, “Merkez-i Hilâfette, Müslümanlar lisanıyle hizbüşşeytan olan (İngliliz) ve Yunan askererini halâskâr (kurtarıcı), tathirci (temizleyici, pâklayıcı) ilân” edilip “karşısındaki gürûh-u mücâhidini (mücâhitler kafilesini) câni, zâlimi” olarak nitelendirilmesinin garabetine dikkat çeker. (a.g.e.)

    Bu vartanın bir vâlidenin veledini (çocuğunu) kendi eliyle öldürerek ve müteessir olmayarak parç parça etmesine benzeten Bediüzzaman, “Hiç mümkünmüdür ki onda hissiyat-ı âliye (yüksek hisler) ve ahlâk-ı sâmiye (yüksek ahlâk) intıfa etmesin! (sönmesin!)” diye İngiliz taraftarlığına dair fetvaları şiddetle takbih eder.
    İstanbul’daki İngiliz işgâl kuvvetleri komutanı General Harrington’ın emriyle “idam kararı”yla ölü veya diri ele geçirilmek üzere her tarafta aranan Bediüzzaman, bu eseri, gizli olarak matbaalarda çoğaltarak İstanbul’un önemli yerlerinde dağıttırır. Böylece İstanbul kamuoyunda İngiliz aleyhtarlığı uyanıyor ve İngiltere lehindeki propaganda etkisini kaybeder.

    Kafkas cephesinde avcı hattında talebeleriyle ve fedâileriyle birlikte savaşan, İstanbul’da canını ortaya koyarak İngiliz işgaline karşı hayatını ortaya koyarak mücadede eden, “cihâd fetvası”yla Anadolu hareketi aleyhindeki “fetva”nın dinlenilmeyeceğini ilân eden Bediüzzaman’ın Kuva-yı Milliyeye aleni ve büyük desteği, öteden beri başvurulan bütün aksi ve bayat iddiaları bir kalemde silen bir gerçektir…

    Her 19 Mayıs’ta bu gerçeklerin hatırlanması gerekir…

    (Bu makale 49 kere okundu.)

    Copyright © EuroNur – http://www.SaidNursi.de – Kaynak gösterilerek veya izin alınarak yayınlanabilir.

  97. nusret diyorki : 21 May 2008

    “Ay yıldızlı bayrağımızın kıt’alara hükmettiği, İslâm’ın satvetli ve haşmetli günlerinden daha müşa’şaa bir devrin geleceği muhakkaktır. Risale-i Nur’lar okunurken, Nur âlemine dalan gönüller vecde gelmektedir. Şanlı mazilerden daha şanlı bir istikbal gelecektir.

    “İlâhî ışığa âşık gönüller, Nur dershanesine girmeye can atmaktadırlar. Risale-i Nur okuyanlar, dershanelerinde kudsî heyecanlar içinde kalarak dinliyorlar.

    “Nur’ların en tatlı, en hisli bir şekilde hasreti, ruhumda yanmaktadır. Ey Nur! Ömrüm sana kurban, ruhum sana hayrandır.

    “Risale-i Nur okurken, kalbimde nurlu alevler yanmaktadır. Gamlı gönüller İlâhî bir şuurla, İlâhî bir neşve içinde dolmaktadırlar.

    “Risale-i Nur, iç âlemimizi aydınlatan İlâhî bir ışıktır. Nur’lar, iç âlemimizi aydınlatan Kur’anî bir ışıktır. Risale-i Nur’u dikkatle ve gönülden okuyanlar, İlâhî bir vecdin feyyazı olmaktadırlar.”

  98. nusret diyorki : 21 May 2008

    Eğitimde Bediüzzaman modeli
    Eğitimde Bediüzzaman modeli
    Yazar: Sami Cebeci
    12.03.2008
    “Hazret-i Mevlânâ benim zamanımda gelseydi Risâle-i Nur’u yazardı. Ben onun zamanında gelseydim Mesnevî’yi yazardım. Çünkü, o zamanda hizmet Mesnevî tarzındaydı. Bu zamanda ise Risâle-i Nur tarzındadır” diyen Bediüzzaman Hazretleri gerçek bir eğitimciydi.

    Üstadın en birinci referans ve kaynağı Kur’ân-ı Kerîm’dir. Merhum Mehmed Âkif’in “Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı, asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı” beytiyle temenni ettiği hakikate mazhar olmuştur. Asrın mânevî bir doktoru gibi hastalıkların temelini teşhis etmiş, ona münasip mânevî ilâçları Kur’ân eczanesinden terkip etmiştir.

    “Bu memleket insanının kalp hastalığı zaaf-ı diyanettir, iman zayıflığıdır. Ancak onu takviye ile sıhhat bulabilir” tesbitleriyle geleneksel ve taklidî bir iman yerine, araştırmaya, akla ve ilme dayalı tahkîki imanın ispatını esas almıştır. Âdetâ bir otobüsün motorunu üretme vazifesini üstlenmiştir. Çünkü, kaportası ve sair unsurları mükemmel olan bir arabanın motoru yoksa, o araba hiçbir anlam ifâde etmez. Tahkîki imandan yoksun mü’minlerin durumunun bu misâlden farksız olduğu, cemiyetin genel havasındaki İslâmî yaşantıdan görülmektedir.

    “Bizim düşmanımız cehalet, zaruret ve ihtilâftır. Bu üç düşmana karşı san’at, marifet ve ittifak silâhıyla cihad edeceğiz” diyen Bediüzzaman, en temel hastalıklardan birisi olan cehalete karşı marifeti ve ilim öğrenmeyi esas almaktadır. Zira, ilim öğrenmek ve beşikten mezara kadar ilim talebinde bulunmak kadın erkek her Müslüman’a farzdır.

    Bediüzzaman’ın hayatı boyunca takip ettiği en büyük hedeflerinden birisi; Kafkas, İran, Pakistan, Hindistan ve Arabistan’ın ortasına düşen; Bitlis, Diyarbakır ve Van’da şubeleri bulunan Medresetü’z-Zehra adını verdiği bir üniversite projesidir. Din ilimleri ile fen ilimlerinin beraber okutulması en büyük arzusudur. Gerekçesini ise şöyle izah eder: “Vicdanın ziyası, ulûm-u dîniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecellî eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit, birincisinde taassup, ikincisinde hile, şüphe tevellüd eder.” Bu tesbitin ne kadar yerinde olduğunu, seksen sene boyunca yeterli din bilgisi ve eğitimi alamayan gençliğin geldiği perişan durum göstermektedir.

    Bahsi geçen üniversite projesinin önemini Sultan Reşat’a kabul ettiren Bediüzzaman, on dokuz bin altın tahsisâtın bir kısmını alarak Van vilâyetinde temelini atmış, fakat, 1. Cihan Harbinin başlamasıyla gerçekleştirememiş. 1. Millet Meclisinde aynı maksadını anlatan ve yüz altmış üç mebusun imzasıyla yüz elli bin lira ayrılan bu proje yine geri kalmıştır. Çünkü, o zaman Ankara reislerinin niyetlerinin çok farklı olduğunu keşfeden Bediüzzaman, dünyayı terk ederek inzivaya çekilmiş ve talebe okutmaya başlamış. Ancak, kaderin garip bir cilvesi olarak, Şeyh Said isyanı bahane edilerek Batı Anadolu’ya sürgün gönderilen ve Burdur, Isparta, Kastamonu ve Afyon vilâyetlerinde mecbûri ikamete tâbi tutulan ve muhtelif hapishanelerde zulmen durdurulan Üstad, o mekânları da bir eğitim alanı olarak değerlendirmiştir. Telif ettiği Nur Risâleleri ile binlerce, şimdi milyonlarca insanın imanının kurtulmasına ve hidayete gelmesine vesile olan Üstad, bütün vatan sathını, şimdi ise bütün dünyayı âdetâ bir açık üniversite haline getirmiştir. Kırkın üstünde yabancı dillere tercüme edilen Nur Risâleleri, binlerce İnternet sitesinden dünya insanlığının mânevî kurtuluşuna hizmet etmektedir.

    “Vazifemiz, ihlâs ile imana ve Kur’ân’a hizmet etmektir. Netice ise Cenâb-ı Hakka âittir” diyen Üstad, “İstikbâl yalnız ve yalnız İslâm’ın olacaktır” diyerek, gerçek bir tevekkül ve teslimiyetle en karanlık günlerde bile İslâm âlemine ümit dağıtmıştır.

    Asya-Nur Kültür merkezinde heyecanla bu seminerini takdim eden Bedreddin Ergül, âdetâ anlattıklarını yaşıyordu. Katılımcı kalabalık ise tebriklerini sunuyor ve istifâde ettiklerini söylüyordu.

    (Bu makale 175 kere okundu.)

    Copyright © EuroNur – http://www.SaidNursi.de

  99. nusret diyorki : 21 May 2008

    Muhterem ve şefkatli Ağabeyler,

    Berâ-yı mâlumât olarak bu sene, hususan şuhûr-u selâse münâsebetiyle, Rusya’da Cenâb-ı Hakk’ın ihsan ettiği hizmet-i îmâniyeden hülâseten bahis etmek istiyoruz. Ezcümle:

    Önceki mektupta bahsettiğimiz gibi, bu sene Sibirya’nın dört büyük şehrinde dershaneler açıldı. (Yekaterinburg, Omsk, Novosibirsk, Krosnoyarsk) Bunlardan Yekaterinburg ve Novosibirsk’de ikinci dershaneler açıldı. Bilhassa Novosibirsk’de; orası Rusya’nın önemli ilim merkezidir. Yüz bin üniversite talebesi ve binler üniversite öğretim görevlileri olan Sibirya’nın baş şehridir. İkinci bir dershane bu üniversite muhîtinde açıldı. Bu üniversite Novosibirsk’in otuz km. uzağında, ormanlık bir yerde, ayrı büyük bir şehir gibidir. Risâleler, ilim adamları arasında çok kısa müddette intişâr etti ve merakları celb etti. Geçen, dershaneye gelen iki profesör, dersleri dinledikten sonra “Bu kitaplardan dünyâyı titreten ilmî işler yazmak olar” demişler. Orada dershanede kalan öğretim görevlileri İlhan ve Ferhat kardeşler ders verdikleri fakültelerde hizmet ediyorlar.

    Bu sene İstanbul’da yapılan Bediüzzaman Sempozyumu’na, Rusya Müftüsü Râvil Hazret’in iştirâki de, Rusya’da Risâle-i Nur’a merâkı daha da arttırdı. Camilerde, müftünün İstanbul’da Bediüzzaman Sempozyumuna iştirâk ettiği ilân edildi.

    Burada çok meşhur “Müslümanlar” adlı dergide “Meşhûr-u âlem ve çok muhterem büyük İslâm âlimi ve mütefekkiri Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri’nin te’lif ettiği Risâle-i Nur Külliyâtı ile, bu internet adresleri ile tanış olabilirsiniz. Eserler, dünyanın bir çok dillerinde bu adreslerde mevcuttur.” diye Risâle-i Nur’la alâkalı birkaç internet adresinin de verildiği bir haber vardı. O derginin genel müdürü ile görüşüp Rusça ve Tatarca Risâleleri takdim ettik.

    Sempozyumdan döndükten sonra Petersburg’da kırk altı bin kitâbın tab’ı anlaşmasını yaptık. Bir ay içinde hepsinin tab’ı yapıldı. Yirmi bin Âyet-ül Kübra, yirmi bin Uhuvvet Risalesi, üç bin Türkçe Asâ-yı Mûsa, üç bin İngilizce Lem’alar… Her zaman olduğu gibi bu tab’ işinde inâyetler daha bedîhi oluyor. Mesela; üç bin İngilizce Lem’alar’ı basarken yanlış olan bir sayfada bütün makineler birden durmuş. Sebebini anlamamışlar. Sonradan görmüşler ki, o sayfada yanlış birtek sehiv varmış. Eğer makineler durmasaydı, o zaman üç bin kitap tashih olması yahut yeniden basılması gerekiyordu. Asâ-yı Mûsa’nın üst kapağına matbaa işçileri ile bakarken onlardan biri “Asâ-yı Mûsa’nın tercümesi nedir?” diye sormuş. Hacı Kardeş tercümesini Rusça söylemiş ve Asâ-yı Mûsa’nın bütün sihirleri iptal ettiğini anlatmış. Bu sırada oraya ispirtizma ve manyetizmaya âit kitap bastırmak için gelen birisi çok acîp bir görkem alarak matbaadan çıkıp gitmiştir. Basılan kitapları matbaadan arabaya yükleyip (umum çekisi 4 ton) bir kardeşin ambarına götürürken polislerin çok olduğu yerden geçerken birden bir tûfan başlamış. Polisler koşup yerlerine girmişler. Kitapları boşalttıktan sonra hava açılmış.

    Petersburg’da iken, Rusya’da çok meşhur bir üniversite olan Leningrad Dakik Cihazlar ve Optika Enstitüsü’nde üç sene önce İslâmı kabul etmiş ve İslâm Hayriye Cemiyeti kurmuş bir profesörle görüştük. Ona, Risâle-i Nur’un esâs ve gâyesini anlattık. Çok hayret etti ve sevindi ve bu kitapları Petersburg’un ilim muhîtine neşr etmeyi kendine bir borç bildiğini ve ilk evvel üniversite profesör ve talebelerinin de iştirâkleri ile bir konferans düzenlemek istediğini bildirdi ve hâzır olduğumuzda ona bildirmemizi ricâ etti. Ona Rusça kitaplardan ve İngilizce Tarihçe-i Hayat ve Ene ve Zerre kitaplarını hediye ettik.

    Bir namaz vakti Petersburg Camisi’nde, kardeşler Letonya’dan gelmiş Hava Kuvvetleri emekli albayı, şimdi ise, Riga Müslüman İcmâsının başkanı Ashad Hazret’le tanışmışlar. O, kitapları okuyarak çok memnun olduğunu ve Letonya’da bu hizmete çok ihtiyâç olduğunu söylemiş. Gittikten sonra telefon açıp Letonya’nın yerli ahâ lisinin Risâle-i Nur’u çok merâ k ettiğini ve bu hizmetin orada yerleşmesini ricâ ettiklerini söylemiş. Ashad Hazret, Cum’alarda hutbe ve vaazları Risâle-i Nur’dan tertip ediyor. Sonra Litvanya’dan, orada vazifeli olan bir Türk hoca bize telefon açıp, yarın Litvanya Müftüsü Moskova’ya geliyor. Ona bir miktar kitap vermemizi ricâ etti ve oraya beklediklerini söyledi. Moskova’da bir imam Lem’alar kitabını eline alarak vaazı direk kitaptan okuyarak sonra Rusça izâh ediyor.

    Fahreddin kardeşin gayreti ile Kırım’da da çok güzel hizmetler oluyor. Finans-Kredi Kolejinde okuyan bir talebe dershaneye gelip gidiyor ve kitapları okuyor. Bir defa felsefe dersinde Risâle-i Nur’dan anlatmış. Rus olan muallim çok merak etmiş ve kardeş onu dershaneye götürmüş ve o Rus; dersleri dinleyerek sanki çarpılmış gibi olmuş. Kırım’ın ikinci şehri olan Sivastopol’da dershane açmak için güzel zemin var. Eskiden hizmeti tanıyan bir kardeş oradan dâvet ediyor.

    Ukrayna’nın büyük şehirlerinden olan Odessa’da bir kardeş (oğlu Bakü’de dershanede kalıyor) orada çok büyük ihtiyâç olduğunu ve orada âcil dershane açılması için kardeşleri dâvet etmiş ve bütün maddî cihetini yükleneceğini söylemiş.

    Moskova’da bir Rus kardeşle tanıştık. Dokuz yaşında ilk defa Allah kelimesini duymuş. Sonra hiç unutamıyormuş. Üç sene önce İslâmiyet’le tanışmış, beş aydır namaz kılıyor. Bir Cuma günü kendisi bize yaklaşıp tanış olmak istediğini bildirdi. Biz de Rusça kitapları verdik. Öbürkü Cuma, her kitabı ikişer defa okuduğunu ve çok tatmin olduğunu söyledi. Sonra Türkçe okumak istediğini bildirdi. Uhuvvet Risâlesi’ni verdik. Sonra her kitabı bir nefeste, iki buçuk saatte bitirdiğini ve böylece dört kere tekrar okuduğunu ve kitâ bı eline aldıkça yere koyamadığını ve anladığı kitaplardan daha çok lezzet aldığını söyledi. Şimdi Asâ-yı Mûsa’yı okuyor ve derslere devam ediyor. (1)

    Elhamdülillah, an be an, saat be saat, gün be gün Rusya’da hizmetler intişâr ediyor ve kökleşiyor. Mutlaka bu günlerde, aynen Moskova ve Petersburg gibi Rusya’nın çok şehirlerinde ve bilhassa Orta Asya, Türkî Cumhuriyetlerde de kim bilir daha nice hizmetler oluyor.. İnsanlar nûr-u hidâyete kavuşuyorlar!.. İnşâ allah duâ edin; Cenâb-ı Hak, bu hizmette gayret, devâm ve sebât ihsan etsin.

    Moskova

    24-11 1998

    Rusya Nur Talebeleri

    Son günlerde Moskova’da hava herkesi hayretlendirdi. Gündüzler gökte bulut yok ve geceler yıldızlar görünüyor. Dikkat edilince, kâinatla Risale-i Nur’un alâkası vâzıhan görünüyor.
    Haşiye: Bu mektubu size göndereceğimiz gün, filimler ve Kelimât geldi. İnşâallah İngilizce Tarihçe-i Hayat, Yirmidokuzuncu Söz haşre dâir Risaleler ile Arapça Kelimât’ı tab’a götürürüz. Çünkü; Novosibirsk, Petersburg gibi üniversitenin çoğunluk olduğu yerlerdeki profesörlerden ingilizce bilen çok var. Belki onlardan bazıları, o mecmuaları Rusça’ya tercüme eder diye ümidimiz var.

  100. nusret diyorki : 21 May 2008

    İmam-ı Gazalînin bundan dokuzyüz sene evvel ahlâk ve fazilet sahasında yapmış olduğu fütûhatı; bu asırda Bediüzzaman, iman ve ihlâs vâdisinde başarmıştır.
    Evet; Hazret-i Üstadı bu müthiş cihad meydanlarına sevkeden, hep bu eşsiz şefkat ve merhameti olmuştur. Ve bunu bizzat kendisinden dinleyelim:
    Bana: “Sen şuna buna niçin sataşdın?” diyorlar. Farkında değilim; karşımda müthiş bir yangın var.. alevleri göklere yükseliyor.. içinde evlâdım yanıyor.. imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise, bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler

  101. nusret diyorki : 21 May 2008

    NUR TALEBELERİNİ RİSALE-İ NURDAN ÇEKMEK
    İSTİYENLERİN DESİSELERİNİ BEYAN EDİP, ÖYLELERE
    NE ŞEKİLDE CEVAP VERİLMESİ HAKKINDA
    ÜSTADIN HÜLASALI BİR MEKTUBU

    Aziz Sıddık Kardeşlerim;
    Gayet ehemmiyetli bir mes’eleyi (bundan evvel size icmalen beyan ettiğim mes’eleyi) tekrar size söylememe kuvvetli, mânevî bir ihtar aldım. Şöyle ki:
    Perde altındaki düşmanımız münafıklar, şimdiye kadar yaptıkları gibi, adliyeyi ve siyaset ve idareyi zâhirî dinsizliğe âlet edip, bize hücumları akîm kaldığı; ve Risale-i Nur’un fütuhatına menfaati olan eski plânlarını bırakıp, daha münâfıkane ve şeytanı da hayrette bırakacak bir plân çevirdiklerine dair buralarda emareleri göründü. O plânların en mühim bir esası; has, sebatkâr kardeşlerimizi soğutmak, fütur vermek, mümkün ise Risale-i Nur’dan vazgeçirmektir. Bu noktada o kadar acib yalanları ve desiseleri istimâl ediyorlar ki, Isparta ve havalisi, gül ve nur fabrikasının kahraman şâkirdleri gibi, çelik ve demir gibi bir sebat ve sadakat ve metanet lâzım ki dayanabilsin. Bazı da dost suretinde hulûl edip, korkutmak mümkünse, habbeyi kubbe edip evham veriyorlar. “Aman, aman! Said’e yanaşmayınız! Hükûmet tâkib ediyor.” diye zaifleri vazgeçirmeye çalışıyorlar. Hattâ bazı genç talebelere, hevesatlarını tahrik
    için, bazı genç kızları musallat ediyorlar. Hattâ Risale-i Nur erkânlarına karşı da, benim şahsımın kusurâtını, çürüklüğünü gösterip; zâhiren dindar ehl-i bid’adan bâzı şöhretli zatları gösterip; “Biz de müslümanız, din yalnız Said’in mesleğine mahsus değil” deyip, bize karşı perde altında cephe alan zındıklara ve anarşilik hesabına o safdil ehl-i diyanet ve hocaları âlet edip istimâl ediyorlar. İnşâallah bunların bu plânları da akîm kalacak. Böyle heriflere dersiniz:
    “Biz, Risale-i Nur’un şâkirdleriyiz. Said de, bizim gibi bir şâkirddir. Risale-i Nur’un menbaı mâdeni esası da Kur’andır. Yirmi senedir emsalsiz tedkikat ve tâkibatla beraber, kıymetini ve galebesini en muannid düşmana da isbat etmiştir. Onun tercümanı ve bir hizmetkârı olan Said ne halde olursa olsun, hattâ Said de El’iyâzübillâh Risale-i Nur’un aleyhine dönse, bizim sadakatimiz ve alâkamızı inşâallah sarsmayacak deyip”, o kapıyı kaparsınız. Fakat, mümkün olduğu kadar Risale-i Nur’la meşgul olmak; elinden gelirse yazmak; ve mübalâğalı propagandalara hiç ehemmiyet vermemek; ve eskisi gibi tam ihtiyat etmek gerektir.
    Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve dua ediyoruz.
    Said Nursî
    * * *

  102. sailor diyorki : 21 May 2008

    saidi kürdi yandasları uyanın!!!aklınız fıkrınız varsa kuran-ı kerımın ılk emrıne(oku)uyunda kıtabımızı okuyun kendınız degerlendırıp yorumlayın baskaların yorumunun pesınden ahmaklar gıbı kosmayın!!!

  103. burak b. diyorki : 23 May 2008

    hepinize kocaman bir aferin hemen kavgaya tutuşun ne bulursanız.Böyle yapmaya devam edin bazınız vatanı kurtarır bazınız dini kurtarır vay kahramanlar vay!!!

  104. Anti_kmnst diyorki : 01 June 2008

    said nursi çook büyük bir adamadır
    o ırkcı deil ırkçılığa karşıydı
    o bir alimdir
    BİRDE O ABD YANDAŞİ DİYEN BEYİNSİZLER
    BİTLİSTEN ADAM ÇIKMAZ DİYOR
    SİZE ŞUNU HATIRLATIYIM BİTLİS DOĞUDADIR SİZ DOĞUYLA DALGA GEÇİYORSUNUZ DEMEKİ BATININ KÖPEĞİ OLMUŞSUNUZ…….
    ”KESİK GÖRMEK İSTEDİĞİN ELİ ÖP” BATI ŞİMDİ ELİNİZİ ÖPÜYOR YARIN KESECEKTİR.!!YAZIIIK

  105. Anti_kmnst diyorki : 01 June 2008

    Said Nursi Kürt Irkçısı mıydı?

    Bediuzzaman Said Nursi’yi en iyi ifade eden kaynak eserleri ve hizmetidir. Bunlar tümüyle ortadadır ve incelendiğinde ırkçılığa dair en küçük bir iz bile bulunmamaktadır. Hatta eserlerinin içerisinde menfi milliyetçiliğin zararlarını anlatan ve ispatlayan bir risale de mecvuttur.(1)

    ‘Avrupa zalimleri milliyetçilik fikrini İslamlar içine atmış, ta ki parçalayıp yutması kolay olsun’(2)

    ‘Ben dindar ve takvalı bir türkü, bin tane dine lakayt kürde tercih ederim’(3)

    Said Nursi’nin talebelerinin büyük bir çoğunluğu anadili Türkçe olan Türklerdir. Dünyanın hiçbir yerinde “A” ırkının davasını güden bir insanın çevresine “B” ırkından insanların toplandığı görülmemiştir ve görülmesi de imkansızdır. Dolayısıyla Said Nursinin talebelerinin çoğunun türk olması herşeyi açıklamaktadır.

    Said-i Nursî’ye önceleri Said-i Kürdî denmesi ise eskiden kişiyi tanıtmak için isminin sonuna ait olduğu etnik köken ya da bölgenin eklenmesidir. Böyle bir ek belki şimdi kullanılsa bir ırkçılık sinyali olarak değerlendirilebilir fakat eskiden bu kesinlikle ırkçılığın ifadesi değildi. Mesela Selman-ı Farisî, Suheyb-i Rumî, Buvat-ı Türkî, Mevlana Celaleddîn-i Rumî gibi tamamen tanıtım amaçlı idi.

    Said Nursiyî Kürt ırkçılığı ile ittiham edenler hiçbir delil getirmeden sadece karalama duygusuyla hareket eden İslamiyet karşıtlarıdır. Said Nursî hayatını dine hizmet ile geçirmiş ve halen eserleri imana ve Kuran’a hizmet etmektedir. kürtçülük ithamı ise “çamuru at tutmasa bile izi kalsın” düşüncesiyle halkı ve hizmetini devam ettirenleri milliyetçilik duygularını kullanarak ondan soğutmak gayesini gütmektedir. Bu kürttür maksadı da kürtçülüktür sizden değildir düşüncesi oluşturarak amaçlarına ulaşmak istemektedirler.
    Ancak Bediuzzamanın eserlerini okuyanlar bu ithamın ne derece hakikattan yoksun olduğunu tartışmasız bir şekilde görmektedirler.

    Said Nursî hazretlerinin milliyetçilik ile ilgili görüşleri Mektubattan 26. Mektup ve 29. mektuptaki Dördüncü desise-i şeytaniye bölümlerinden okunabilir.

    (1) 26. Mektup (Mektubat)
    (2)26. Mektup 3. mesele
    (3) Emirdağ lahikası 215. mektup

  106. Basayev diyorki : 02 June 2008

    öncelikle inanan kardeşlerime esselamu aleyküm demek istiyorum.sonra diğer ahmaklara gelin tartışalım Üstad ıda M.F.Gülen ide tartışalım amma M.Kemal ide İnönü yüde daha başka liderleriniz varsa onlarıda.ama siz tartışma kültürünü bilmezsiniz işinize gelmez çünkü sizler ancak hakaret eder küfür savurursunuz.Kürtler sizin için haindir ama Osmanlı gibi dev bir devlette hainlik yapmamış sırtını dönmemiş tek teba da yine Kürtlerdir.adı geçen şahsıda mensubu olduğu dinide içinize sindiremediniz kininiz bundan dolayı ama itiraf edemiyorsunuz samimi değilsiniz bizler ancak Allah a inanır O nun önünde diz çöker ve eğiliriz sizin eğildiklerinize değil.haddinizi bilin ”ŞÜPHESİZ ALLAH (cc) HADDİ AŞANLARI SEVMEZ”.

  107. Basayev diyorki : 02 June 2008

    BIRAKIN RİSALELERİ KAÇ KERE KUR-AN OKUDUK.ACABA ELİMİZİ UZATTIĞIMIZDA ALABİLECEĞİMİZ BİR BAŞUCU KİTABI YAPABİLDİK Mİ?ALLAH’IN İPİNE SIMSIKI SARILABİLDİKMİ?HEP KAVGA İÇİNDEYİZ HEP KISIR TARTIŞMALAR İÇİNDEYİZ YARATILANLARI PUTPERESTLER GİBİ BENİMSEDİK.BİR ÜLKE DÜŞÜNÜN Kİ DİNİ KİTABI,DİNİ PEYGAMBERİ HATTA İMAN ETTİĞİ YARATICININ VARLIĞI BİLE HAYASIZCA TARTIŞILABİLİYORKEN ÜLKE KURUCUSU OLANLAR BIRAKIN TARTIŞILMAYI OLUMSUZ BİR CÜMLEDE DAHİ YER ALDIRILMIYOR.SONRA HEPİMİZ MÜSLÜMANIZ.SİZ HANGİ MÜSLÜMANLARDANSINIZ EFENDİLER?O GÜN GELDİĞİNDE PEŞİNDEN GİTTİKLERİNİZLE BERABER CEHENNEM ÇUKURLARINA DÜŞMEMEK İÇİN SADECE İKİ CİHAN SERVERİ EFENDİMİZE O’NUN SÜNNETİNE VE ALLAHU TEALA NIN İPİNE (KUR-AN) SIMSIKI SARILALIM EN AZINDAN BÖYLE YAPANLARA SAYGI GÖSTERME LİYAKATINI GÖSTEREBİLELİM.

    ALLAH HEPİNİZİ RAHMETİYLE KUŞATSIN.
    ALLAH HEPİNİZİ BİLİNEN BİLİNMEYEN GÖRÜNEN GÖRÜNMEYEN BELALARDAN ŞEYTANIN VE ONA TABİ OLMUŞLARIN ŞERRİNDEN MUHAFAZA BUYURSUN.

    SELAM VE DUA İLE AZİZ SIDDIK KARDEŞERİM….

  108. Muhammed diyorki : 03 June 2008

    VATAN HAİNİ BUNU SEVENLER DE KÖR CAHİL MÜSLÜMANLARDIR.BİLİMDEN VE SEVGİDEN.İNSANLIKTAN VE DİNDEN NE KADAR UZAKLAŞTIĞINIZIN FARKINDAMISINIZ..BU MENDEBURLARA DEĞİL(fettulah gülen)YÜREĞİNİZE İNANIN VE ŞUNU SORUN KENDİNİZE NE OLACAĞIM ?.ALLAH KORKUSU DEĞİL ALLAH SEVGİSİNİ ÖĞRETİN ÇOCUKLARINIZA.cehennem korkusuyla kalplerinizi köreltmeyin cennet sevgisiyle aydınlatın yüreğinizi.YENİ BİR DİN GEREK VE ALLAH’A YALVARIYORUM İSLAMDAN SOĞUDUM.BEN KURBAN EDİLECEKSEM BU YOLDA OLURUM.YETERKİ BU ZİBİDİLERE BAĞLANMAYIN

  109. kenan diyorki : 05 June 2008

    selamun alekum sizle baglantı kurma ümidiyle bunu yazıyorum yaptıgınız şeyler izlemeye değer allah razı olsun.

  110. doctorfuchs diyorki : 07 June 2008

    böyle saçma sapan bişi olamaz yorum yazanları okudum da bu ve bunun gibi adamların ciğerini bilen bir insan olarak bunu bu siteye koyanların kötü konuşmayayım ama allah belasını versin pis din istismarcısı yalancı ve düzenbaz bi insan olan bu adamın neler yaptığı tabiki kitabında yazmaz adam bi kere kürt isyanlarının hepsini destekliyor atatürk bir zaman bu adamı meclise davet ediyor bakıyor ki bu adam her kanunda bu dine uymaz caizdir deyip duruyor ki bu kanunlar şuan bizim buralara kadar getirdi bu adamın taraftarlarının da ve başka bu adam gibi ülkemizi bölmeye çalışanlara allahtan rahmet diliyorum çünkü onlar cehennem ateşinde yanacaklar

  111. doctorfuchs diyorki : 07 June 2008

    selamun alekum sizle baglantı kurma ümidiyle bunu yazıyorum yaptıgınız şeyler izlemeye değer allah razı olsun.

    bunu yazan anca bi radikal dinci ve kör cahil kesinlikle ilkokul mezunudur

  112. doctorfuchs diyorki : 07 June 2008

    anti komünist bana herşeyi yazabilirsin senin ve senin gibi cahilleri eğitmeyi çok severim ben seni pis laiklik düşmanı vatan haini atatürk ve başka liderlerimiz miş. sen atatürk gibi bir insan hayatta olamazsın çünkü sende beyin yok olum sen harbi aptalın tekisin çünkü saidi kürt işte alaahın kürdü ile atatürkü kıyaslayamazsın biri ilkokul biri ise koskoca harbiyeyi bitirmiş biri o köhne medreselerde çürürken öteki vatanını milletini kurtarıyordu ahmak kim oluyo lan bu adam ha bu arada her komünist dinsiz değildir bunun açık kanıtını o sıralarda rus işgali altında bulunan türk ülkelerindeki türk komünlerine bak çoğu dindardır ve dinini korumuştur oku da belki artık okumuş dersin kendine

  113. değişik diyorki : 08 June 2008

    sadece şunu bilin atatürk çıkmış söylemiş benim tek övünebileceğim şey türklüğümdür diye… vatan acısından düşünecekseniz bu sözü söyleyenle övdüğünüz adamı düşünün……dini açıdan bakacaksınızda önce bizlere indirilmiş kitaptan ondan sonra bizlere gönderilmiş peygamberimizden ışık alın ondan sonra kendi vicdanınızla kendi mantıgınızla kendi aklınızla hayatınızı dininizi düşüncelerinizi yasayın ..dinimizi bu adamlardan değil kitaptan öğrenin hadisten öğrenin hersey cok açık biraz vicdanınız biraz aklınız varsa

  114. smet diyorki : 09 June 2008

    bunu buraya koyduğunuz için allah razı olsun üstada kötü söz söyleyenler utansın tabi bu ülkede din diye bişey kalmadı onlar yüzünden ama bizide kendilerine benzetemiycekler allah bulsunlar

  115. doctorfuchs diyorki : 09 June 2008

    koçum değişik yürü be bırakmıyalım böle insanlara çünkü böle giderse ortaçağa dönüş yaşarız

    biz hala yerinde sayan bütün askeri malzemelerini yurtdışından alan,67 milyar dolarlık beyin göçü veren
    bir ülkeyiz

    böle insanlar bizi bu hallere düşürüyor
    bu insanlara dikkat etmek lazım

  116. ismet diyorki : 09 June 2008

    bunu buraya koyduğunuz için allah razı olsun üstada kötü söz söyleyenler utansın tabi bu ülkede din diye bişey kalmadı onlar yüzünden ama bizide kendilerine benzetemiycekler allahtan bulsunlar

  117. büşra diyorki : 09 June 2008

    burda üstada kötü söz söyleyenler öbür dünyada buna bin pişman olcaklar ama işişten geççek

  118. büşra diyorki : 09 June 2008

    türkiyede ilk ünüversiteyi üstadımız yaptırmış ve kendi parasıyla

  119. değişik diyorki : 09 June 2008

    bir insan iyidir ve ya kötüdür orasını allah bilir allahı bize ne emrettiği nasıl bir yol gösterdiği belli..bu yolda giderken kılavuzun kitaımız olsun ısığı tutan peygamberimiz olsun..yine burdaki bi sitede bitane müthiş din adamı said i MEHDİ ilan etmiş size hayırlı olsun kendisi diyorki din dışı olaylarla mücadele eden herkes mehdiymiş:D ha gayret saidciler ne kadar mücadele ne o kadar mehdilik.. bakın bazılarının kafasıyla ilahi mübarek bi adam olmak ne kadar kolay sizde mehdi olabilirsiniz:D bunu okuyup bana söylenmeyin uydurmadım sallamadım adamın söylediğini aynen size söyledim..sonradan benim kulağımı çınlatmayın ggünah olur

  120. değişik diyorki : 09 June 2008

    birileri pişman olcaksınız demiş birisi allahınızdan bulun demiş..biriside din elden gitti demiş..hepimiz aynı allaha inanıyoruz hepimizn peygamberi aynı hepiniz aynı kitabı okuyoruz ama din elden gidiyo öylemi..!! dinci olmayıp dindar oldugumuz için allahımızdan bulalım ..ahirette pişman olalım..dinimizde elimizden gidiyo olsun.. bunada eyvallah allah çok büyük

  121. tarihiokuyun diyorki : 10 June 2008

    bu tartışmaları yapabilmek için tarihi iyi bilmeliyiz
    doğru sorular sormalı, her okuduğumuzu doğru kabul etmemeliyiz
    akıl süzgecinden geçirmeliyiz
    anadoluya türkler bu kadar kolay nasıl gelmiştir, ve yerleşmiştir?
    türkler anadoluya gelmeden önce de müslüman mıydı?
    islamın avrupaya yayılmasından korkan milletlerin arapların avrupaya doğru ilerleyişini engellemek için savaşçı ve yenilmez türklerin bu topraklara gelmesini ve yerleşmesini desteklemiş olma ihtimalleri var mıydı?
    osmanlıların genişleme sürecinde yabancı devletlerle ne oranda işbirliği içinde olmuşlardı?
    böyle bir destek vardı ise yükseliş döneminde nasıldı, sonraki dönemlerde nasıldı?
    osmanlılar türk müydü, yoksa sadece anadoludaki tebaası mı türktü?
    ruslar her zaman bizim kötülüğümüzü istiyordu da ingilizler ve abdliler hep mi iyiliğimizi istiyordu?
    ruslara sempati duyanlar vatan hainiydiler de, abdlilere sempati duyanlar neden değillerdi?
    türkün tarihte türkten başka dostu olmuş muydu?
    neden bu yabancılar hep türklerden bu kadar korktular?
    neden yüzyıllarca beraber yaşadıkları halde birden kürtleri, ermenileri türklere düşman ettiler?
    neden 200 adet tarikat oluştu?
    neden insanlar kendi tarikatı veya mezhebi dışındakileri hep cehennemde yanmakla suçluyorlar?
    neden müslümanlığın kendinden olmayana bile hoşgörü göstermesi gerektiğini unutuyoruz? hoşgörüden daha kolay bir yol var mı islamı yaymak için?
    neden dinimizin güzelliklerini birbirimize anlatmıyoruz?
    neden türklüğün güzelliklerini birbirimize anlatmıyoruz?
    neden hem müslüman hem türk olmakla gurur duymuyoruz?
    neden ya türklüğümüzle ya müslümanlığımızla gurur duyuyoruz?
    neden başkalarına kin duyuyoruz?
    başkalarına kin beslemek ne türk ananelerinde ne müslümanlıkta var. neden içimize bu kötü tohumların ekilmesine izin veriyoruz?

    maalesef bunların cevapları hep tarihte gizli ve biz okumuyoruz
    okusak bile hep bir tarafları tutmak zorunda hissediyoruz kendimizi
    karşı tarafı anlamaya çalışmıyoruz
    fanatik bir taraftarın takımını tuttuğu gibi taraf tutuyoruz
    bu topraklarda yüzyıllardır hep yabancıların entrikalarının kurbanı olduk
    şimdi ise bu entrikalar birbirimize düşman olmamız için devam ediyor
    meydan okuması çok kolay
    başta birbirimizi tekrar anlamaya ve birbirimize tekrar değer vermeye başlayalım
    birbirimize saygı gösterelim
    geçmişimizi öğrenelim ve gurur duyalım
    bir bütün olmaya tekrar başlayalım
    biz bütün olabilirsek gücümüz kat be kat artar
    bu topraklarda çocuklarımız mutlu ve huzurlu olur
    başkalarının cehenneme gidip gitmeyeceği ile ilgilenmez sadece kendi cennetimiz için çalışırız

  122. Shaman diyorki : 18 June 2008

    Öbür dünyadan bahsetmeyin her fırsatta.Ben Tanrı Dağı’na yükselirken göreceğim hepinizi.Neyse sonuçta çoğunuz Türk’sünüz en azından kandaşımsınız,bu bakımdan biraz sevgim var size,ama giderek asimile olmaya devam ediyorsunuz.İçim kan ağlıyor gerçekten.Acıyorum ırkımın bu denli yozlaşmasına…

  123. Shaman diyorki : 18 June 2008

    her türlü yorum yukarıda duruyor.silinmemiş vaziyette.verilen cevaplar da aynen orada duruyor.Ama nedense yazdıklarım siliniyor.Hoşgörü dini dediğiniz bu mu lan.iki çift laf yediğiniz de sil yorumu yazıyı oohh rahat Allah’ı da koruduk peygamberi de içimiz rahat..

  124. yigit diyorki : 19 June 2008

    Allak rızası için kimse bu mübarek üstadı kötülemesin. Vicdanınız bunu izlemenize rağmen nasıl olurda bu lafları yazmanıza izin verir anlamıyorum. Kimse sevmek yada inanmak zorunda değil ama saygı gösterin lütfen. Allah üstadımızdan razı olsun. Emeğinize sağlık….

  125. yigit diyorki : 19 June 2008

    Allah rızası için kimse bu mübarek üstadı kötülemesin. Vicdanınız bunu izlemenize rağmen nasıl olurda bu lafları yazmanıza izin verir anlamıyorum. Kimse sevmek yada inanmak zorunda değil ama saygı gösterin lütfen. Allah üstadımızdan razı olsun. Emeğinize sağlık….

  126. karaca diyorki : 19 June 2008

    allah razı olsun.saygılar

  127. yasmin diyorki : 24 June 2008

    said nursi gibi mübarek insanların ülkemde yasaması bile benim için büyük bi zevktir

  128. yasmin diyorki : 24 June 2008

    evet yaa bu mübarek zatı kötülemeyin lütfen arkadaşlar bu gibi insanların duaları sayesinde hala ayakta duruyoruz biraz düşünelim bence…

  129. emre diyorki : 25 June 2008

    bence kimse bilip bilmeden yorum yapmasın yok ülkeyi bölmek istemiş yok kürt devleti kurmak istemiş gibi sacma sacma şeyler yazmayın da bari okuyanlarda bi şeyler bildiğinizi sansın bi insanın karalamak kolaydır kendi görüşlerinizle farklı olabilir üsatadın düşünceleri ama eğer hakkaten insansanız en azından saygı duyun bari

  130. OSMANCIK FATİH KEMAL diyorki : 28 June 2008

    ÖNCELİKLE C E N A B I A L L A H SAİD NURSİ HAZRETLERİN DEN RAZI OLSUN.BİZLERE YANİ TÜM MÜSLÜMANLARA
    BIRAKTIĞI BÖYLE DEĞERLİ BİR ESER İÇİN NE KADAR ŞÜKRETSEK AZDIR.

    BİZ LER BÖYLE MUHTEREM ZAATLAR SAYESİN DE TÜRK KÜRT ARAB

    KÖKENLİ OLMASI FARKETMEZ, BU ÜLKEDE, DÜNYADA ŞU AN BİR NEFESLE ALLAHIN İZNİ İLE YAŞAYABİLİYORSAK.UNUTMAYALIM Kİ BİZLER ALLAHIN SEVDİĞİ KULLARIN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE BU FANİ DÜNYA DA YAŞAYABİLİYORUZ.

    ÜÇ KURUŞLUK MENFATİNİZE .YETERLİ OLMAYAN BİLGİNİZE VE HENÜZ 3/2 Sİ BİLE ÇALIŞMAYAN BEYNİNİZ İLE ALLAH VE RESULLULAH EFENDİMİZİN YOLUNDA MEMLEKETİ İÇİN

    HER TÜRLÜFEDAKARLIĞI YAPMIŞ SAİDİ NURSİ HAZRETLERİ BİR PEYGAMBER SABRI İLE
    KENDİSİNE EZİYET ETMİŞ KİŞİLERİ BİLE AFFEDEN VE BEDDUA

    ETMİYEN MUHTEREM BİR ZAATA SAYGI VE HÜRMET EDİNİZKİ
    NANKÖR KİBİRLİ VE IRKÇI VB …LIK YAPAN TOPLUMLARIN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ KÖTÜ DURUMUNA DAHA FAZLASI İLE DÜŞMÜYELİM

    DİĞER SÖYLEMLER DOĞRUDAN UZAK CEHENNEME YAKIN OLUR

    A L L A H TAN TÜRKİYE Yİ VE MİLLETİNİ KORUMASINI
    DİLİYORUM. UNUTMALIM Kİ BİRLİK BERABERLİK ÖNCE : MİLLETİ SONRA : DEVLETİ VE SONRA : ÜLKEYİ BÜYÜK GÜÇLÜ ZENGİN VE DAİM KILMIŞTIR.

    (——-gerilere baktığımız da GENÇ OSMANCIK DAN BAŞLIYAN BÜYÜK OSMANLI İMPARATORLUĞU BÖYLE KURULMADIMI VE FATİH SULTAN MEHMET İ S T A N B U L U BÖYLE FETHET MİŞTİR VE BÜYÜK ATATÜRK KURTULUŞ SAVAŞINI DA BİRLİK VE BERABERLİK SAYESİN DE KAZANMIŞTI.

    A L L A H RIZASI İÇİN SADECE DOĞRULARA HOŞGÖRÜ İLE TARAF OLALIM

  131. irfan diyorki : 29 June 2008

    BİLİYORUM DYE ÖTENLER NE BİLİYO SAİT NURSİ ADINA MİLLETİN GOZUNU BOYUYOSUNUZ BU ADAM ATATURK KARSITI KURT MİLLİYETCİSİ Bİ ADAM BOYLE Bİ HERİFİ ÖVÜYORSUNUZ BİDE OKUDUK ARAŞTIRDIK SİZİN GOZUNUZU BURUMUŞ BU DOLANDIRICILAR BEN NUR CEMAATİN İÇİNDEN GELEN BİRİYİM ÇOK KİŞİDEN DAHA ÇOK BİLİYORUM BU ADAMI YETER ARTIK BOYLELERİNİ EL ÜSTÜNDE TUTMAYIN

  132. osman diyorki : 30 June 2008

    Bence bu üstadı kötüleyenlerin %99 abdesti namazı olmayan dini bilmeyen ve bilmek istemeyen kişiler diye düşünüyorum.Bu çamur atma yolunu sırf içlerini rahatlatmak için seçiyorlar.Ya Allah aşkına evinize eşinize sadık olun demek ,helal kazanın demek Kuran a ve Peygamberin sünnetlerine riayet edin demek din istismarcılığı mı oluyo.Hem bu şahsiyetlerin sözlerine uymuyoruz hem de kötülüyoruz ve ne yazık ki gün geçtikçe kötüleşiyoruz .Allah sonumuzu hayır eylesin…

  133. oku diyorki : 01 July 2008

    duaları sayesinde ayakta durmak mı? ah güzel kardeşim bir düşün 21. yüzyıldasın..Biraz kitap oku, insanlık tarihine bak..Senin gibi etten kemikten biri dua etti diye senin geleceğin garantiye alındı öyle mi? yapma gözünü seveyim..Allah inancını sorgulamak bana düşmez ama yok hazretmiş, efendim mübarekmiş..Sen bu saf duygularınla o hainden daha mübareksin..daha insansın

  134. tarihiokuyun diyorki : 02 July 2008

    dini görüş ve düşüncelerine saygım sonsuz
    beni Allah’a yakınlaştıran her düşüncenin başımın üzerinde yeri var
    “gerçek düşmanın hep dışarıda olduğunu zannediyordum, ama gördümki gerçek düşman içimizdeymiş” ne demek?
    bir ülkeyi bölmeye çalışmak için başka ne yapmak gerekir?
    Peygamberimizin (s.a.v.) ve okumamız gereken kitabın dışındaki şeyleri okumak; bizi farkında olmadan, Allah yolunda ama Allah’ın hiç te istemediği bir yöne sürükleyebilir mi acaba?
    sırf petrolü var diye çeşitli bahanelerle iyilik(?) yapmak için afganistana, ıraka, kuveyte giren ülkelere kendi toprağımızda beraber yaşadığımız insanlardan daha fazla nasıl güveniriz?
    yabancılar şunu dedi diye doğru kabul ediyoruz birçok şeyi
    bizi birbirimize düşürmek için ellerinden geleni yapıyorlar
    her demeçleri ayrı komedi
    yurdumuzda oluşturdukları iki kutupta onların oyununu oynamaya devam ediyor ve daha çok nemalanıyor bu kavgadan
    1000 yıldır bu topraklarda çok oyuna geldik
    biz bu oyunlardan kurtulmayı öğrenemedik ama onlar bizi daha iyi oynatmayı öğrendiler maalesef

    bir fıkra var:
    koyunların lideri bir uçurumun yanında durmuş
    yanına bir koyunu çağırmış
    -bak, demiş. şu gördüğün koyunların hepsi aptaldır. ben atlayayım hepsi benim arkamdan atlar bu uçurumdan.
    yanındaki koyun atlamış söze
    -ben de atlarım. ben de.

    tartışmaları okuyorum
    iki tarafında haklı yönleri olduğunu görüyorum
    ama kimse diğer tarafı anlamaya çalışmıyor
    çok üzücü

  135. burning churches diyorki : 04 July 2008

    zavallı turbanlı kadınlarımız kızlarımız ,dıncı ve fasıst yurdum ınsanı.bu memlekette kendınıze ornek alıp fıkırlerını benımsyecegınız hıc ınsan kalmadı da bu beynı orumcek tutmus dusuncelerı ve fıkırlerı asırlar oncesıne aıt bu adamın fıkırlerını benımsemıssınız. sız ve sızın gıbı hayatta tek amacları otekı dunyada kendımıze nasıl cennetten yer kaparız dusuncesınde olanlar dunyada ne oldugunun farkında deıl.su anda ustunde yasadıgınız topraklar bu adamın zıhnıyetınde olan kısılere karsı ıcerde kazanılmıs zaferlerle ayakta durmakta.sizler kendınıze dusuncelerıne sıgınacagınız bırılerını arıyorsanız oncelıkle kıtap okuyun cagdas kıtaplar.kulaktan dolma cemaat sohbetlerınde duydugunuz seylerı burda soylemeyın.bu ve bu gıbı adamların dusuncelerını benımsemeden once bu memleketın yetıstırdıgı cagdas aklı fıkrı dıne deıl bılıme dayanan yazarlarımızı saırlerımızı okuyun.nazım hıkmeti azız nesıni can yucelı ve bu gıbı saır ve yazarlarımızı.gercek ustad bunlardır ve belkı bu ınsanların dusuncelerı sızın ufkunuzu genısletebılır ve dunyaya bakısınızı deıstırır.

  136. cevizkabuu diyorki : 06 July 2008

    burning churches arkadaş , anlatmaya çalıştığın şeyleri zannediyorumki nikinde özetlemişsin , fakat müslümanların çoğunlukta yaşadığını düşündüğünden mi olsa gerektir yoksa mescidin ingilizcesini hatırlayamadığından mı veyahut belki de saygından da olabilir , kiliseleri yakmak “burning churches” demişsin kendine… şunu önce bi söylemek lazım , ister sinagogu ister kilisesi isterse camisi veya cemevisi tüm ibadethaneler bizim için birdir , buralara namerdin ellerini asla değdirtmeyiz… tamam , diyebiliriz ki tahrif olmuşlardır o eski dinler , fakat bilesiniz ki , hepsi de bize emanettir peygamberlerinden ve yüce peygamberimizden… zaman zaman mücadelemiz olmuştur , fakat hepsi kullara karşı kulları arasında ALLAHIN… sen ne diyorsun ? senin ve senin gibilerin elleri hiç bir ibadethaneye erişemez… bizim ortak savaşımız ATEİZME VE ŞEYTANİSTLERE karşıdır . SON SAVAŞIMIZDA DECCALE KARŞI OLACAKTIR… HRİSTİYANI , YAHUDİSİ VE MÜSLÜMANI HEP BİRLEŞECEKTİR… BUNU DA UNUTMAYINIZ…

  137. LoRd CiHaN diyorki : 08 July 2008

    soydan arkadaşım sana bişey sölemek istiyorum şeyh sait isyaninda bediüzzaman hazretlerinin hiçbir alakası yoktur. sadece isim benzerliğidir.hatta isyanı çıkaran kişi bediüzzaman hazretlerinden yardım istemiştir ama bediüzzaman hazretleri onu uyarmış ve yardımda etmemiştir.şunu bilesinizki yaşadığı yüzyılda en zeki insanı konuşuyoruz ve böle bi insanın elin gavürlarına nasıl yardım edebileciğini merak ediyorum.bu insan bu yüzyılın son mücettitidir.

  138. LoRd CiHaN diyorki : 08 July 2008

    burning churches sen aziz nesin denen adamın neresini savunuon ki adam tam ateist

  139. TÜRKİYE diyorki : 08 July 2008

    arkadaşlar bize ne oluyor…

  140. TÜRKİYE diyorki : 08 July 2008

    Kürdistan Teali Cemiyeti’nin (KTC) kurucu üyelerinden olan Şefik Arvasi 1919 yılında, KTC yayın organı olan Kürdistan gazetesinin başyazarlığını yapmakta ve makalelerinde Kürt kimliğini desteklemektedir.
    Cumhuriyet Türkiyesi’nde, önce Eyüp’te bir Nakşibendî tekkesi kurmakla meşgul oldu. 1971 yılında, ölmeden önce daha önce amcası Aldülhakim’in oturduğu makama, Sultan Ahmet Camisi’ne baş imam olarak atandı.
    Şeyh Şefik’in yeğenlerinden olan Abdülhakim Arvas, Cumhuriyet Türkiyesi’nde milletvekilliği yaptı.

    Said Nursi (1876-1960) Bitlis’in Nurs köyünde doğdu. Hakan Özoğlu’na göre, 1920′lere kadar yani 44 yaşına kadar Said-i Kürdi olarak tanındı.
    Prof. Şerif Mardin’in yazdığına göre,İçtimai Reçeteler sayfa 52′de, Said Nursi, İstanbul’daki Kürt hamallara hitaben: “Bir buçuk senedir burada Kürdistan’ın neşr-i maarif için çalışıyorum, ben bir hamalın oğluyum\’85″ diye ifade eder.
    Dr. Hakan Özoğlu’nun ifadesiyle; “Said Nursi, bir Kürt önderi olarak otoritesini çoğunlukla kendi dini kimliğinden aldı”.
    Said Kürdi-Nursi Osmanlı Türkiye’sinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne de(İTC) katıldı.
    1914 yılında, Enver Paşa tarafından oluşturulan Teşkilat-ı Mahsusa (Eski MİT) da görev aldı.

    Kürtçülüğe ilgi

    Diğer taraftan Said Nursi Kürt Teali Cemiyeti’nin de faal bir üyesiydi.
    Yine Chicago Üniversitesi’nden Dr. Hakan Özoğlu’nun “Kurdish Notables and the Otoman State: Evoling Identities, Competing Loyalties, and Shifting Boundaries” adlı çalışmasında yer alan ifade özetle şöyle:
    “Said Nursi’nin her ne kadar Türk müritleri, onun Kürt kimliğini arka planda bırakmaya çalışsalar da Said Nursi, gençlik yıllarında, Kürtçülüğüne dikkatli bir şekilde ilgi göstermiştir.”
    “Kürdistan’da okullar açılması ve Kürt dilinin eğitim dili olarak geliştirilmesi için padişahtan yardım istemek maksadıyla İstanbul’a gitti.”
    İngiliz belgeleri ve Vakit gazetesinin 15 Mayıs 1925 tarihli sayısında yer alan bir makale, Said Nursi’nin KTC’de faal olduğunu belgelemektedir.
    Tarihçi Tarik Zafer Tuna’ya göre Said Nursi 1919′da KTC üyelerince kurulan Kürt Neşri Maarif Cemiyeti’nin üyesiydi.
    Said Nursi’nin yazdığı makaleler KTC üyeliğinden önce, 1908 yılında kurulan Kürdistan Terakki ve Teavün Cemiyeti’nin yayınladığı, “Kürt Teavün ve Terakki Gazetesi”nde yayınlanmıştı.
    “Belgeler, Said Nursi’nin Kürtlerin Osmanlı Türkiye’sindeki “kültürel haklarını” canı gönülden desteklediğini ve Birinci Cihan Savaşı’ndan sonra Kürtçülük faaliyetlerine katıldığını göstermektedir\’85 Kürtlerin idari özerklik fikrini aşikâr biçimde yaydı ve KTC içindeki özerklik yanlısı kampta yer aldı. Hiç evlenmeyen Said Nursi, Fener Rum Patriğini ziyaret eden ilk Cumhuriyet dönemi tarikat lideridir.
    Osmanlı Türkiye’sinde ve Cumhuriyet Türkiye’sinde Kürtçülüğün iki ana kola ayrıldığı görülüyor.

    Doğu Kültür Ocakları

    Birincisi ve en fazla taraftar toplayanı Nakşibendî Tarikatı şeyhlerinin başını çektiği ÖZERKLİK yanlıları olduğunu belirtmiştik.
    İkincisi ise, başını Osmanlı Türkiye’sinde Bedirhan aşiretinin çektiği Cemilpaşazadeler ve Babanlar’ın desteklediği Cumhuriyetin ilk yıllarından sonra yeraltına çekilen, 27 Mayıs 1960 Anayasası’nın gölgesinde “Doğu Kültür Ocakları” , muhtelif sosyalist gruplar ve nihayet PKK’nın başını çektiği TAM BAĞIMSIZLIK yanlıları.
    Bedirhan aşiretinin Kürtçülük faaliyetlerini ayrı bir makale olarak ele alacağım. Bu aşiretle ilgili Mahmut Çetin’in “Bedirhan Aşireti” ni anlatan kitabında oldukça detaylı bilgi vardır.
    Bedirhan aşiretine mensup çak sayıda şöhretli isim günümüz Türkiye’sinde siyasi, akademik, sanat, sanayi ve ticaret arenasında yerini almıştır.
    Prof. Emre Gönensay ile Cüneyt Zapsu ilk akla gelen isimlerden.
    Gönensay, Tansu Çiller’in Başbakanlığında Dışişleri Bakanlığı görevinde bulundu.
    Cüneyt Zapsu ise R.T. Erdoğan’ın “aklımın yarısı” dediği baş danışmanı.
    Cüneyt Zapsu ve ailesini biraz daha yakından tanıyalım.
    Esma Gündoğdu’nun, Yeni Aktüel dergisin 25 Ekim 2005 tarihli sayısında yer alan yazısına göre, şöhretli Bedirhaniler’den bazıları;
    Eski Milli Eğitim Bakanı Vasıf Çınar, tarihçi yazar Cemal Kutay, eski Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Tevfik Ali Çınar, senarist Ayşe Şaşa, -Şaşa eski Marksist sonradan dinci-,
    İbrahim alaaddin Gövsa, Menderes dönemi Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, Ürdün Kralı Hüseyin’in amcaoğlu Rakan Haşimi gibi isimler. İbrahim Alaaddin Gövsa, “Sabatay Sevi” adlı kitabın yazarıdır. Sevi Yahudi Mesih’i olduğunu iddia etmişti. Sabataycılık, Müslüman görünen Yahudiler için kullanılan bir tanımlamadır.
    Yeni Aktüel dergisinin ifadesiyle Türkiye’nin farklı toplum katmanları için farklı “Zapsu”lar var.

    Zapsu’la

    Cüneyt Zapsu’nun ağabeyi Aziz Zapsu, BİM’in yönetim kurulu başkanı. BİM’in büyük ortağı ise Amerika merkezli Yahudi sermayesinin başarılı finans şirketlerinden Merrill Lynch.
    Aziz ve Cüneyt Zapsu’nun anneleri Gaye Zapsu tezhip sanatçısı.
    20 Eylül 1992′de, Diyarbakır’da faili meçhul bir siyasi cinayete kurban giden Kürtçü Musa Anter Zapsu ailesinin eniştesi.
    Musa Anter’in İsveç’te yaşayan oğlu Dicle Anter’in Vatan Gazetesi’nin Kürt asıllı yazarı Ahmet Tulgar’a 30 Ekim 2005 tarihinde verdiği röportajdan öğreniyoruz ki Musa Anter 49′lar davası sırasında, 1959 yılında Kürtçe şiir yazmış. Bu 1938′den beri Kürtçenin ilk kez gündeme gelmesiymiş.
    Vatan gazetesine göre, Cüneyt Zapsu’nun ve Dicle Anter’in dedesi Abdürrahim Zapsu, Şeyh Said’in dava arkadaşı ve ilk Kürtçe tiyatro eserinin sahibi.
    Suadiye’de plajın yakınlarında bir köşkte büyüyen Dicle Anter babası Musa Anter’i; “Şık giyinirdi. Saçları bozulmasın diye yatarken kafasına annemin bir çorabını geçirirdi” diye anlatıyor.
    “En çok köyümüzde mutlu oluyorum. Çünkü babamın mezarı orada ve onun her ölüm yıldönümünde mezarının başına gidip Votka içiyoruz.
    Biraz da mezarına döküyoruz” diye sözlerine devam ediyor Dicle Anter.
    Musa Anter öldürüldüğünde Abdullah Öcalan başşağlığı mesajı yayınlamıştı.
    Babaanne Hidayet Zapsu, Bedirhan Paşa ailesinden.
    Baba Mustafa Pertev Zapsu’nun babası ise, Said Nursi’nin talebelerinden ve Dar-ül Hikmet-il İslamiye üyesi, yazar, şair ve Birinci Dünya Savaşı’nda Ruslara esir düşmüş Abdürrahim Zapsu.
    Abdürrahim Zapsu’nun annesi Zeliha Hanım Arvasi aşiretinden Seyyid Muhammed Arvasi’nin oğlu Muhyiddin Arvasi’nin kızı, babası ise, Seyyid Pertev Bey.
    Van’dan İstanbul’a Said Nursi ile gelen Abdürrahim Zapsu çeşitli Kürt derneklerinde görev aldı.

  141. cevizkabuu diyorki : 09 July 2008

    sevgili TÜRKİYE rumuzlu arkadaşım , bene enteresan geldiğini itiraf etmem gereken bazı bilgiler nakletmişsin. bu naklettiğin bilgileri acaba kendin mi derledin? öyle ise arşivlerde epey çalıştığını tahmin etmek pek zor değil… sana şunu sormak istiyorum : sn. TÜRKİYE , bu bilgileri arşiv belgelerinden mi transkribe ettin ? gazete- dergi-internet(google) gibi kaynaklardan mı faydalandın( bu tip kaynakları bazıları müthiş kullanıyor da…!!) ? yoksa hatırat(biyografi) türü kitaplardan mı faydalandın? belki de bizzat kendin o zamanlarda yaşamış da olabilirsin( tabii yaşının bir hayli ilerlemiş olduğunu anlarız , o zaman da sen aktarmış olabilirsin , yanında bulunan birisi de bunları yorum sayfasına nakletmiş olabilir…bilmiyorum… acaba bu bilgileri hangi kaynaklardan elde ettin…? lütfen gayet güzel derlenmiş izlenimi veren MAKALENİZİN kaynaklarını da aktarabilir misin?

  142. cevizkabuu diyorki : 09 July 2008

    sn türkiye nickini kullanan arkadaşım, aşağıdaki yazımın kısaca özetini yapayım : bu MAKALE ismini verdiğin yazının KAYNAKLARINI lütfen aktarır mısın?

  143. cevizkabuu diyorki : 09 July 2008

    Said Nursî (Günümüz Türkçesi: Nurslu Said) [1] [2] (nüfus kaydında Sait Okur) (d. 5 Ocak – 12 Mart 1878 [3] – ö. 23 Mart 1960) İslam âlimi, Risale-i Nur Külliyatı’nın yazarı ve Risale-i Nur hareketinin kurucusu. Medrese hocası Molla Fethullah Efendi tarafından verilen “Bediüzzaman” (Zamanın en iyisi) lakabı[4], zamanla ismiyle beraber anılarak Bediüzzaman Said Nursî olarak söylenmiştir.

    Konu başlıkları [gizle]
    1 Hayatı
    1.1 Eski Said Dönemi
    1.1.1 Tahsil hayatı ve I.Meşrutiyet Dönemi
    1.1.2 Gençlik hayatı
    1.2 Yeni Said Dönemi
    2 Fikirleri
    3 Tartışmalar
    4 Mahkeme kararları
    5 Kronoloji
    6 Ayrıca bakınız
    7 Kaynakça
    8 Dış bağlantılar

    Hayatı [değiştir]1878 yılında Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı İsparit nahiyesinin Nurs köyünde doğdu. Babasının adı Mirza, annesinin adı Nuriye’dir. Said Nursi, hayatının Eski Said, Yeni Said ve Üçüncü Said olmak üzere üç dönemden oluştuğunu ifade eder. Eserlerinde, 45 yaşına kadar olan hayatını Eski Said dönemi olarak adlandırmıştır. Eski Said, İslamiyete siyaset yoluyla da hizmet edilebileceği fikriyle hareket etmiştir. Daha sonra, zamanın gelişen olayları onun bu fikrini değiştirmiş ve siyasetten tamamiyle çekilmiştir.[5] Eski Said’in Yeni Said’e geçişinde, Said Nursi’nin, Abdulkadir Geylani’nin Fütuh’ul Gayb isimli kitabından aldığı ders önemli rol oynamıştır.[6] Risale-i Nur külliyatının büyük kısmı Yeni Said döneminde yazılmıştır. Said Nursi, Eski Said ile Yeni Said dönemlerini şu cümlesiyle özetlemektedir:

    “Eski Said, daha ziyade akli gidiyordu, Yeni Said ise ilhama da mazhardır, akıl-kalp ittifakıyla hareket eder.”
    Afyon hapsinden sonraki hayatını ise “Üçüncü Said” dönemi olarak ifade etmiştir.[7] Bu dönemdeki vazifesinin sosyal ve siyasi konulardaki vazifelerinin tamamlanması şeklinde olduğunu ifade etmiştir.[8] Bu dönemde, yazımı tamamlanmış olan Risale-i Nur eserlerinin farklı kesimden insanlara ulaştırılmasıyla ilgilenmiştir. Bu amaçla muhtelif şehir ve köylerde el ile yazılan risalelerin okunması, okutulması, bazı merkezlerde risalelerin daktilo ile çoğaltılması, Ankara, İstanbul ve doğu illerinde risalelerin farklı halk tabakalarına ulaştırılması işleri ile meşgul olmuştur. Yine bu dönemde mahkemelerden iade edilen nur risaleleri ve bazı illerde bir kısım nur talebelerinin mahkemeye verilmeleri dolayısiyle resmi makamlarla münasebetlerde bulunmuştur. 1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti Hükümetinin risalelere olumlu bakması ve yayılmasına engel olmaması sebebiyle, risaleler bu dönemde matbaalarda basılmış ve gerek Anadoluya gerek Mısır, Pakistan, Amerika, Roma gibi çeşitli ülkelere gönderilmiştir.[9]

    Eski Said Dönemi [değiştir]
    Tahsil hayatı ve I.Meşrutiyet Dönemi [değiştir]Zamanın harikası anlamına gelen Bediüzzaman ismi ile meşhur olmuşsa da, Molla Said, Molla Said-i Meşhur, Said-i Kürdi, Said-i Nursi gibi isimler kullandığı bilinmektedir. İlk eğitimini Nurs köyünde, ağabeyi Molla Abdullah’tan almıştır. Tağ Köyü’ndeki Molla Mehmed Emin Efendi’nin medresesinde öğrenim hayatına başladığında Said Nursi dokuz yaşındaydı.Tarihçe-i Hayat isimli eserinin İlk Hayatı kısmında, izzetine çok önem verdiği ve âmirane söylenen en küçük bir söze bile tahammül edemediği bu nedeniyle Tağ köyü medresesinden ayrıldığı ve köyüne geri döndüğü yazılmıştır. Köyüne döndükten sonra, haftada bir ziyaretlerine gelen ağabeyi Molla Abdullah’ın verdiği dersleri takip etti. Beş yıl süren tahsil hayatı boyunca Molla Mehmed Emin Efendi Medresesi, Mir Said Veli Medresesi, Molla Fethullah Efendi Medreselerinde eğitim aldı. Risalelerinde, bu süre zarfında Kur’an’ı hatmettiğini, sarf ve nahiv kitaplarını İzhar’a kadar okuduğunu, Doğu Beyazıt’ta bulunan Şeyh Mehmet Celali’nin medresesinde üç ay süren bir eğitim gördüğünü, bu eğitimi sırasında her gün günde üç saat meşgul olarak yüze yakın kitabı okuyup ezberine aldığını, medreselerde eğitimi yapılan kitaplar dışında pek çok başka kitabı da okuduğunu yazmıştır. [10] [11] [12] [13] [14] [15] Daha sonra icazetini aldığı ve sonra Doğubeyazıt’tan ayrıldığı bildirilmektedir.[16]

    Arkadaşları ve bazı hocalarıyla olan tartışmaları ve kavgaları sebebiyle medrese eğitiminde aksamalar olmuştur.[17] Bir gün Said Nursi’yi öldürmek için Cezire Ağa’sının hizmetçisi hançerine davrananınca Said Nursi silahına davranır fakat muhatabında hareket görmeyince onu soğuk suya batırıp çıkarır. [18] Daha sonra köyüne dönen Said Nursi kışı köyünde geçirir. Bir gün rüyasında kıyametin koptuğunu görür, sırat köprüsünün başına gidip durmak hatırına gelir: Rüyasında “Herkes oradan geçer, ben de orada beklerim” diye düşünür, ve sırat köprüsünün başına gider. Bütün peygamberleri teker teker görür ve nihayet Muhammed’i ziyaret ettikten sonra uyanır. [19] Bu rüyadan etkilenerek tekrar eğitimine devam etmek istediğini babasına söyler, babasının izniyle Müküs ocağındaki Mir Hasan Veli Medresesine gider.

    Anlaşılması en zor konuları kolaylıkla anladığı, okuduğu kitapları kolaylıkla ezberine aldığı ve ilmi münazaralardan galip ayrıldığı gibi özelliklerinden etkilenen Molla Fethullah Efendi’nin, Molla Said’e “Bediüzzaman” lakabını vermiştir. [20] [21] [22] [23]

    Risalelerinde, bu dönemden sonra Bitlis’e gelen Said Nursi’nin ilmi alt yapısı ve farklı kişiliğinin, Bitlis Valisi Ömer Paşanın dikkatini çektiği ve Vilayet konağında kalarak çalışmalarına devam etmesi için ona bir oda tahsis edildiği yazılmıştır.[24] Risale-i Nur kitapçıklarından alınan bilgilere göre burada iki yıl ilmi çalışmalar yapan Said Nursi daha sonra Van Valisi Hasan Paşa tarafından Van’a davet edilmiştir ve Van’da on yıl kadar ilmi çalışmalarına Vali Konağı’nda devam etmiştir. Hasan Paşa’nın valilik görevini bırakmasından sonra İşkodralı Tahir Paşa da Said Nursi ile ilişkilerini devam ettirmiş ve Said Nursi konağın kendisine ayrılan bölümünde çalışmalarına devam etmiştir. [25] Valinin konağında ilmi çalışmalarına devam ederken, kendi medresesi olan Horhor Medresesi’nde de talebelerine ders vermekte olduğu da kendi eserlerinde anlatılmaktadır. [26] [27] [28]

    Said Nursi, fen bilimleriyle İslami ilimlerin birlikte okutulacağı, idealindeki üniversite düşüncesini hükümete iletmek için 1907 yılında İstanbul’a gelir.Mısır’daki Ezher Üniversitesine kardeş olarak tarif ettiği bu üniversiteye Medresetüz-Zehra adını vermiştir. Bediüzzaman kendi deyimi ile İslam coğrafyasının merkezi olan Kürdistan’da bu üniversiteyi kurarak din ilimleriyle fen bilimlerinin birlikte okutulmasını hedeflemiştir. Medresetüz-Zehra’nın Arapça, Türkçe ve Kürtçe olmak üzere üç dilde eğitim yapacağını belirtmektedir. [29] İstanbul’da ilk önce Ferik Ahmed Paşa’nın evine yerleşmiştir. [30] Doğu’da kurulmasını istediği üniversite ile ilgili bir dilekçeyi padişahın özel kalem dairesi olan Mabeyn-i Hümayun’a sunan Said Nursi’nin bu talebi için hükümet bir teşebbüste bulunmadı. İstanbul’a gelişinden iki ay sonra Fatih’te bulunan Şekerci Hanı’na yerleşen [31] Said Nursi, odasının kapısına “Burada her suale cevap verilir, her müşkül hallolunur; fakat sual sorulmaz” şeklinde bir yazı asarak ilmi bilgisini kanıtlamak istedi. [32]

    Gençlik hayatı [değiştir]Van’da Medresetü’z-Zehra isimli bir okul kurma fikrini gerçekleştirebilmek için 1907 yılında II. Abdülhamit’e istida vermek amacıyla selamlık törenine üzerinde yöresel kıyafetleri, başında sarığı ve hançeri ile katıldı. Bu hareketi neticesinde önce tutuklandı daha sonra akıl hastahanesine kapatıldı.[33] 1907′de serbest kaldıktan sonra keskin bir Abdülhamit muhalifi olarak İttihat ve Terakki Cemiyetiyle irtibata geçmek için Selanik’e gitti. Selanik’te cemiyetin önde gelen isimlerinden daha sonra Selanik Mebusu olacak olan Emanuel Karasso ile ve cemiyetin diğer önderleri ile görüştü. [34] Selanik’de Meşrutiyetin İlanı’ndaki kutlamalarda II. Abdülhamit idaresine karşı hürriyet nutukları söyledi. Nutuklarında hürriyet’in gelmesinden önce Gebermiş İstibdadı muhafaza için şeriat meselesinden geri adım atılmış olduğunu söylemişti. [35] Bu dönemde Osmanlı Devletinin güvenlik ve istihbarat kurumu olan Teşkilat-ı Mahsusa’da görev aldığı, İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye olduğu yazılmıştır. [36] [37] [38] Teşkilat-ı Mahsusa tarafından 1915 yılında Bitlis’de Rus Cephesinde görevlendirildiği, Libya’ya gönderildiği tarihçi Cemal Kutay tarafından yazılmış ancak bu görevlendirilme bilgisinin doğru olmadığı yönünde itirazlar olmuştur. [39]

    1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanından hemen önce İstanbul’a geldi. İstanbul’da Derviş Vahdeti’nin Volkan Gazetesi’nde yazdı. İslamcı bir siyasal parti olan İttihad-ı Muhammedi Fırkası’nın kuruculuları arasında yer aldı. Volkan Gazetesi bu fırkanın yayın organıydı. 13 Nisan 1909 (Rumi 31 Mart 1323) tarihinde 31 Mart Vakası patlak verdi. Selanik’ten gelen Hareket Ordusu aradan 11 gün geçtikten sonra isyanı bastırabildi. Bazıları İttihad-ı Muhammedi Fırkası’nın ileri gelenleri olmak üzere isyanı çıkaranlar ve Derviş Vahdeti ile birlikte Divan-ı Harp’te yargılandı, Derviş Vahdeti ve 16 kişi idam edildi, Said Nursi davadan beraat etti. Serbest kaldıktan sonra Serbesti Gazetesi’nde ordunun ruhu ve ülküsünün okullu subaylar olduğunu, bunlara isyan etmenin cinayet olduğunu yazmıştır. [40] İsyanın ardından Batum üzerinden Van’a gitti. 1911 yılında tekrar İstanbul’a döndü. 1915-1917 arasında Osmanlı-Rus Savaşında Kafkas Cephesinde esir düştü. 1917 yılında Kostroma Esir Kampı’ndan kaçarak yurda döndü. Dar-ül Hikmet-ül İslamiye’de görev aldı. Kürt Teali Cemiyeti’nin üyeleri arasında olduğu tarihçiler tarafından yazılmış [41] [42][43] ancak Said Nursi’nin bu cemiyetin kendisine gönderdiği teklifi mektupla verdiği cevapta reddettiği ifade edilmiştir. [44] [45] Said Nursi’nin etnik ayrımcığa karşı olduğu ve Kürt Teali Cemiyeti’ne yazdığı mektupla bunu açıkladığı belirtilerek Kürt Teali Cemiyeti üyeliği bazı tarihçilerce kabul edilmemektedir. [46] 15 Şubat 1919 tarihinde sonradan Teâli-i İslâm Cemiyeti adını alan Cemiyet-i Müderrisîn’in kurucu azaları arasında yer aldı. [47] [48] Kurtuluş Savaşı sırasında milli mücadeleyi destekledi. 9 Kasım 1922 tarihinde Milli Meclis’te 2. oturuma dinleyici olarak katıldı. [49] Cumhuriyet ilan edildikten sonra hükümetin islami esaslara riayet etmediğini düşündüğünden Ankara’yı terketti ve Van’a gitti.

    Yeni Said Dönemi [değiştir]1925 yılında Şeyh Said Ayaklanması patlak verdi. Halkı islam dini adına ayaklanmaya çağıran Şeyh Said ve ayaklanmaya katılanlar tutuklandı. Şeyh Said ve suçlu bulunan ayaklanmacılar İstiklâl Mahkemesince idama mahkûm edildi. Şeyh Said isyanı ile ilgisi olduğu iddiasıyla Burdur’a sürgün edilen Said Nursi, [50] [51] aşağıdaki sözleriyle kıyamı başlatan Şeyh Said’in baş kaldırısına karşı çıktığını ifade etmiştir.

    “Yaptığınız mücadele kardeşi kardeşe öldürtmektir ve neticesizdir. Türk milleti İslâmiyete bayraktarlık etmiş, dini uğrunda yüz binlerle, milyonlarla şehid vermiş ve milyonlar veli yetiştirmiştir. Binaenaleyh kahraman ve fedakar İslam müdafiilerinin torunlarına, yani Türk milletine kılınç çekilmez ve ben de çekmem.” [52]

    1934 yılında kendisi ve bazı talebeleri Eskişehir’de tutuklandı. Eskişehir ağır Ceza Mahkemesinin verdiği kararla kendisi ve bazı talebeleri 11 ay hapis ve Kastamonu’da mecburi ikamet cezası aldı. 1935 senesinde yargılama süresi 11 ayı geçtiği için tahliye oldu bazı talebeleri ise zaten beraat etmişti. [53]1943 yılında Denizli Ağır Ceza Mahkemesi’nde Said Nursi ve öğrencilerinden oluşan 126 kişi yargılandı. Mahkeme 16/6/1944 tarih ve 199/136 sayılı beraet kararı ile neticelendi. Temyiz mahkemesi beraet kararını 30/12/1944 tarihinde onayladı.[54] 1948 yılında siyasi amaçlı dernek kurma suçundan Afyon’da 20 ay hapis cezası aldı. Bazı kaynaklara göre[55] bu cezası temyiz edilerek bozulmuştu bazı kaynaklara göre ise 1950 yılında çıkarılan genel aftan yararlanarak serbest kalmıştı.[56] Cumhuriyete ve çağdaş rejime karşı olduğu, siyasi amaçlı dernek kurduğu ve benzeri iddialar ile sırasıyla önce Isparta yakınlarında Barla adında bir köye sürüldü, ardından Eskişehir (1935), Kastamonu (1936), Denizli (1943) ve Emirdağ’a (1945) sürüldü. Risale-i Nur Külliyatı adı altında topladığı eserleri kaleme aldı. 23 Mart 1960 yılında Şanlıurfa’da vefat etti. Cenazesi önce Şanlıurfa Halil-ür Rahman dergâhına defnedildi. Daha sonra 1960 darbe yönetimince mezarı yıktırılarak, na’şı bilinmeyen bir yere taşındı. 2006 yılında halka açılan Yassıada arşivleri arasında Said Nursi’ nin defin tutanağı da bulundu. Tutanağa göre Said Nursi’nin na’şı Isparta şehir mezarlığına nakledilmişti.[57]

    Fikirleri [değiştir]İnançsız Fikirlerle Mücadele
    Said Nursî bir eserinde kendi hayat tarzını şöyle özetlemiştir: “Kur’ân-ı Hakîm mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır, rehberimizdir.”…. Bu bakış açısına göre insan, Allah’ı ve İslamiyet’i tanımak ve O’na iman ve ibadet etmek için yaratılmıştır. İlim, meşruiyet, hürriyet, dürüstlük, ümit, çalışmak, sebat gibi faziletler ise, İslam çerçevesi içinde insanın hayatına anlam veren değerlerdir. Ona göre bunlar hem dünya, hem de âhiret saadeti açısından insanın olmazsa olmaz gerçekleridir. Bu fikirleri sebebiyle 6000 sayfa veya daha fazla olan eserlerini din, iman ve fazilet üzerinde yoğunlaştırır. Said Nursî, inançsız insanlara ve din dışı fikirlere özellikle dikkat çekmiş ve talebelerine ve insanlara bunlardan uzak durması ve mücadele etmesi hakkında devamlı telkinlerde bulunmuş ve yönlendirmiştir.

    Doğu Anadolu’ya Medrese kurma fikri
    Eğitimin yeterince dine ağırlık vermediği konusundaki düşüncelerini Sultan Abdülhamid’e arz etmek üzere İstanbul’a gelmiş, selamlık töreninde belinde kaması ve yöresel kıyafetleri olduğu halde doğuda Kürtçe tedrisat yapacak bir medrese kurulması isteğini Sultan Abdülhamid’e iletmişti. İlk önce eylemi nedeniyle derdest edilip hapse atıldı daha sonra Toptaşı Akıl Hastalıkları Hastahanesine kaldırıldı ve burada 3 ay yattı.[58][59] [60] Aynı teklifi daha sonra Sultan Reşad’a götürmüş, Doğu Anadolu’da Medresetü’z-Zehra adında hem dinî hem de müspet yani pozitif ilimlerin okutulmasını düşündüğü bir medrese kurmak için hazineden ödenek ayrılmasını önermiştir. İsteği Sultan Reşad tarafından onaylanan Said Nursi’ye, üniversiteyi kurması için hazineden 19 bin altın ödenek verilmiştir. [61] Bu ödenekle Van / Edremit’te göl kenarında üniversitenin temeli atılmış fakat 1. Dünya savaşının patlak vermesiyle bu girişim geri kalmıştır. 1. Dünya savaşı ve milli mücadele bittikten sonra kurulan yeni hükümete bu isteğini tekrarlamış ve teklifi içlerinde Mustafa Kemal’in de bulunduğu 163 millet vekilinin imzasıyla kabul edilmiştir. [62] Bu kez Said Nursi’ye Şark Üniversitesi’ni kurması için 150 bin banknot ödenek tahsis edilmiştir. Fakat daha sonra medreselerin kapatılması ile bu çalışma bir kez daha atıl kalmıştır.

    Esaret, Hürriyet ve İman hakkındaki fikirleri
    “Ben ekmeksiz yaşarım, hürriyetsiz yaşayamam. İman ne kadar gelişirse hürriyet de o kadar parlar. İşte asr-ı saadet!” sözleriyle dini ve milli hürriyete dair görüşlerini ifade etmiştir.Birinci Dünya Savaşında esir düşerek iki buçuk yıl Rusya’da esaret hayatı yaşamıştır. Daha sonra İstanbul’un işgalinde işgalci güçlere karşı mücadele ederek ilim adamlarını ve halkı uyarmıştır. 25 Eylül 1919 tarihinde Teâli-i İslâm Cemiyeti’ne (Cemiyet-i Müderrisîn) üye oldu. Üyesi bulunduğu cemiyetin, 26 Eylül 1919 tarihinde İstanbul’da yayınlanan İkdam gazetesinde de yayınlanan Kuva-yı Milliye ve Kurtuluş Savaşı aleyhinde beyannamesini derneğin azası olmasına rağmen, “İşgal altındaki bir yerde bulunan sorumluların verdiği fetva irade özgürlüğü bulunmadığı için mualleldir(sakat ve tutarsızdır)” gerekçesiyle karşı çıkmıştır. 1922 yılının sonunda Mustafa Kemal’in ısrarlı daveti [63] üzerine Ankara’ya gelmiş ve daha sonra mebuslara hitaben bir bildiri yayınlayarak yeni Türkiye’nin şekillenmesinde dini dinamiklerin ihmal edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.

    Hayatını üç döneme ayırmıştır: Doğumundan Risale-i Nur’u telif etmeye başlama tarihi olan 1926 yılına kadarki hayatını Eski Said, bu tarihten 1950′ye kadar olan kısmını Yeni Said, 1950′den sonraki hayatını da Üçüncü Said diye adlandırmıştır. Bu ayrımları fikri bir değişiklik değil metod değişikliği olarak tanımlamıştır. Divan-ı Harbi Örfi isimli eserinde bu konuyu şu şekilde açıklamıştır:

    Gazetelerde neşrettiğim umum makalatımdaki umum hakaikte nihayet derecede musırrım. Şayet zaman-ı mazi canibinden, Asr-ı Saadet mahkemesinden adaletname-i şeriatla davet olunsam, neşrettiğim hakaikı aynen ibraz edeceğim; olsa olsa, o zamanın ilcaatının modasına göre bir libas giydireceğim.Şayet müstakbel tarafından üç yüz sene sonraki tenkidat-ı ukala mahkemeşinden tarih celbnamesiyle celb olunsam, yine bu hakîkatleri tevessü’ ve inbisat ile çatlayan bazı yerlerini yamalamakla beraber, taze olarak orada da göstereceğim. Demek, Hakîkat tahavvül etmez; hakîkat haktır. [64]
    İttihad ve Terakki Fırkası hakkında;
    “Herkesin şevkini kıran ve neş’esini kaçıran ve ağrazlar ve taraftarlıklar hissini uyandıran ve sebeb-i tefrika olan ırkçılık cem’iyat-ı avamiyeyi teşkiline sebebiyet veren ve ismi meşrutiyet ve manası istibdad olan ve “İttihad ve Terakki” ismini de lekedar eden buradaki şube-i müstebidaneye muhalefet ettim.
    Herkesin bir fikri var. İşte sulh-u umumî, aff-ı umumî ve ref’-i imtiyaz lâzım. Tâ ki biri bir imtiyaz ile, başkasına haşerat nazarıyla bakmakla nifak çıkmasın.” [65]

    Tartışmalar [değiştir]Ana madde: Said Nursî hakkındaki tartışmalar
    Said Nursi ve eserleri hakkında çeşitli tartışmalar meydana gelmiştir. Gerek eserlerindeki imani, sosyal ve siyasi konulardaki yaklaşımı; gerekse eğitimini ve bilgisini ilgilendiren konularda farklı yorumlar ve karşıt fikirler söz konusu olmuştur. Fethullah Gülen İddianamesi’nde adı geçen ve Risale-i Nur’un eleştirildiği Nurculuk Hakkında isimli eserde [66] [67], risalelerin içeriğinin “müslümanlık esaslarına göre dini ve ilmi kıymeti olmadığı” ifade edilmiştir. Risale-i Nur’un ilhamla yazıldığı, müellifince gaybden ihtarlar alındığı, Kuran tefsirine “mananın tahammül edemeyeceği tarzda batıni ve indi manalar” verildiği eleştirilerini ortaya çıkarmıştır. Her ne kadar ilham kavramı özellikle tasavvuf literatürü içerisinde İslam yazınında kendisine yer bulmuş olsa da, Kur’an’da bariz bir şekilde yer almamaktadır. Bu gibi tartışmalar günümüzde de yazılı ve görsel yayın organları aracılığıyla devam etmektedir. Çeşitli suç unsuru iddiaları mahkemelere yansımış olsa da Said Nursi’nin yaptıkları, söyledikleri ve eserlerinde bir suç unsuru olmadığı mahkemeler ve resmi raporlar ile ortaya konmuştur. Nitekim, Atatürk’e hakaret, bölücülük, halkı isyana teşvik etmek, şeriat devleti kurmak gibi konulardan açılan davalardan beraat etmiştir.

    Örnek olarak resmi kaynaklardan; Diyanet İşleri Başkanlığının 2.7.1963 tarih, 18746 sa­yılı yazı­sında, Müşavere ve Dinî Eserleri İnceleme Kurulu’nun 29.6.1963 tarih, 326 sayılı kararında, Nurcuuğun bir tarikat veya yeni bir mezhep olmayıp Said Nursi isimli bir kişinin dinsizlik akımına karşı Kuran ayetlerini ele alarak yazdığı eserlere maledilen bir akım olduğu bildirilmiştir.

    Mahkeme kararları [değiştir]Risale-i Nur’un herhangi bir suç unsuru içerip içermediği tartışma konusu olmuştur. Bununla birlikte, mahkeme kararlarında Risale-i Nur’da herhangi bir kanun ihlali olmadığı ifade edilmiştir. Örneğin, Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinin Risale-i Nur hakkındaki en son kararlarından olan 20 Kasım 1984 tarihli karar metni aşağıdaki gibidir:

    “Said Nursi’nin yazdığı Risale-i Nur kitaplarının incelenmesinde gerek T.C.K. 161-163,311 ve 312. maddelerini ihlal eder bir durum mevcut olmadığı gibi, 1353 sayılı, 677 sayılı ve 6187 sayılı kanunları da ihlal eder bir husus tespit edilemediği anlaşılmış bulunduğundan Risale-i Nur Külliyatı hakkında soruşturma yapılmasına mahal olmadığına karar verildi.” (İstanbul Cumhuriyet Savcılığı Basın Bürosu,1984/558-Karar No:1984/173 sayı ve 20 Kasım 1984)

    Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nin 1956 yılında almış olduğu karar metni:

    “Diyanet İşleri Müşavere Kurulu’nun 23/5/1956 gün ve sayısız ehl-i vukuf raporuna istinaden Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nce Bediüzzaman Said Nursi’nin kitap ve evraklarının kanuni mevzuata muhalif siyasi ve idari hiç bir mahzuru görülmemiş olmakla, sözü geçen eserler 23/6/1956 gün, 954/278 esas ve 955/218 karar sayılı ve kaziye-i muhkeme haline gelen beraet karariyle ve yine Isparta Sorgu Hakimliği’nin 11/9/1956 gün, 954/28 esas ve 1956/65 karar sayılı ve aynen kazıye-i muhkeme haline gelen men-i muhakeme karariyle bilumum Nur Risaleleri sahiplerine iade edilmiştir.”

    Kronoloji [değiştir]1878 – Bitlis’in Hizan İlçesine bağlı İsparit Nahiyesinin Nurs Köyünde dünyaya geldi.
    1888 – Medrese eğitimini tamamladı.
    1894 – Van’a giderek orada coğrafya, matematik, jeoloji, fizik ve kimya gibi müsbet ilimleri öğrenmeye başladı. Kendisine Bediüzzaman lâkabı verildi (Hadisesi ise şöyleydi: Molla Fethullâh ismindeki alim Said Nursi’ye çalışmalarındaki üstün başarıyı ve zekasına şahit olunca Hafıza gücünü de test etmek istedi. Makamat-ı Haririye ismindeki çok karmaşık ifadeleri olan eserin iki satırını iki sefer okuyup ezberlemesini istedi. Said Nursi de tam sayfayı bir kez okuyup ezberledi. Molla Fethullah iyice şaşırarak “Zeka ile hıfzın ifrat derecede bir kimsede tecemmuu nadirdir” dedi. Ve bu ancak asrın Bediüzzamanı yapabilir dedi. Bu onun için lakap oldu.).[68]
    1907 – Toptaşı akıl hastalıkları hastanesine yatırıldı. [69]
    1907 – Eğitimle ilgili islam ve bilimi eksen alan projelerini padişaha sunmak üzere İstanbul’a geldi. Van’da kurmayı planladığı Medresetü’z Zehra padişah tarafından kabul gördü ve ödenek ayrıldı.
    1909 – İttihad-ı Muhammedi Fırkası (Fırka-i Muhammediye)kuruluşunda kurucu üye olarak yer aldı.
    1909 – 31 Mart Olayı sebebiyle Divan-ı Harp Mahkemesinde yargılandı. Beraat etti.
    1911 – Şam, Emevîye Camii’nde büyük bir hutbe okudu. Bu hutbe daha sonra Hutbe-i Şamiye adıyla kitaplaştırıldı. Münâzarat ve Muhakemât gibi eserlerini telif etti.
    1915 – Birinci Dünya Savaşı’na katıldı.
    1916 – Bitlis savunması esnasında yaralanarak Ruslara esir düştü.
    1918 – İki buçuk yıl süren esaretten, bir Rus askerin yardımıyla firar etti. İstanbul’a geldi. Devrin tek İslâm Akademisi olan “Dar-ül Hikmet-ül İslamiye”ye üye oldu.
    1919 – 19 Ocak 1919’da Mustafa Sabri, İskilipli Mehmet Atıf Hoca, Ermenekli Saffet efendi gibi din ve eğitimcilerle birlikte daha sonra Teâli-i İslâm Cemiyeti adını alacak Müderrisler Cemiyeti’nin (Cemiyet-i Müderrisîn) kuruluşuna üye olarak katıldı.
    1919 – Mesnevî-i Nuriye adlı eserini yazmaya başladı.
    1920 – İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine Hutuvât-ı Sitte adlı bir eser yayınladı. Bu eser yüzünden işgal kuvvetleri tarafından gıyabında ölüm cezasına mahkûm edildi.
    1922 – Zaferden sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından Ankara’ya TBMM’ye dâvet edildi. Burada mebuslara hitaben hazırladığı on maddelik beyannamede İslam değerlerine sahip çıkılması gerektiğini ifade etti. [70]
    1923 – Ankara’yı terkederek talebe yetiştirerek münzevi bir yaşam sürmek üzere Van’a yerleşti. Öğrencilerine ders vermeye başladı. Erek Dağı’nda iki senesini geçirdi.
    1925 – Şeyh Said İsyanı’ndan sonra Burdur’a sürüldü ve Burada Nur’un İlk Kapısı isimli eserini yazdı.
    1926 – Barla’ya sürüldü. Burada Risale-i Nur’u telife başladı. Sözler ve Mektubat’ın tamamı, Lemalar’ın da büyük bölümünü burada yazdı.
    1934 – Barla’dan Isparta’ya sürüldü.
    1935 – “Gizli cemiyet kurmak, rejimin temel düzenini yıkmak” iddiasıyla Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesinde aleyhinde dâvâ açıldı ve mahkeme neticesinde Tesettür Risalesi’nden dolayı on bir ay, on altı öğrencisi de altı ay hapse mahkum edildi. Eskişehir Hapishanesinde tutuklu kaldı ve orada tecrid altında tutuldu. [71]
    1936 – Hapis cezasının bitiminden sonra 7 yıllığına Kastamonu’ya sürüldü.
    1943 – 126 talebesiyle birlikte tekrar “rejimin temel düzenini yıkmak” suçundan tutuklanarak Denizli Hapishanesine sevk edildi. 9 ay tutuklu kaldı. Beraat etti.
    1944 – 9 aydan sonra Emirdağ’a götürüldü ve burada zorunlu ikâmete mahkum edildi.
    1948 – Aynı suçlamalarla tekrar tutuklanarak 54 talebesiyle birlikte Afyon Hapishanesine sevk edildi. Yaklaşık 20 ay hapiste kaldı. Buradan tekrar Emirdağ’a götürüldü.
    1952 – Gençlik Rehberi eseri hakkında açılan dava münasebetiyle İstanbul’a geldi ve bu davadan beraat etti.
    1953 – Emirdağ’a döndü. İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı. Bundan sonraki hayatı genellikle Emirdağ ve Isparta’da geçti.
    23 Mart 1960 – Şanlıurfa’da vefat etti. Urfa Halil-ur Rahman Derhahı’na defnedildi.
    12 Temmuz 1960 – 27 Mayıs ihtilali sonrasında hükümetin emriyle mezarı yıktırıldı. Na’şı Ispartaya nakledildi, Isparta şehir mezarlığına defnedildi.[72] [73]

    Ayrıca bakınız [değiştir] Vikisöz’de
    Said Nursî ile ilgili özlü sözler bulunur.
    Risale-i Nur
    Nur Cemaati
    Fethullah Gülen

    Kaynakça [değiştir]^ Said Nursi’nin, Said Kürdi ifadesi hakkında Risale-i Nur külliyatındaki ifadesi
    ^ Said Nursi’nin imzasının (isminin bulunduğu bir mektubu
    ^ Köprü dergisinde doğum tarihiyle ilgili makale
    ^ “Bediüzzaman: Bir Ümit Süvarisi.” Ailem – Zaman gazetesi eki. s. 9. URL erişim tarihi: 3 Haziran 2008.
    ^ Said Nursi, Şualar – On Dördüncü Şua s.426
    ^ Lem’alar – 8.Lem’a – Envar Neşriyat s.49
    ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı – Isparta Hayatı – Envar Neşriyat s.525
    ^ Said Nursi, Şualar – On Dördüncü Şua s.340
    ^ Said Nursi Tarihçe-i Hayatı – Isparta Hayatı – Envar Neşriyat s.527
    ^ Risale-i Nur Külliyatı, Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı
    ^ Bediüzzaman Said Nursi, Sikke-i Tasdik-i Gaybi, Germany 1994, s. 68.
    ^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 10.
    ^ Bediüzzaman Tarihçesi, Abdurrahman, İstanbul 1919, s.10-12
    ^ Sikke-i Tasdik-i Gaybi Osmanlıca, s.62
    ^ http://arsiv.sabah.com.tr/2004/12/12/gnd109.html
    ^ 4. Sadık Albayrak, Son Devrin İslam Akademisi, İstanbul 1972, s. 198.
    ^ Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü, Said Nursi biyografisi
    ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 38
    ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 30
    ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 41
    ^ Bediüzzaman Said Nursi, İçtimai Reçeteler, İstanbul 1990, C.1, s. 23
    ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C.1, s.76
    ^ Emre Aköz, Sabah, 2004
    ^ Said Nursi, Emirdağ Lahikası, s.229
    ^ Said Nursi, Tarihçe-i Hayat, s.41
    ^ Horhor Medresesi’nin varlığı hakkında
    ^ Horhor Medresesi hakkında
    ^ Horhor Medresesi
    ^ Abdurrahman Nursi, Bediüzzaman’ın Hayatı, 1993, s. 45
    ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 1990, C.1, s. 142
    ^ Bediüzzaman Said Nursi, Asar-ı Bediyyât, s.331.
    ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 45
    ^ Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
    ^ Tarihçe-i Hayat – İlk Hayatı
    ^ Tarihçe-i Hayat – İlk Hayatı
    ^ Tempo Dergisi, 8 Nisan 2003
    ^ Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
    ^ haber5 internet sitesi, Taha Kurutlu
    ^ Latif Salihoğlu, Yeni Asya, Teşkilât-ı Mahsusa yalancıları
    ^ Mevzuat Dergisi, 1998-08-02
    ^ Tarık Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasal Partiler
    ^ F.Gülen Davası, Savcılık iddianamesi, Nurculuğu Tarihsel Gelişimi
    ^ Kürtçülük, 1787-1923, Bilal Şimşir
    ^ Mustafa Nezihi Polat, Mülâkat, Erzurum 1964, s. 30-34
    ^ Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, İstanbul 1979, s. 214-216.
    ^ Yanlış tanıtılmaya çalışılan bir dahi:Said Nursi, Ahmet Akgündüz
    ^ Tunaya, Tarık Zafer, Türkiye’de Siyasal Partiler, Hürriyet Vakfı Yay., İstanbul, 1988, cilt 2, s.182.
    ^ Köprü Dergisi, 72. Sayı, İslâm’ın Siyasallaşma Sürecinde Cemiyet-i Müderrisin’den Teâli-i İslâm’a
    ^ Vahdettin, M.Kemal ve Milli Mücadele, yalanlar, yanlışlar ve yutturmacalar
    ^ Din Işığı Altında Nurculuğun İçyüzü, Faruk Güventürk, Okat Yayınevi, İstanbul 1964.
    ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=5722 – Beyanat ve Tenvirler s.19
    ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=5722 – Osmanlıca teksir Asa-yı Mûsa , s. 250
    ^ Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi: Mufassal Tarihçe-i Hayatı, İstanbul 1990, C.2, s. 832
    ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4432 – Said Nursi – Tarihçe-i Hayatı – Denizli Hayatı s.350
    ^ Risale-i Nur Enstitüsü, Said Nursi biyografi
    ^ Boğaziçi Üniversitesi, Atatürk Enstitüsü
    ^ http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=25249 – Aksiyon dergisi’nin Yassıada Arşivler Hakkındaki haberi
    ^ Bilinmeyen Taraflarıyla Bediüzzaman Said Nursi, Necmeddin Şahiner, Yeni Asya Yayınları
    ^ Risale-i nur enstitüsü, tımarhaneye atılması
    ^ Türkeli dergisi, Ocak 2005 s.106
    ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4175 – Tarihçe-i Hayat – İlk Hayatı s.93
    ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=3861 – Emirdağ Lâhikası s.439
    ^ http://www.risaleara.com/oku.asp?id=4206 – Said Nursi Tarihçe-i Hayatı – İlk Hayatı
    ^ Divan-ı Harb-i Örfi, İki Mekteb-i Musibetin Şehadetnamesi, s.50, Yeni Asya Neşriyat
    ^ Divan-ı Harb-i Örfi s.32, Envar Neşriyat
    ^ (1964) Nurculuk Hakkında. Ankara: Diyanet İşleri Başkanlığı.
    ^ Fethullah Gülen Savcılık İddianamesi
    ^ Tarihçe-i Hayat | Birinci Kısım : İlk Hayatı | 41
    ^ [Necmeddin Şahiner, Bilinmeyen Taraflarıyla Said Nursî, Yeni Asya Yayınları, 1974]
    ^ TBMM Zabıt Ceridesi’nin 9 Kasım 1338/1922 Perşembe tarihli nüshası
    ^ Mevzuat Dergisi, Sayı:8, Ağustos 1998
    ^ Emniyet Genel Müdürlüğü Arşivi “13311/22/32″ nolu belge
    ^ http://www.aksiyon.com.tr/detay.php?id=25249

    Dış bağlantılar [değiştir]Risale Forum
    Said Nursi.de Portal
    Cenazesi denize atıldı iddiası
    Talebeleri, naaşını askerden gizli Davraz Dağı’na gömdüler iddiası
    Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Hareketi ile ilgili doktora tezi çalışmaları
    Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Hareketi ile ilgili lisans tezi çalışmaları
    Bediüzzaman Said Nursi Hayatı ve Gayesi İle İlgili Bir Çalışma: Gönüller Senin Mezarın
    Selsus.Com Said Nursi Biyografisi
    Risale-i Nur Enstitüsü
    Boğaziçi Üniversitesi, Kim Kimdir, Said Nursi
    ‘Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye’deki tarikatlar ve dini akımlarla ilgili hazırladığı rapor’ haberi
    Said Nursi ve Risale-i Nur konulu çalışmalar, olaylar
    Sabah gazetesinden Emre Aköz’ün 2004′deki yazı dizisi
    “http://tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nurs%C3%AE”‘dan alındı

  144. doğrucudavut diyorki : 09 July 2008

    SAİD NURSİ nin KÜRTÇÜLÜĞÜ İFTİRASINA CEVAPTIR :

    Türk’e kılıç çektirmem

    Şeyh Said destek istediğinde, Said Nursi şöyle demişti: “Türk milleti asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır. Onlara karşı kılıç çekilmesine izin vermem..

    Said Nursi 1923′ün mayıs ayında sadece Ankara’yı değil eski yaşamını da geride bırakarak Van’a gelmişti. Artık yeni bir Said olacaktı. İki yıl boyunca yazları Van’ın Çoravanis köyünde ve Erek dağındaki bir manastır harabesinde geçirdi. Kış aylarında Van’da oturan kardeşi Abdülmecid’in yanına gidiyordu. Kendini dini düşünceye ve derslerine vakfetmişti. Savaş arkadaşı Ali Çavuş ve Molla Hamid ona hem talebelik ediyor, hem de yardımcı oluyordu.

    SİYASET YAKASINI BIRAKMADI
    Molla Hamid o günlerle ilgili anılarını anlatırken birkaç ilginç noktaya değinmiştir. Mesela bir keresinde hocası şöyle demişti: “İstanbul’dayken arkadaşlarım beni takip etmiş. ‘Bakalım söylediği gibi mi davranıyor’ diye… Sonunda benim özü sözü bir insan olduğumu anlamışlar. İstanbul’da onca sene kaldım, bir kere dahi kadınlara bakmadım.” Bir başka gün ise Van gölündeki Akdamar adasına uzun uzun bakmış ve kendinden emin bir biçimde, “Şu adada 10 yıl boyunca 50 talebe yetiştirsem, İslam’ı bütün dünyaya yayabilirim” demişti. Bu iki olayı birbirine bağladığımızda şunu görüyoruz: Said Nursi dünyevi zevklerden uzak durarak, bütün enerjisini kendi İslam yorumuna verecekti. Zaten öyle de oldu. Said Nursi içine kapanmıştı ama tarih devam ediyordu. 3 Mart 1924′te Hilafet kaldırılmıştı. Din yerine milliyetçiliği öne çıkaran, laikliğe doğru ilerleyen yeni rejim Kürt grupların hoşuna gitmiyordu. İsyan hazırlıkları vardı. Günün birinde Kürt aşiret ağalarından, zamanında İkinci Abdülhamid’in kurduğu Hamidiye Alayları’nda görev yapmış olan Kör Hüseyin Paşa kapısını çaldı.

    “TÜRK İLE KÜRT KARDEŞTİR”
    Said Nursi’ye para getirmişti. “Adamlar ve silahlar hazır; emrini bekliyoruz” diyordu. Niçin? “Mustafa Kemal ile savaşmak için!” Bediüzzaman köpürmüştü: “Asker vatanın evladıdır. Senin benim akrabamdır. Müslüman Müslüman’a silah çeker mi?” Kör Hüseyin Paşa fena halde bozulmuştu. “İtibarımı beş para ettin” diye söyleniyordu. Said Nursi geri adım atmıyordu: “Kullar arasında beş para ol. Allah katında makbul ol.” Ayaklanmaya hazırlanan Kürt gruplar Said Nursi’nin manevi gücünü arkalarına almak istiyordu. Derken Şeyh Said’den bir mektup geldi. Özetle “İsyanımızda bize yardım edin” diyordu. Said Nursi yine bir mektupla ona cevap verdi: “Türk milleti asırlardan beri İslam’ın bayraktarlığını yapmıştır. Bu yolda çok şehit vermiştir. Böyle bir milletin torununa kılıç çekilmez. Biz Müslümanız. Türk-Kürt birdir, kardeştir. Bizim asıl büyük düşmanımız cehalettir. Teşebbüsünüz bir işe yaramaz. Olan masum insanlara olur.” Tabii Şeyh Said, adaşına kulak asmadı. Dini temalarla, Ağlasun Çeltikçi İstanbul Isparta Ankara Yakaören temalarla, Kürtçülük temalarının iç içe geçtiği ayaklanma 13 Şubat 1925′te başladı. Asiler Elazığ kentini ele geçirdi. Ardından Diyarbakır’a doğru indiler. Ankara hükümeti olayın ‘yerel’ olduğunu düşünüyordu. Ancak isyan yayıldı. Bunun üzerine Fethi Okyar başbakanlıktan gitti, yerine İsmet İnönü geldi. Takrir- i SükKanunu devreye girdi. Devlet bir yandan bütün

    gücüyle Şeyh Said’in üstüne giderken, diğer yandan ülkenin diğer bölgelerindeki, özellikle de İstanbul’daki muhalefeti susturdu. Sonuçta Şeyh Said yakalandı ve idam edildi. Said Nursi açısından tarih tekerrür ediyordu. Hem Kürt’tü, hem de din adamı. Aynı 31 Mart’taki gibi, değil isyana katılmak, tersine engellemeye çalışmasına rağmen hükümetin kararı ona da uygulandı: Diğer Kürt ileri gelenleri gibi o da Batı’ya gönderilecekti. 1926′nın şubat ayında askerlerin eşliğinde yola çıktı. Önce Erzurum’a, sonra da Trabzon’a geldiler. Gemi ile İstanbul’a vardılar. Said Nursi bir süre İstanbul’da kaldı. Sonra tekrar gemiye binip İzmir’e, ardından da Antalya’ya ulaştı. Yedi ayı burada yaşadı. Ardından Burdur’a götürüldü.

    MAREŞAL KORUMAYA ÇALIŞTI
    Bu dönemde Said Nursi siyasetten uzaktı. Sadece okuyor, düşünüyor, ibadet ediyor ve dersler veriyordu. Ancak bu kadarı da yönetimde rahatsızlık uyandırıyordu. Mesela Burdur valisi, Bediüzzaman’ı Mareşal Fevzi Çakmak’a şikâyet etmişti: “Bizi dinlemiyor, din dersleri veriyor.” Mareşal “Ona ilişmeyin, bir zararı olmaz” demişti ama devletin kuşkusu devam etmekteydi. Sonunda Said Nursi, Burdur’dan alındı ve Isparta’nın Eğirdir ilçesine götürüldü. Burada jandarma eşliğinde Eğirdir gölü yelkenli bir kayıkla geçildi ve Barla’ya ulaşıldı. Bediüzzaman, Barla’ya vardığında bir elinde içinde çay demliği, iki üç bardak, bir seccade bulunan bir sepet; diğer elinde ise bir Kuran vardı. Bir de parmağında gümüş yüzük… Tüm eşyası bundan ibaretti. Artık zorunlu olarak burada oturacaktı. Takvimler 1927′nin mart ayını gösteriyordu. Barla’da, Said Nursi’ye bağlı olan kişilerden biri de marangoz Mustafa Çavuş’tu. Bediüzzaman için bir ağacın üstüne küçücük bir kulübe yaptı. Said Nursi burada hem ibadet ediyor, hem de tefekküre dalıyordu. Said Nursi yıllarca Barla’da kaldı. Fikirlerini kah kendi kaleme alıyor, kah Şamlı Hafız Tevfik, Hafız Halit, Muallim Galip Bey gibi talebelerine yazdırıyordu. Önce ‘Sözler’ isimli kitabını tamamladı. Ve ilk kez çalışmalarına ‘Risale-i Nur’ adını koydu. (Ara notu: Risale kelimesinin iki anlamı vardır: 1. Mektup, 2. Küçük kitap. Her iki anlam da bu yazılar için geçerlidir. Çünkü Said Nursi sadece ‘kitap’ değil, ‘mektup’lar da yazmıştır ve külliyata tümü dahildir.)

    12 SAATTE 150 SAYFALIK KİTAP
    Risale-i Nur’un yazılış süreci de ilginçti. Mesela Hz. Muhammed’in ortaya koyduğu ‘mucize’yi anlattığı 19′uncu Mektup, 12 saatte yazılmıştı. Said Nursi talebeleriyle birlikte dağda bayırda dolaşıyordu. Yağmur yağdığında bir şemsiyenin altına sığınıyorlardı. Hoca söylüyor, talebeleri bunu kayda geçiriyordu. Bediüzzaman sıra dışı hafızasıyla, hiçbir kitaba başvurmadan ‘alıntıları’ belleğinden yazdırıyordu. Böylece ortaya 150 sayfalık bir kitap çıkmıştı. Daha sonra Said Nursi yazılanları okuyup düzeltiyordu. Ayrıca kendisine gönderilen mektuplarda sorular oluyordu. Said Nursi bunlara da cevap veriyordu. Böylece Barla’da, bugün ‘Nur Hareketi’ diyeceğimiz oluşum başlamış oldu.
    Emre AKÖZ- Nevzat ATAL

  145. TÜRKİYE diyorki : 10 July 2008

    said nursi’nin yazdıkları risale-i nur adı altında derlenerek yayınlanmıştır. bunlar said nursi’nin başlattığı nurculuk tarikatının temel kaynaklarını oluşturmuştur. said nursi, kuran’ın çeşitli ayetlerinde risale-i nurların haber verildiği kanısındadır.
    said nursi risale-i nurları kuran ile eşdeğerli veya onun benzeri bir kaynak olarak belirlemektedir. risale-i nur’un said nursi’ye allah tarafından verildiği ileri sürülmektedir. oysa, islam’da tanrı tarafından verildiğine inanılan kutsal kitapların sonuncusu kuran’dır ve islam’ın peygamberine verilmiştir.

    said nursi’ye göre “kuran’ı kerim’in ruhu, risale-i nur’un cesedine girmiştir.”* ve “risale-i nur kuran’ın bir aynasıdır.”* risale-i nurlar hakkında ortaya konulan bu değerlendirmelerin, tanrı kelamı olan kuran’a eşit veya ortak olan bir bir başka şeyin varlığına inanmak anlamına geldiği açıktır. böylece, peygambere ve kuran’a şirk koşulmuş yani islamiyet’in en büyük günah saydığı bir fiil işlenmiş olmaktadır.

    şerif mardinin said nursi hakkında 1989 yılında amerika’da ingilizce olarak çıkardığı ve 1992 yılında türkçe’ye çevirilen kitap* akıllara ziyan bir kitaptır. birçok insan bu kitabın birileri tarafından “ısmarlanarak” şerif mardin’e yazdırıldığını düşünmektedir.

    kitapta şerif mardin said nursi’den hayranlıkla bahseder. hatta şerif mardin said nursi’nin bazı kerametlerini bile anlatır. kitabı okurken çok açık bir biçimde bir nurcunun kitabının okunduğu izlenimine varılabilir.

    şerif mardin, din ve siyaset, adlı kitabında laikleştirici reformları “kişiyi söndüren islami ahlak ve emirler” karşısında ve “batı toplumunun özgürlükçü ve yaratıcı kimliğine” ulaşmanın yolu olarak görmekteyken, atatürk’e “günahkar”, “süfyan”, “nefreti ammeye layık adam”, “deccal”, “islamın en büyük fitne-i diniyelerinden biri…” demiş bir adamın düşüncelerine bu kadar saygı duyması çelişki değildir de nedir?

    said nursi eylem çizgisinin tümü boyunca egemenlerle işbirliği içinde olmaya büyük özen göstermiş ve amaçlarını gerçekleştirmede esas olarak egemen konumda olanlardan sağlayacağı desteğe güvenmiştir.
    1890′larda van valisinin yanındadır.
    egemenlerle işbirliğine gösterdiği özen, 1913′te bitlis’te patlak veren bir isyanı bastırarak güçlerini kanıtlamalarından hemen sonra jön türklerin gizli servisine katılmasında açıkça görülür.
    1950′den sonra iktidara geçen demokrat parti yöneticileriyle omuz omuzadır.
    1960′da ölümünden sonra izleyicilerinin mspyi değil de egemen güçlerin partisi niteliğini taşıyan apyi desteklemiş olmaları da daima egemen çizgi doğrultusunda belirmiş olan temel yönelişinin bir uzantısı gibidir. bu desteğin 12 eylül’den sonra büyük ölçüde özal’a ve çiller’e kaydığı bilinmektedir.

  146. doğrucudavut diyorki : 10 July 2008

    said nursi… yaşadığı dönemde , karşıt çağdaşları tarafından dışlandı. mahkeme mahkeme , celse celse gezdi… sürgünler , hapisler gördü… defalarca ve defalarca İFTİRALARA uğradı… kendisine atılan iftiraların haddi hesabı yok… yaşarken iftira atıldığı gibi vefatının ardından da iftiralar devam etti. hala da devam ediyor. şunu biliyorum ki , toplumumuzun hassas değerlerini ve terbiyesini gerçekten alarak yaşantısına aksettiren BİR ANADOLU EVLADI VEFAAT EDEN KİŞİNİN ARDINDAN VEYA YANINDA MUHATABI OLARAK BULUNMAYIP KENDİSİNİ SAVUNMA DURUMUNDA BULUNAMAYAN KİŞİNİN ARDINDAN KONUŞMAZ… KONUŞMAMASI GEREKİR. sana mı kaldı ahkam kesmek ? hayatın bpyunca bu milletin menfaatine olacağını düşünüp de milyonlarca kişinin hayatını etkileyebilecek hangi işi yaptın? kendi düşünce tarzına yönelik hangi mücadelelerde bulundun? mücadelende ayağına kaç kere diken battı? laf salatasını kes , MASUMLARA İFTİRA ATIP DURMA…iftiralarına dayanak olarak da o kutsal ismi kendine rumuz olarak kullanma…

  147. cevizkabuu diyorki : 11 July 2008

    ” türkiye ” rumuzunu kullanma cesaretini kendinde bulan kişilik… öncelikle doğrucu davut arkadaşın dikkat çektiği üzere kullanma cesareti gösterdiğin nickten ötürü ( muhammed ismini mehmete çeviren yüce milletimizin bu konudaki duyarlılığına sebeb olan düşüncenin aynısından dolayı) seni kınıyorum… ikincisi , iki gün geçti sana sorduğum KAYNAK mevzusunu hala cevaplamadın… milyonların önünde rahat rahat iftira salladığın vakit , milyonların hayranlığını ve rabıtasını kazanmış kişilerle alakalı söylediğin şeyler sana hiç bir ŞÖHRET kazandırmaz. ayrıca insanlar sana KAYNAK sorarlarsa hazırlıklı olman gerekir… ikinci olarak da bu sbebpten dolayı seni kınyorum… sallarken dikkatli ol…

  148. İLTERİŞ öğretmen diyorki : 11 July 2008

    arkadaş selamün aleyküm…öncelikle amacım iftira falan atmak değil…güzel kardeşim , ölmüş birinin arkadasından laf atmak falan demişsinde bu sallama bişey değil…yazdıklarımın hepsi alıntılardan oluşturduğum bir derleme…ben öğretmenim,yanlış anlamayın beni…herhangi bir tartışma ortamıda yaratmak istemiyorum…sadece yazılanlara biraz ekleme yapmak istedim,eleştiriye açık olunması lazım…emin olun bende sizin kadar iyi bir müslümanım ki orasına en çok allah bilir,tekrar diyorum lütfen yanlış anlaşılmasın…ve benzetme yapmak için değil sadece aklıma geldiği için söylüyecem ,abdullah öcalan iti öldüğü zaman arkadasından konuşmayalım mı yani?bak ne kadar düz mantıkla bunu kavrayabiliyoruz değilmi?
    kullanığım takma ada gelince sizin değiminizle nick e,neden TÜRKİYE ,sonuçt onlar hep kaynaklara dayanan yazılar hiç birini benim yüzde yüz eserim değil,bu yazdıklarım benim olduğu için ismimi ilteriş olarak değiştirdim…ama bundan sonraki yorum yine TÜRKİYE olarak gelecek üzgünüm…bakın seviyeli ve saygılı bir tarkışma ,eleştirelere cevap arama ortamı kuracaksak ben çok mutlu olurum ve sonuna kadar varım ama bu şekilde olması gerçekten beni üzdü..hergün yazdıklarınızı merakla takip ediyordum ,araştırmalarınız hoşuma gidiyordu ama son yorumlar açıkcası beni hayal kırklığına uğrattı sayın cevizkabuu ve sayın doğrucudavut arkadaşım…herneyse 3. yoruma cevaplarınızı bekliyorum…
    saygı ve sevgilerimle…
    cümleten allah yar ve yardımcımız olsun…

  149. İLTERİŞ öğretmen diyorki : 11 July 2008

    Kabala’dan feyz alan Said-i Nursi

    Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Yahudi ve Mason destekçileri..

    Kuşkusuz başlığı okuduğunuzda her ne görüşü savunuyorsanız savunun aklınızda ‘’ne alaka’’ sorusu belirecektir. Heleki nur cemaatinden olanlar hem küfür edip hemde okuyarak savunma pozisyonunda bana karşı her yönden saldırıya geçeceklerdir. Ben hepsine göğüs gerecek ve cevap verecek güçteyim evvel ALLAH..!

    Ne diyordu üstat Mehmet Akif.. Ulusun korkma..! Nasıl böyle bir imanı boğar..?!! Ben ulumalarından değil İslam’a gelebilecek zararlardan korkuyorum..!

    Başlık her şeyi anlatıyor aslında. Ama ben yinede açıklama yapmak istiyorum. Yazı uzun olacak bunu ilk olarak söyleyeyim. Onun için tam okumadan ve anlamadan yorum yapmayın. Bazı saf kardeşlerimizin zamanın en büyük din alimi diye adlandırdıkları ‘’Bediüzzaman said-i nursi’’ nin yapmış olduğu işlerin, sarfetmiş olduğu açıklamalarının, yazdığı risale, külliyat vb. kitaplarının KABALA ile ne kadar benzerlik ve uyum içinde olduğunu anlayacak, ortak olarak seçtikleri kişilerin milliyet ve dinlerinin de ne olduğunu göreceksiniz. Kürtçülük akımını nasıl başlattığınıda en sonunda okuyup Nur cemaatinin ve manevi liderinin ne mal bir insan olduğunu anlayacaksınız.

    İlk olarak tam anlayabilmeniz için KABALA nın ne olduğunu kısaca özetleyeyim.

    KABALA NEDİR ?

    Kabala kelime olarak sihir, büyü anlamlarını ifade etmektedir. Yahudi dili olan İbranice’de kabalanın özel bir yeri bulunmaktadır. Yahudi’lerin tevrat’tanda çok önem verdikleri kabala bir sihir, büyü kitabının özetidir. Bir takım hesaplar kullanılarak olaylara yön verebilen bir sihirdir KABALA. Yahudi’lerin inançlarına göre ALLAH (Yehova) H.z Adem ile Havva’ya bazı sihir ve büyü formülleri vermiştir. Dünya’ya geldiklerinde bu sihirleri kuşaktan kuşağa anlatmışlar ve silsile yolu ile nesilden nesile bildirmişler. Tabi bu nesil Adem (selam olsun ona) den sonra gelen Peygamber’lerdir. Adem’den, Nuh aleyhisselama ondan da İbrahim’e, İbrahim’den Musa’ya, Musa’dan da kardeşi Harun’a ve Harun’dan da HAHAM lara aktarılan sihir formüllerinin tümüne ‘’KABALA’’ diyorlar.

    Şu anda kabalist bir yapıya sahip İsrail devleti aslında Tevrat değil Kabala’ya göre yönetilmektedir. Sadece Yahudi HAHAM larının bildiği Kabala öğretisi tüm evrenin Yahudi ırkının emrinde olması için devam ettirilmektedir. Onun için bazı devletleri kabalist bir yapıya büründürmek ve kirli emelleri için araç olarak kullanmak amacındadırlar. O bazı devletler ise nilden fırata kadar olan bölgeyi sınırlayan devletlerdir. Bunun içinde Türkiye’de vardır.

    SAİD-İ NURSİ VE TERAKKİ MASONLARININ İŞ BİRLİĞİ

    İttihat ve Terakki’nin kurucuları malumunuz üzere Yahudi Masonlarıdır. Büyük Hakan 2.Abdülhamit’in siyasi iradesine engel olmak için o büyük Hakan’ı tahtan indirip sürgüne bile yollamışlardır. Sırf modern (!) Siyonizm’in babası olan Thedor Herzl’in Amerikalı Yahudi Rotchild’in direktifiyle İsrail’in kurulması için Büyük Hakan’dan para karşılığında toprak isteyipte aldığı DEFOL cevabı üzerine İttihat ve Terakki Masonları tarafından ‘’KIZIL SULTAN’’ lakabı yaftalanarak Türk Milleti’ni o büyük sultana karşı kışkırtmışlardır.!

    İşte bu dönemlerde Rusya’da esir (mi ?) düşmüştü Said-i Nursi. Esirlikten kurtulup (!) bir yolunu bularak ülkeye dönen Said-i Nursi İttihat ve Terakki’cilerin çok büyük desteğini bilinmez bir şekilde almıştır. Bu desteği Rusya’da esir (mi düşmüştü acaba ?) düştüğü içinmi yoksa başka bir sebep içinmi verdiler bilinmiyor. Yine o dönemlerde İngiliz ve Amerika’lı ajanlar cephede bir türlü yenilmeyen Türk’lerin ayakta nasıl hala dimdik kaldığının üzerinde çalışmalar yapıyorlardı. Ve sonuçta aradıklarını buluyorlardı. Aradıkları cevap İSLAMİYET idi..!

    Eğer İslam dini yozlaştırılıp, yanlış kişiler tarafından yönlendirilirse Türk’ler İslam dininden bilmeden uzaklaşacak ve böylece cephe düşman tarafından ele geçirilecekti. Bunu başarmanın bir yoluda İslamcı (!) kimlikli birini bulup (İcad edip) önce Milleti’in gönlünde taht kurdurmak, ona karşı sevgi beslettirmek sonra onu İslamcı olduğu için sürgüne yollamak, sürgünden sonra tekrar Millet’in önüne sürmek, halkın bu yanlış kişiyi önder diye sahiplenmesini sağlamak ve toplumun onun her dediğine onay vermesini sağlayarak gizlice hem İslam’ı hemde vatanı parçalara ayırmak düşüncesini ve fikrini buldular. Bizi ancak böyle yenebilirdiler. (Bakınız Recep Tayyip Erdoğan’ın gelişimi)

    İşte bu yüzden İttihat ve Terakki’cilerin desteğini almıştı Said-i Nursi denen şahıs. Ve Türk Milleti’ni kandırmak ve parçalamak için harekete geçmişti birileri. İslam dininin yozlaştırılması için Yahudi Masonları olan İttihatçılar tarafından kurulan ‘’Darülhikmetülislamiye’’ yani İslam Akademisi’nin başlarından biride artık Said-i Nursi idi. İttihatçılar birden bire İslam’a heveslendiler nedense. Onun içinde Said-i Nursi’yi buldular.!

    Şimdi siz değerli arkadaşlarıma soruyorum…..?

    Bir Yahudi Mason’un İslam’ı gerçek manada yaşatmak için bir akademi kuracağına inanıyormusunuz..?
    Siad-i Nursi’nin gerçekten Rusya’da esir düştüğüne inanıyormusunuz…?
    Her türlü ajan ve hainin arka çıktığı akademinin güvenilir olduğunu sanıyormusunuz…?
    Bunların sonunda da Said-i Nursi’ye İslam alimi diyebiliyormusunuz.?

    İşte size cevap…HAYIR ve ASLA..! Ondan ötürüde benim şahsi kanaatim şudur ki Siad-i Nursi Mason’lar tarafından desteklenmiş bir HAİN dir. Ne İslam ile nede vatan ile alakası yoktur. Kürtleri kışkırtmak için kullanılan maşadan başka bir şey değildir.!

    KABALA’DAN İLHAM ALAN NURCULUK VE SAİD-İ NURSİ

    Nur cemaati ve okulları kendi içlerinde ‘’CİFR’’ ilmine çok önem verirler. Bir takım ‘’Ebced’’ hesapları ile geleceği tahmin etmeye uğraşmaktadırlar. Gizli bir ilim olan ‘’cifr ve ebced’’ hesapları KABALA ile aynı oranda benzerlik teşkil etmektedir. Çünkü KABALA’da da bir takım hesaplar ve formüller kullanılarak gelecek tahmin edilmek istenmektedir ve bazı ileriye dönük çalışmalara zemin hazırlanmak istenmektedir.. Bilindiği gibi Said-i Nursi de yazdıkları risalelerde, külliyatlarda, lemalarda bu hesapları kullanarak bir takım tahminlerde bulunmuştur. Ve günümüzde olan bu ‘’İBRAHİMİ DİNLER’’ masalının zeminini ta o zamanlar hazırlamıştır.

    Cemaat içindeki okullarda öğrencilerin beyinlerine Said-i Nursi’nin yazmış olduğu Risalelerin, Külliyatların, Lemaların kaynağının ALLAH olduğunu ve ALLAH’ tarafından Said-i Nursi’ye gelen ‘’İLHAM’’ ile yazılmış olduğunu aşılamaktadırlar. Yani yüce ALLAH tövbe büyük RAB’bimden ayet, ayet bu paçavraları Said-i Nursi’ye indirmiş ve yazdırmıştır. Aynı ‘’KABALA’’ daki bir takım hesapların ve sihirlerin ALLAH’tan peygamberlere, peygamberlerden de sil sile ile HAHAM’lara inmesi gibi. Benzerliğe bakın..!

    Durun daha bitmedi..Sihirbaz Said-i Nursi hapisteyken mürtileriyle bile konuşabiliyormuş.!

    O yıllarda hapise atılan Said-i Nursi yine bir takım sihir ve büyüler kullanarak geceleri kaldığı hapishaneden esrarengiz bir şekilde UÇUP belirli müritleriyle bir evde toplantılar yapıyor, gece boyunca konuşabiliyor, sabaha yakında kaldığı hapise tekrar aynı şekilde esrarengiz bir şekilde geri dönebiliyormuş. Hep KABALA öğretilerinin tesiridir bunlar. Esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolmalar, direk aracısız (Cebrail a.s. bile yok) ALLAH’ c.c.tan alınan ilhamlar, bir takım gizli büyüler hesaplar ‘’cifr ve ebced’’ gibi hepsi KABALA da mevcuttur.

    Hatta Nur cemaatinin Said-i Nursi’den sonraki manevi lideri olan Fettullah Gülen 31 ocak 1986 tarihinde İzmir İl nüfus müdürlüğüne başvurarak, 3881 kayıt numaralı kimliğindeki ismini ‘’FETULLAH’’tan ‘’FETHULLAH’’ a çevirmiştir. Bu ‘’H’’ harfindeki değişiklik bazılarına göre (bize göre yani) ‘’ebced’’ hesabına uydurarak ileriki zaman dilimlerinde kendinin İSLAM önderi olacağının inanılması içindir, bazılarına göre ise (nur cemaati) Said-i Nursi’nin siirtteki hocası ‘’MOLLA FETHULLAH’’ın ismini almak istediği için yapılmıştır. İşte size yine KABALA ile aynı oranda benzerlik teşkil eden olay. Sihir ve büyü hesapları kullanılarak kendini ‘’YÜCELTME’’ çalışmaları..!

    Bir başka benzerlik ise Nur cemaati okullarında mevcuttur.

    Yahudi doktrininin (KABALA) öğretildiği gelenekçi okullardaki öğretmenlere ‘’SOFERİM’’ yani ‘’YAZICILAR’’ denilmektedir. Bu okullarda yazılı Tora ve Sözlü (vahiy edilmiş ama yazılmamış !) Tora vardır. Soferimlerin görevi, vahiy edilenleri açıklamak ve bunun toplumlar ile fertleri tarafından öğrenilmesini ve benimsenmesini sağlamaktır.

    Nur cemaati içinde de Said-i Nursi’nin ‘’Risale-i Nur Külliyat’’ını aslından (yani Latin harfleriyle basılmamış haliyle) okuyan, açıklayan, topluma ve fertlere öğretenlerede ‘’YAZICILAR’’ denilmektedir.

    Hem KABALA’da, hemde Nur Cemaati içinde aynı şey…! ‘’YAZICILAR’’ Bu sizce tesadüf, rastlantı olabilirmi..?

    Bence asla, kat’a, imkansız…! Böyle tesadüf o-la-maz..!

    SAİD-İ NURSİ’YE AÇIK DESTEK VEREN YAHUDİLER

    Bediüzzaman sempozyumuna katılan Yahudi…!

    ‘’Dindar, fakat antisiyonist bir Yahudi’yim’’ diyen Central Connecticut Üniversitesi öğretim üyesi olan Profesör Norton Merzinsky sunduğu bir açıklamada Said-i Nursi’nin yazdığı Risalelerin diğer dini kitaplardan ayrılan üç özelliği olduğunu söylüyor.

    Barışa sık sık atıfta bulunması, kendisi gibi düşünmemeye anlayış ve Müslüman-Yahudi ilişkilerine bakışta tek bir tarafı haklı çıkarır bir tutum sergilememesi ! Said-i Nursi’nin Yahudi’lerinde hak ve hukukunun bulunduğunu yazması, Kudüs ve çevresinin Yahudi’ler için kutsal olduğundan bahsetmesi Yahudi Profesör Norton Merzinsky’i çok şaşırtmış.!

    Said-i Nursi’ye destek çıkan bir diğer Yahudi Profesör Yehezkel Landau’nun 2004 yılındaki bir konferansta sunduğu açıklamanın konusu; Yahudi geleneği ve Said-i Nursi’ydi.

    1978 yılında vatandaşı olduğu Amerika’yı terk edip İsrail’e yerleşen, 1980 yıllarında dindar bir Siyonist hareket olan Netivot Salom’da idarecilik yapan, 1981-2003 yılları arasında İsrail’in Ramle şehrinde Arap ve Yahudi birlikteliğini hedefleyen ‘’Açık ev’’ merkezini kuran, Profesör Yehezkel Landau zaman gazetesinden Nuriye Akman’ın sorularına şöyle cevaplar veriyordu…;

    Nursi’nin hayatı ve eserleri bazı Yahudi düşünürleriyle benzerlikler gösteriyor. 19.yüzyıldan itibaren bazı hahamlar Yahudi’lere bilimsel çalışmalar (KABALA) ile modern dünya arasında bağlantı kurma konusunda yardım etmeye çalıştı. Tel Aviv yakınlarında dini ilimler ve seküler bilimleri birleştiren Barilan isimli harika bir üniversitemiz var. Yine New York’ta Yashiva isminde bir üniversite daha var. Ben Said-i Nursi’nin fen ve din ilimlerini birlikte öğretmek üzere doğu anadoluda kurulmasını planladığı üniversite ( Medresetüzzehra ) fikrini duyduğumda Barilan üniversitesinin Türkiye versiyonunu kurmak istemiş diye düşündüm.

    Bence Said-i Nursi devlet sistemi olarak tamamen seküler Atatürk modeli ve İmamlarca yönetilen İran modeli arasında bir sentez istedi. İsrail’de bunu yapmaya, tamamen seküler olmayan parlementosunda dini partilerinde yer aldığı, hahamların en yüksek yetkiye sahip olmadığı bir Yahudi devleti kurmaya çalışıyor. İsrail’de sivil mahkemeler, anayasa mahkemesi ve kişilerin özel statüleriyle ilgili konulara bakan hahamlarca yönetilen dini mahkemeler var. Bana göre sosyal sahada dini özel bir meta yapmak yeterli değildir. İnanıyorum ki Siad-i Nursi içinde yeterli değildi. (31 ekim 2004)

    Kabalacı Said-i Nursi’ye ilgi duyan sadece dış devletlerdeki Yahudi’ler değildir. Ülke içindeki Sabatayistlerde bu adama ilgi duymuşlardır.

    Nur cemaatine yakın olan ‘’Matbuat’’ dergisinin, sabatayist olduğunu saklamayan ve ‘’Evet ben selanikliyim’’ kitabını yazan Ilgaz Zorlu’yla yaptığı bir röportajdan kısa bir bölüm aktarmak istiyorum.

    Soru : Kabalizm sizin için çok önemli bir nokta. Peki Bediüzzaman’ın ebced hesabıyla ilgili çalışmalarını biliyormusunuz ?
    Cevap : Evet biliyorum ve o konuya girmeyeceğim. Enteresan ifadeleri var. Bence Said-i Nursi yazmak istediği şeylerin çoğunu yazmamış bir insan. Özellikle cifr konusunda bir hayli bilgisi var. Bunu açık bir şekilde yazmamış bu çok önemli.
    Soru : Bediüzzaman’ın eserlerinin sizde ne gibi bir tesiri oldu ?
    Cevap : En çok ilgimi çeken ‘’Tabiat Risalesi’’. Dinsizlik ve materyalizm karşısında bu insan çok sağlam delillerle bu kitabı atıyor ortaya ve ben onun vermiş olduğu örnekleri kendi dini tartışmalarımda kullanıyorum.Diyorum ki Bediüzzaman Said-i Nursi’de böyle söylüyor. Ve ben bundan hicap duymuyorum. Niye duyayım ? Çünkü oda aynı yolda gidiyor. Din olarak Yahudi’liği seviyorum. Yahudi’lik üzerine çok araştırma yapıyorum ama bu benim Bediüzzaman’ı araştırmayacağım anlamına gelmez. Eminimki Bediüzzaman Said-i Nursi yaşasaydı ondan öğreneceğim çok şey olurdu.

    İşte sizlerde okudunuz sevgili arkadaşlar . Kabala nasılda Said-i Nursi’yi, Fettullah Gülen’i etkisi altına almış. Yaptıkları her hareket, her söz, her laf Kabala ya göreymiş.Bunu açıkça okuduk ve öğrendik.

    Son söz…

    KÜRT KIŞKIRTICISI, SİHİRBAZ SAİD-İ NURSİ DİN ALİMİ DEĞİLDİR

    Eser Adı
    İki Mekteb-i Musibetin Şahadetnamesi Yahut Divan-i Harb-i Örfi ve Said-i Kürd-i

    Yazar Adı
    Said-i Nursi Kürdi

    Tarih ve yer
    1909, İstanbul, Vezir Han, İkbal-i Millet Matbaası

    Saidi Nursi olarak bildiğimiz zat, söz konusu eserinde, kendisinin “Said-i Kürd-i”, yani “Kürt Said” olduğunu onaylamakta, ayrıca kendisini “Bediüzzaman” diye takdim etmektedir.

    Kitab toplam 48 sayfadır ve kitabın “hatime” kısmında Saidi Kürdi şu satırları yazmaktadır:

    “Soydaşlarıma (Ebnâ-i cinsime) burada birkaç söz söylemezsem, bence bahis eksik (natamam) kalır. Ey Asuriler ve Keyanilerin cihangirlik zamanında, onların öncüleri (pişdar) ve kahraman askerleri olan Arslan Kürtler! Beşyüz yıldır yattınız, yeter artık, uyanınız, sabahtır. Yoksa vahşet ve gaflet sizi vahşet sahrasında yağma edecektir.”

    Ayrıca Saidi Nursi Kürdi şöyle söylemektedir:

    “Süphan ve Ağrı dağları gibi geleceğin yüksek dağlarının doruğunda ayağa kalkmış, nefse esir olmayı yasak etmiş ve başkasına tecavüzü caiz görmeyerek şeriate dayanmış olan, hürriyet sultanı, yüksek sesle sizin gibi mazinin en derin derelerinde gafil ve dağınık bir kavme, cehalet ve yoksulluğa hücum için, fen, sanat ve silah başına, ileri arş.”

    Saidi Nursi Kürdi; “Kürt milliyetçiliği” çatısı altında Kürtleri birleştirmek gayesi gütmekte, 1909 tarihli eserinde Kürtçülük propagandası yapmakta, yüzyıllar boyunca bir arada yaşamış olan Türkleri ve Kürtleri -Kürtçülük söylemleri ile- kışkırtmaya çalışmaktadır.

    Kısacası Saidi Nursi Kürdi’nin gerçek niyeti, Türklerin bölgede egemen olmalarını istemeyen İngilizlerin istekleriyle birebir örtüşmektedir.

    Gerçek gayesi, geri kalmış Kürtleri kalındırmak/bilinçlendirmek olsa idi, “fen ve sanat başına” demekle yetinirdi. Ancak “SİLAH BAŞINA” diyebilecek kadar pervasızdır.

    Üstelik aynı satırlardan, kendisinin emperyalist güçlere karşı hareket ettiği sonucunu çıkaranlar, şunu görmelidirler: Saidi Nursi Kürdi’nin söylemleri doğrudan doğruya Kürtlere yöneliktir; muhatap sadece ve sadece Kürtlerdir. Ve de kendisi İngilizlerin icad ettiği şeriat sevdalısıdır. Gerçek İslam şeriatinden fersah fersah uzaktadır.

    Evet, Saidi Nursi Kürdi Kürtçüdür, ne var ki kendisini gizlemek için müslümanlık/ümmetçilik örtüsüne bürünmektedir.

    Saidi Nursi Kürdi, Türk müridlerinden evlenip “dinsiz evlatlar yetiştirmemeleri”ni isterken, habire çoğalan ve nüfusu gün geçtikçe -hızla- artan Kürtleri engellemek gereği dahi duymamaktadır.

    Evet, Saidi Nursi Kürdi bölücüdür; onun müridleri de, gerçekleri görmekten aciz vatan hainleridir. Bunlar, Siyonizm’in istekleri doğrultusunda ayaklanan Şeyh Said’den hiçbir farkı olmayan Saidi Nursi Kürdi’nin ardına takılmış, Cumhuriyet ve Laiklik karşıtı ikiyüzlü Müslüman görünen ama Müslümanlıkla alakası olmayan çıfıtlardır.!

    Kendi ırkçılıklarını gerçek milliyetçilere yamamaktan ise asla geri durmazlar. Kürtçülüğe/Kürdistan’a hizmet eden bu vatan hainleri, bizleri “sahte milliyetçi/ırkçı” olarak lanse etmeye çalışmaktadırlar.

    Oysa Mustafa Kemal Atatürk, “Ne Mutlu Türk Doğana” değil, “Ne Mutlu Türküm Diyene” demiştir; yani ırkçılığı değil, aynı dili konuşan insanların bir araya gelmeleriyle ortaya çıkan bir milleti işaret etmiştir.

    İşte, bizim milliyetçiliğimiz bu çizgidedir, yurtseverliktir.

    MİLLET; ırk/din birliği değil, AYNI DİLİ KONUŞAN insanların bir araya gelmelerinden oluşur ve “Türküm” diyen Türk’tür. Bu, asla ve kat’a, ırkçılık değildir.

    Asıl ırkçı/şoven olan, Saidi Nursî Kürdi’nin ta kendisi ve onun nurcu müridleridir.

    Fethullah Gülen Hocaefendi de, Saidi Nursi Kürdi çizgisinde yürüyen bir Kürtçüdür. Yakın gelecekte Saidi Nursi Kürdi’yi elinin tersiyle silip atacak ve Kürtçülüğünün rengini/örtüsünü değiştirecektir; ancak asıl amacından hiçbir zaman vazgeçmeyecektir.

    Yani SİYONİZM’in İslam yeşiline boyanmış Din Devleti rücusundan..!

    İşte, Türk Milletine asıl zararı verenler/verecek olanlar gerçek İslam Şeriatini isteyenler değil, Siyonist Süfyani düşünceye sahip bu kişilerdir.

    Çünkü bunlar, içimizde barındırdığımız komşularımız, yakınlarımızdır. Çünkü bunlar, ikiyüzlü/takiyyeci vatan hainleridir. Çünkü bunlar sahte müslümanlardır.

    Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere işaret ettiği yurtsever bazlı milliyetçiliğimizi, ırkçılıkmış gibi gösterip, gençliğimizi/milletimizi fırkalara ayıran bu zihniyete karşı akıllı hareket etmek sorumluluğundayız.

    Ve unutmamalıyız ki, bizler, Enver Paşa’nın maceraperestliğindeki ahmaklar gibi değil, Mustafa Kemal Atatürk’ün ufkun da ötesini görebilmeyi hedef kılan/edinen kişiler olarak düşünebilmeliyiz.

    Tüm gelişmelere bu yönde bakabilmeli, geniş yelpazede analizler üretmeli ve buna göre stratejiler belirlemeliyiz. Sağın ve solun fırkalaşmış/parçalanmış gençleri değil, milliyetimizin atası Atatürk’ün refere ettiği ÖNCÜ/İLERİCİ insanlar olduğumuzu artık idrak etmeliyiz.

    Evet, bizler Farklıyız, ancak Fırka/tefrika değiliz! Ne sağda, ne solda, her daim ÖNDE/İLERİDE yürümeliyiz.

    Hepiniz bir ve var olan ALLAH’a emanet olun..

    Not: Bu yazıyı yazarken yararlandığım kaynaklar: Diyalog Belgeseli 1-2-3, Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Arslan Bulut’un bir yazısı, Yeni mesaj gazetesi yazarları ve güvenilir birkaç internet siteleri

  150. İLTERİŞ öğretmen diyorki : 11 July 2008

    İLTERİŞ öğretmen,TÜRKİYE ismini kullanan…

    ismim hakkında yazdıklarınız doğru, o konu için afola cevizkabuu ve doğrucudavut arkadaşım…
    allaha emanet olun

  151. cevizkabuu diyorki : 11 July 2008

    sn. ilteriş öğretmen arkadaşım , öncelikle şunu belirtmeliyim ki , daha önce kullanmış bulunduğun “türkiye” rumuzunu değiştirmiş olman bence şahsının eleştiriye açık ve haklılık payı olduğunu gördüğün noktada da gerekli düzenlemeleri yapabilecek olgunlukta olduğunu gösteriyor. hassasiyetin için sağol. benim hassasiyetimi de anladığınızı düşünüyorum . ikinci olarak , hiç kimsenin bir diğerinin inancını veya inançsızlığını sorgulamaya hakkı bulunmadığını düşünüyorum. yani inanmamız da inanmamamız da kendi şahsi meselemizdir ve yine kendimizi ilgilendirir. bu noktadan hareketle ilgili islam alimi olarak kabul ettiğimiz kişiye yönelik düşünceleriniz hakkında fikrimi beyan ederken sizin içsel yapınızı tartışmak da asla benim veya herhangi birinin haddi değildir diye düşünüyorum , öyle algılandım ise de özür dilerim. üçüncü değinmek istediğim nokta ise , said nursi ile alakalı veya herhangi bir alim evliya vs. ile alakalı olumlu veya olumsuz düşünme hadisesi kişilerin iman noktasında duruşunu etkileyen bir hal değildir. birisinin islam büyüğü kabul ettiğini bir diğeri kabul etmeyebilir , bu da olumlu düşüneni yaratanımıza yaklaştırmayacağı gibi tersi durum da uzaklaştırmaz. bu nokta da sadece ve sadece PEYGAMBERLERE İMAN ( insan türü arasında) esastır. yani alim kabul edilen kişilerin elini eteğini öpünce kimsenin eline bir şey geçmeyeceği gibi hakaret noktasında da kimsenin eline bir şey geçmez, sadece toplum arasında bir parçalanma olabilir. eşkıya başı dağ farelerinin baş faresi ile SAİD NURSİ yi mukayese etmeniz tuhaf bir durumdur. aynı kanaatte olmamız mümkün değildir.
    ben şahsen risalei nur külliyatının tamamını okudum. tabi şu anda hafızamda değil , fakat milletimiz adına zararlı olabilecek bir nokta görmedim. yazınızın bir yerinde 1909 tarihli bir kitaptan(makale de olabilir mi acaba) bahsetmişsiniz. bulup okumak lazımdır. sizin okuduğunuz ile alakalı bilgi yok , fakat yazınızın sonunda bir yazardan alıntı yaptığınızı ve int. sit. lerinden faydalandığınızı belirtmişsiniz. hem o yazarı tahlil etmek lazım , hem de said nursi ye atfedilen ilgili (matbuat-mahtutat her ne ise) kitabı okumak lazım. fakat merhum alimin doğu bölgesindeki ingiliz ajanlarının(yahudi lobisi-mason lobisi baskısıyla) ve diğer emperyal devletlerin 1800 lerden beri yürüttüğü oryantalist faaliyetlerin yıkıcı tahribatının azaltılabilmesi gayesi ile burada devlet üniversitesi kurulması için çabaladığını bunun için de dönemin padişahına kadar arzda bulunduğunu sağır sultan bile biliyor… buna yıkıcı kürtçülük denebilirse artık diyecek bir şey yok…zaten kendisinin bir teşkilatı mahsusa bağlısı ( ajan) olduğu söylenmektedir. külliyatının pek çok yerinde de TÜRK MİLLETİNİ islam dünyasının lider milleti olarak görmektedir.
    ebced hesabı denen tarih hesaplaması vs. ile alakalı husus da , eski zaman alimleri arasında son derece moda bir hal olup , hemen hemen tüm alimler bu hesaplamalarla uğraşmışlardır. yadırganacak bir durum olmadığında da ittifak vardır.
    açık olarak söyleyeyim ki , ben nur cemaatine bağlı bir kişi değilim .türk milliyetçisi (hatta turancı bile diyebilirim) ve muhafazakar birisiyim , fakat her gruba da aynı duyguları besliyorum. said nursi ve talebelerine de ( şakirt diyorlar) sonsuz saygı duyarım. onların yurtiçi ve yurt dışı eğitim kurumları vasıtasıyla da ülkemize hizmetlerini dünya alem kabul etmiştir. öğretmen olmanız hasebiyle de bunu en iyi sizin bilmeniz gerekir. ilteriş adını kullanmanızdan da milliyetçi çizgide imişsiniz gibi bir hava var , TÜRKİ CUMHURİYETLERE olan eğitim yatırımlarını da iyice görmüş duymuş ve bilmişsinizdir. son olarak , son dönem hükumetin bu cemaatle alakalı kanadının fazla ağır olduğunu düşünen başta ERGENEKON ( NE TESADÜF DEĞİL Mİ sn. öğretmenim , meşhur bir TÜRK DESTANININ ADINI KULLANAN ÇELİK ÇOMAK ÇETECİLERİ) adı verilen kimin yönlendirdiği malum uyduruk çeteci bile olamayacak amatörler ile dış babaları hep bu cemaatle uğraşıyorlar. neden ? milletimizin ali menfaatlerini kollamak ve bu dağ farelerinin baş faresinin çoluk çocuk oyunu komplolarını bertaraf etmek için !!! değil mi?

  152. sevqi diyorki : 12 July 2008

    şu anda saidi nursi müritlerionun emellerini yerine getirmek için hükümettediler abd emperyalizmine ülkeyi satmışlar ve cumhuriyeti yıkmak için karşı devrimleri yapmaktadırlar…ne yazıkki bize onurumuzu özgürlüğümüzü ve geleceğimizi veren ulu önder atatürk anılmamakta ona ihanet etmişler buralarda boy göstermektedir biz kemalistler kanımızın son damlasına kadar atamızın bize emanet ettiği bu ülkeyi savunacağız ya özgür olacağız ya öleceğiz…
    ya istiklal ya ölüm
    emperyalistler defolup gittiğinde onlara kul olan yerli işbirlikçiler hesap verecektir!

  153. cevizkabuu diyorki : 12 July 2008

    sn sevqi , dediklerinize aynen katılıyor , bu ülkeyi ve onun aziz insanlarını ki onlar istiklalleri ve istikballeri için , vatanları , namusları , evlatları ve diğer bütün kutsalları için canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir ve hala da çekinmemektedirler ; vatanına kastedenlerin gözlerini oymakla kalmamış , kellelerini de almışlardır. eğer gelecekte ( inşallah tekrarı olmaz ) bu bedhahtlar mabedime namahrem ellerini uzatmaya kalkarlarsa keseriz o ellerini geçmişte dedelerimizin yaptığı gibi sokarız bir taraflarına … dış mihrak veya iç mihrak farketmez… dış mihrakın kim olduğunu da iç mihrakın kim olduğunu da bu vatanın şehid torunları asil anadolu TÜRK evladı bilmektedir… siz merak etmeyin , kimin ne halt yediğini gerekli kişiler bilmektedirler.. başlarına nelerin geleceğini anlayanlar da tertip üzerine tertip düzenlemektedirler… rejimin gerçek sahibi olmak da , soğukkanlılıkla işleri görmek – kollamakla olur , çığrtkanlıkla ve tribünlere oynayarak , ucuz sloganlarla olmaz… kimlerin elinin kimlerin cebinde olduğunu bilmekteyiz…BİLDİĞİMİZİ DE ÇOK FAZLA AFİŞE ETMEMEKTEYİZ… zaman da size bunu gösterecektir , hiç merak etmeyiniz… ayrıca bu işler öyle milliyetperverlik duygularını gıcıklar tarzda isimlendirmelerle (ergenekon , yurtsever filan gibi) yürümez… belli mihrakların bu duyguya sahipmiş gibi görünüp de ülkücülerle dindarları karşıt cephelerde imiş gibi takdim etmeye çalıştıklarını , ortalıkta gezinip de ben mhpliyim akp nin ve rte nin aq. dediğini , fakat o şahısların siyasi geçmişlerini incelediğinizde istisnasız hepsinin chp li olduklarını görüyorsunuz. bu taktikler bayattır , insanımız istanbulda da olsa birbiri hakkında her tür bilgiyi edinebilmektedir… gerekirse akp ye oy veren mhp ye de verir , mhp ye veren de akp ye vermekten çekinmez… nifak sokamayacak ergenekon …

  154. cevizkabuu diyorki : 12 July 2008

    ayrıca ben üni. de iken ankarada libya cd. de bulunan SİVAS erkek öğrenci yurdunda iki yıl kaldım(95-96) bu yurdun özelliğini bilen bilir… hiç bir arkadaşımın nur talebeleri ile alakalı tek bir olumsuz şey söylemelerini geçin daima koruyucu kanat gerdiklerini yaşadım. ileri gelenlerinin de(ünvanlarını da bilen bilir) daima saygı duyduklarını bütün ülkücüler bilir… aynı şekilde her nekadar ağlayıp sızlanmasına(erkeğe yakışmadığını düşündüklerini için) şakayla karışık kızsalar da fethullah hocayı da çok sevdiklerini bilirim.. şimdi , ülkücülerin bir islami cemaate veya tarikate cephe alabileceğini , veya muhafazakar bir parti ile siyasi kavganın haricinde bir mücadeleye girebileceğini ancak alkolden beyinleri süngerleşmiş dimağlar hayal edebilir.seçim çalışmalarında söylenen şeyler orada kalır… çünkü taban aynı kişilerdir. hatta aynı ailenin evlatları farklı arkadaş grubuna takılabilirler… TÜRK AİLE YAPISINI BİLMEYEN DANGALAKLAR DA ANCAK böyle sanki ortada bir şey varmış gibi çıkıp hele bi bilmem ne defter dürerler filan… hainliği de vatan satmayı da kendi öz milletinin masum evladına iftira atymayı da sizde gördük… sıi de kim olduğunuzu gayet iyi bilyorsunuz…

  155. cevizkabuu diyorki : 12 July 2008

    ilteriş öğretmen , yazınızın bir yerinde geçen “SİYONİST SÜFYANİ” kelimesinin hangi manaya geldiğini açıklayabilir misiniz? böylece ne anlatmak istediğinizi daha iyi kavrayabileceğim…saygılar benden…

  156. cevizkabuu diyorki : 12 July 2008

    ayrıca kaynaklarınıza da bilahare değineceğim… biliyorum anlaşamayacağız ama olsun… konuşmak iyidir…

  157. İLTERİŞ öğretmen diyorki : 12 July 2008

    selamün aleyküm…

    süfyani yanlış hatırlamıyorsam deccal tarzı bişey olması gerekiyor..birbirine yakın kelimler ve kavramlar…
    arkadaşlar benim burda anlatmak istediğim said nursi kim?
    ya ne güzel islam alimi ama kendine yaaa…
    ya öyle bir anlatıyorsunuz ki sanki biz 1900 yılarda dinden çıkmış sapkınlığa uğramış putperest olmuş bir millettikte geldi bediüzzaman bize doğru yolu gösterdi…benim üzüldüğüm nokta bu…ya bizim elimizde kuranı kerimimiz var , efendimiz peygamberimiz ve diğer peygamberler var…
    ya bu adı üstünde tarikat,cemaat,bunlar hoş değil,büyük kısmı müslüman olan bir milleti cemaatçi,nurcu,süleymancı,menzilci v.s. diye dallandırmaya bölmeye ne gerek var ya.ben konyada okudum bu cemaatler biribirini sevmiyorlar hatta allahın selamını bile vermiyorlat birbine..bu öncedende olduğu gibi bir siyasettir ,dikkat ediniz..
    bakınız cemaat evlerine çok misafir oldum önce maklube denilen lezzetli bir pilav türü yeni sonra namaz falan derken,ellen ele dolaştırılan bir kitap,neymiş said nursinin sözleri…ya bu sapkınlıktır…hadis okumak varken ,kuarndan ayet okumak varken neden said nursinin sözleri…sizcede mantıksız değilmi,sadece bu yazdıklarımı takrar tekrar okuyun…çok merak ediyorum yorumlarınızı…
    allaha emanet olun

  158. defo diyorki : 13 July 2008

    seyh sait pislikleri temizlenmedikce seriat tehlikesi gecmez. bu 2×2=4, özgür yasamak istiyorsak seriata ve hainler saltanatina hayir.

  159. cevizkabuu diyorki : 13 July 2008

    ilteriş öğretmen , ben sana SÜFYANİZM terimi ile ne anlatılmak istendiğini kısaca anlatayım :
    **********SÜFYANİZM : Ebu Süfyan ( yani EMEVİ AİLESİNDEN OLAN HALİFELERİN İLKİ ve pek tabii aynı zamanda SAHABE ) ve soyundan (Oğlu Muaviye, oğlunun oğlu Yezid)den devamla
    bundan üç asır sonra gelecek olan Mehdi Resulün karşısına dikilecek
    olan SÜFYANİ yobazlarına kadar süreğen bir fitnedir. Ataları Ebu
    Süfyan soyadları Emeviye’dir.***********************( tanımı aynen aktardım , kesinlikle bana ve benim itikadıma uygun değildir)
    Şimdi bu terimi belli bir çevre SÜNNİLER ile ŞİİLERİN arasındaki mücadeleyi alevlendirmek ve kışkırtmak için kullanmaktadırlar. bu çevre o kadar işi azıtmıştır ki , Ebu SÜFYAN (R.A) ı siyonist bile ilan etmişlerdir. zaten sizin yazınızda da her iki kelime bir arada geçmektedir = SİYONİST SÜFYANİ … Daha da açmam gerekirse bu terim ile sadece ve sadece SÜNNİLER ifade edilmektedir evet SÜNNİLER… belli mihrak internet sitesinde bir doktrin yayınlamıştır ve burada aynen :””” ….. Türkiye Cumhuriyetindeki Süfyani ( yani Sünni) kadrolar temizlenmedikçe yapacak bir şey gözükmemektedir .””” der. yine belli mihrakın başka doktrinleri de (Khaniff Protestant Islam Organization ki bu organizasyonun ismi daha sempatik gelmesi için değiştirilmiştir ve bu ismi kullanmaya başlamışlardır. bu şekilde muhtelif organizasyonlarla sünni ve şiiler üzerinde tesir kurmaya çalışmaktadırlar) zaman zaman yayımlanır.

    evet ilteriş öğretmen , şimdi aktardığın ve adına da makale dediğin şeylerin de hangi internet sitesinden alındığını ve kimlerin internet sitesi olduğunu yazmak istemiyorum. (sadece zulu007 diyeyim).aynı iftira ve hakaret yazısı muhtelif yerlerde hiç değiştirilmeden ve aynen kopya imiş gibi farklı isimlerle karşımıza çıkıyor. hatta said nursi hayatta iken de aynı iftiralar defalarca atılmıştı atanlar da yine aynı mihraktı , fakat maşaları farklıydı…
    demek ki ne imiş ? süfyani demek deccal demekmiş değil mi ? evet bazıları Hz. Muhammed e de ve Sahabelere de ve Tabiine de ve devamı olan her nesilden müslümanlara da ve en son OSMANLI DEDELERİMİZE de ateizmin baş temsilcisi ve İMANIN DÜŞMANI OLAN mansında DECCAL demişlerdi. RİSALE İ NUR un KURANI KERİM in sadece ve sadece İMAN ile alakalı (:”devir imanı kurtarma devridir”) ayetlerine KELAMİ (TEFSİR DEĞİL) OLARAK YAKLAŞTIĞINI OKUDUĞUMUZDA DA kimin deccaliyeti temsil ettiğini anlarız.

  160. İLTERİŞ öğretmen diyorki : 14 July 2008

    arkadaşlar benim burda anlatmak istediğim said nursi kim?
    ya ne güzel islam alimi ama kendine yaaa…
    ya öyle bir anlatıyorsunuz ki sanki biz 1900 yılarda dinden çıkmış sapkınlığa uğramış putperest olmuş bir millettikte geldi bediüzzaman bize doğru yolu gösterdi…benim üzüldüğüm nokta bu…ya bizim elimizde kuranı kerimimiz var , efendimiz peygamberimiz ve diğer peygamberler var…
    ya bu adı üstünde tarikat,cemaat,bunlar hoş değil,büyük kısmı müslüman olan bir milleti cemaatçi,nurcu,süleymancı,menzilci v.s. diye dallandırmaya bölmeye ne gerek var ya.ben konyada okudum bu cemaatler biribirini sevmiyorlar hatta allahın selamını bile vermiyorlat birbine..bu öncedende olduğu gibi bir siyasettir ,dikkat ediniz..
    bakınız cemaat evlerine çok misafir oldum önce maklube denilen lezzetli bir pilav türü yeni sonra namaz falan derken,ellen ele dolaştırılan bir kitap,neymiş said nursinin sözleri…ya bu sapkınlıktır…hadis okumak varken ,kuarndan ayet okumak varken neden said nursinin sözleri…sizcede mantıksız değilmi,sadece bu yazdıklarımı takrar tekrar okuyun…çok merak ediyorum yorumlarınızı…
    allaha emanet olun….

    anlatmak istediğim bu ,o yüzden yineledim…

  161. cevizkabuu diyorki : 14 July 2008

    ilteriş öğretmen , ben sana SÜFYANİZM terimi ile ne anlatılmak istendiğini kısaca anlatayım :
    **********SÜFYANİZM : Ebu Süfyan ( yani EMEVİ AİLESİNDEN OLAN HALİFELERİN İLKİ ve pek tabii aynı zamanda SAHABE ) ve soyundan (Oğlu Muaviye, oğlunun oğlu Yezid)den devamla
    bundan üç asır sonra gelecek olan Mehdi Resulün karşısına dikilecek
    olan SÜFYANİ yobazlarına kadar süreğen bir fitnedir. Ataları Ebu
    Süfyan soyadları Emeviye’dir.***********************( tanımı aynen aktardım , kesinlikle bana ve benim itikadıma uygun değildir)
    Şimdi bu terimi belli bir çevre SÜNNİLER ile ŞİİLERİN arasındaki mücadeleyi alevlendirmek ve kışkırtmak için kullanmaktadırlar. bu çevre o kadar işi azıtmıştır ki , Ebu SÜFYAN (R.A) ı siyonist bile ilan etmişlerdir. zaten sizin yazınızda da her iki kelime bir arada geçmektedir = SİYONİST SÜFYANİ … Daha da açmam gerekirse bu terim ile sadece ve sadece SÜNNİLER ifade edilmektedir evet SÜNNİLER… belli mihrak internet sitesinde bir doktrin yayınlamıştır ve burada aynen :””” ….. Türkiye Cumhuriyetindeki Süfyani ( yani Sünni) kadrolar temizlenmedikçe yapacak bir şey gözükmemektedir .””” der. yine belli mihrakın başka doktrinleri de (Khaniff Protestant Islam Organization ki bu organizasyonun ismi daha sempatik gelmesi için değiştirilmiştir ve bu ismi kullanmaya başlamışlardır. bu şekilde muhtelif organizasyonlarla sünni ve şiiler üzerinde tesir kurmaya çalışmaktadırlar) zaman zaman yayımlanır.

    evet ilteriş öğretmen , şimdi aktardığın ve adına da makale dediğin şeylerin de hangi internet sitesinden alındığını ve kimlerin internet sitesi olduğunu yazmak istemiyorum. (sadece zulu007 diyeyim).aynı iftira ve hakaret yazısı muhtelif yerlerde hiç değiştirilmeden ve aynen kopya imiş gibi farklı isimlerle karşımıza çıkıyor. hatta said nursi hayatta iken de aynı iftiralar defalarca atılmıştı atanlar da yine aynı mihraktı , fakat maşaları farklıydı…
    demek ki ne imiş ? süfyani demek deccal demekmiş değil mi ? evet bazıları Hz. Muhammed e de ve Sahabelere de ve Tabiine de ve devamı olan her nesilden müslümanlara da ve en son OSMANLI DEDELERİMİZE de ateizmin baş temsilcisi ve İMANIN DÜŞMANI OLAN mansında DECCAL demişlerdi. RİSALE İ NUR un KURANI KERİM in sadece ve sadece İMAN ile alakalı (:”devir imanı kurtarma devridir”) ayetlerine KELAMİ (TEFSİR DEĞİL) OLARAK YAKLAŞTIĞINI OKUDUĞUMUZDA DA kimin deccaliyeti temsil ettiğini anlarız.

  162. ebu bin fisfis diyorki : 14 July 2008

    saidi nursuz da fetullah da ….hepsi nin cehenneme kadar yolu var

  163. ahmet diyorki : 18 July 2008

    herkes konusuyor ya atatukculer neden konusuyor kurtulus savasini omu kazandidr o satti hereyimizi dilimizi orfumuzu adetimizi millet ekmek bulamazken sapkackardi fakirin sapka neyinegerekti ha cephede musluman atalarimiz can verde savsti ataturk masada herseyimizi satti yalanmi?

  164. magomedow diyorki : 20 July 2008

    ulu önderimiz mustafa kemal atatürke ve islamiyetin son zamanlardaki alimlerinden üstad said nursiye hakaret edenleri kınıyorum…onlar vatansever dava adamlarıdır.bence saygıyı fazlasıyla hak ediyorlar.oturduğumuz yerden atıp tutmak herzaman kolaydır elinizi vicdanınıza koyun arkadaşlar kimseyi sevmeye bilirsiniz ama en azından saygınız olsun.atatürkçüyüm deyipte alakası olmayanlar ve dindarım deyipte alakası olmayan sahtekarlar yüzünden böyle bölücü bir faaliyet ortaya çıktı laik-antilaik bune ya kürt-Türk böle şeylere aldanmayın birbinizden nefret etmeyin eyer bu çatışma devam ederse ne laik cumhuriyet kalır ne din kalır nede Türk kürt kalır.(allah vatanımızı korusun)

  165. İLTERİŞ öğretmen diyorki : 22 July 2008

    ahmet arkadaşı şiddetle kınayorum…terbiyesiz şerefsiz insan…kişiliksiz yaratık,daha çok insanlıkdışı hakareti hakediyorsun ama bize yakışmak…seviyesiz adi vatansız

  166. Damla diyorki : 23 July 2008

    Neden bir kahraman bulma sevdasındaki bu millet.illa koyunu cobanın güttügü gibi bizide biri mi güdecek.Said nursi ile aramızda ne kadar zaman farkı var.Bu millete ne kadar hayrı oldu da bu kadar seviliyor.Türk ve kürt kardeşligi arasına nifak sokmaya calısan emparyalist güçler ile aynı amacı taşıyan bir adamın nesini ne sebeple savunuyorsunuz…Allah a ulasmak için hiç bir tarikate mensup olmak elzem değil imanımız bizi onu varlığıyla bir yapmaya yeterli

  167. Aysgl diyorki : 26 July 2008

    Aziz üstadım benim seni ne çok üzmüşler….

  168. tolga diyorki : 02 August 2008

    Çok meraklıysanız bu tür belgesellere dizilere ve insanlara, ırak’a ve benzer ülkelere gidebilirsiniz.
    Hiç düşünmez misiniz müslüman devletlerin hristiyanlar karşısındaki acizliğini,ezilmişliğini? Hala insanların Allah(cc) ile kendi arasında olan ve başkalarının bu araya giremeyeceği dini duygularımızı birilerine çıkar aracı haline getirmesine bu kadar mı tepkisiz olunabilir? Allah(cc) hepimize birer akıl vermiş kullanalım diye. Neden tüm müslümanlar olarak dünya devleri olamıyoruz. Cevabı çok basit ama o verilen aklı kullanabilene…

  169. yasin diyorki : 02 August 2008

    ALLAH razi olsun. herkese imanla olmeyi nasip etsin. bu cok kiymetli zatin hayatina saygi duyyorum okadar duygulandimki anlatamam Allah razi olsun.zalimlerin ellet birgun oyunlari bozulacaktir..

  170. NebiEREN diyorki : 03 August 2008

    Büyük liderlerin değerini bilmemek ve değer bilmediğin liderleri aşşalamak çok kolaydır. Said nursi yolundan gidenler dünyanın bir çok yerinde istiklal marşımızı okutturuyor dinimizi ve milletimizi tanıtıyor. Bazı cahillerde bu vatanı sömürmek adına her haltı yerken bu vatana her türlü ziyasi zararıda veriyor verdiği her zararın arkasından özür bile dilemeden ”atatürkcülük adına yaptım” diyerek atamızın adınıda kirletiyor. Dinci olmak kötü birseymiş gibi dini bütün insanlara ”yobaz”örümcek kafalı” demekten çekinmiyor. Foyaları meydana çıktıkca kuduran köpekler gibi yırtınıyorlar ama halk biliyor ya artık kuduz salgın bir hastalık değil. Allah büyüktür.

  171. ömrüm diyorki : 05 August 2008

    allah c.c selamı ve rahmeti peygamber efendimizin şefatti tüm ümmeti muhammedin üstüne olsun kardeşlerim herkes kalbinde olanı dışa vurur bizim kalbimizde hak var sevgi var. biz bakalım dinimize hizmete. üstada ve dinimize saldıranların cezasını rabbim mahşer günü elbet verecektir dalaşmayın münakaşa etmeyin belki bir gün iman ederlerde pişman olurlar ettiklerine. sunumu hazırlayanlardan rabbim razı olsun.

  172. yellowgold diyorki : 08 August 2008

    Allah üstadımız Bediüzzaman Said Nursi den ebeden razı olsun.siteye bu videoyu ekleyenlerede teşekkürler çok güzel olmuş.
    zalimler için yaşasın cehennem…

  173. kenan diyorki : 08 August 2008

    bu adamın iyilikten başka neyini gördük

  174. cevizkabuu diyorki : 14 August 2008

    ahmet ismini kullanan provakatör : boş boş yazma… çanakkaleye gitme cesaretini kendinde hiç buldun mu? o koca yarımadayı ATALARIMIZ NASIL DA SAVUNMUŞLAR AKIL ALACAK GİBİ DEĞİL… Ayrıca YÜCE ATAMIZIN ADINI AĞZIMIZA ALIRKEN üç elham bir FATİHA okumalıyız ki gerçekler bizi çarpıp ucubeye çevirmesin. HERŞEYDEN ÖNCE O ; BİR OSMANLI NEFERİYDİ… KOMUTANIYDI… O YÜCE ŞAHSİYETİ OSMANLI MEDRESELERİ YETİŞTİRDİ.. BAK BAKALIM TARİHE SIĞIYOR MU YAPTIKLARI ? SEN NE YAPTIN BU ÜLKE BU ASİL MİLLET İÇİN ? KAÇ KERE AÇ KALDIN TEPENDE BİR YANDAN GÜLLELER VIZILDARKEN , KARŞINDA HORTLAKLAR MİSALİ CANINI NAMUSUNU ALMAYA GELMİŞ YEDİ DÜVELİN VAMPİRLERİ DURURKEN.. BİR YANDAN YAĞMUR, FIRTINA , BARUT YOK , SADECE ELDEKİ TIRNAKLARIN BİRİCİK MAVZERİNKEN… ALLAHA EMANET EDİPTE GİTTİĞİN ÇOLUK ÇOCUĞUN , NAMUSUN , MİNAREN ,GÖZÜNÜN ÖNÜNDEN GİTMEZKEN VE BİR ZAMAN SONRA ONLARIN DAHİ SİLÜETİNİ UNUTMUŞKEN… EN YAKIN ARKADAŞIN AYAĞINA AYLAR ÖNCE GİYDİĞİN PARÇALANMIŞ ÇARIĞININ DEYDİĞİ TOPRAKKEN VE ASLA GELMESİNDEN KORKMADIĞIN TAM TERSİNE BİRİCİK HÜLYAN OLMUŞ ŞEHADET İKEN…

  175. cevizkabuu diyorki : 14 August 2008

    evet ahmet , ÇANAKKALE gerçekten akıl alacak gibi olmayan tüm çağlarda eşine benzerine rastlanmamış ve asla rastlanamayacak bir DESTANDIR : ÇANAKKALE DESTANI… bir mit değildir , orhan pamuk un veya ne bileyim , halide edip in veya can yücel in veya aziz nesinin sıcak yatağında yatarken esinlenerek yazdığı bizimde para vererek alıp okuduğumuz bir hikaye hiç değildir. onu yazarken 300.000 ( üç yüz bin osmanlı askeri = bir koca nesil , milletimizin koca , eğitilmiş aydın sapasağlam bir KAYIP NESLİ , ASLANLAR GİBİ DEDELERİMİZ ) DEDELERİMİZ ŞEHİT OLDU ; kimisi de GAZİ… İÇLERİNDEN BİRİSİ DE KAHRAMAN MUSTAFA KEMAL GAZİ… o yüzden sana diyorum ki BOŞ BOŞ KONUŞMA , ben kimseye haddini bildirme gönüllüsü değilim fakat sana diyorum ki : HADDİNİ BİL …

  176. LORDCİHAN diyorki : 15 August 2008

    cüneyt senin gibi örümcek kafalılar yüzünden dinimiz elden gidiyor hem bilip bilmeden adamların günahlarını alma hakta yeme o suçladığınız adamlar dini ve türkiyeyi savunuyor

  177. HAKAN TÜRK diyorki : 17 August 2008

    Öncelikle şunu bilin nurcu degilim ama gerçekten ALLAH dostlarından olan bu muhterem zat yaşamı boyunca iyilikten başka ne yapmış? karşılıgında ödülü ne olmuş? bütün alimler gibi hapis işkence eziyet görmüş rahmetli tam bir sahabe gibi yasamış fakat mübarek zatın naaşı mezarından çıkarılıp belirsiz yere gömülmüş Soruyorum SİZE KARDEŞLERİM BU ZAT-I MUHTEREM NE HAİNLİK YAPTI vatana ihanet edip kaçanların mezarları ülkeye getirilirken sadece suçu bu vatanı sevmek olan ZAT-I MUHTEREM’in mezarı nerede merak eden oldumu bilen varmı isteseydi bu gün kürt türk savaşını en başında çıkarır tam bölücü olurdu ama hep birlikten yana oldu haklarında olumsuz konuşan öğretmen rumuzlu arkadaşıma işn-Allah mahkeme-i kübrada karşıklaşırsın ve bende orada olur seni görürüm

  178. yunus diyorki : 20 August 2008

    BİLDÜĞÜM TEK BİŞEY VAR BU İNSANLARA İNANANLAR CENNETİN TAPUSUNU CEBİNE KOYMUŞ..CUMHURİYET’E DÜŞMAN OLMAKLA CENNETE GİDECEKLER..ÖLÜNCE GÖRÜŞECEZ

  179. elif diyorki : 22 August 2008

    cumhuriyete dusman olanlar cennetle cehennemı ayıramayanlar yazıklar olsun boyle nesile…
    kım ogrettı sıze dın ve cumhurıyet dusmanlıgını.
    Atatürke laf soyleyıpte kıme yaranacaksınız??
    saıd nursı de fetullah da ısını ıyı bılenlerden yoksa o servet nasıl olacaktı??yazık sızın gıbı dınını ımanını kaybeden zavallılara..saıd nursımı parselledı cennetı sızemı sattı fetullah??tuu yazıklar olsun boyle ımana

  180. burakusadana diyorki : 22 August 2008

    Ya adamin konusmalari bile o zamanki dille yazilmis, bir ton eski kelime var, bu kadar geriye dönük bu kadar geri kafali olunmaz demek istiyorum… Eminim bu filmi izleyen bu adamin taraftarlari bile anlamiyordur sözlerini, “ya ne demek istemis acaba?” diye soruyorlardir kendi kendilerine :). Diger taraftan hala cübbe sarikla kalmaya calismasi bir geri kafalilik göstergesidir… Modern bir dünyada artik böyle bakis acilarina bagli kalinmamali derim…

  181. Emre diyorki : 24 August 2008

    burakusadana. Senin gibi modern yaşamaya çalışanlar yüzünden kıyamet kopacak kardeşim. siz takılmanıza bakın. Allah (C.C) yolundan çıkardığı bir kimseyi , kimse doğru yola sokamaz. Doğru yola soktuğu bir kimseyide kimse kötü yola sokamaz. Peygamberimiz (S.A.V) veda hutbesinde buyurur ; Öyle sanıyorumki birdahaki hacca aranızda olamayacağım. insanlar ağlamaya başlar bizi bırakma Allahın Resulu biz karanlıktan aydınlığa senin sayende geldik. Allah (C.C.) senin sayende öğrendik dediler. Peygamberimiz (S.A.V) yine buyurdu ; ßenden Sonra öyle alimler gelecektirki beni aratmayacaklardır şüpheniz olmasın. Mahmut efendi hz. , Bediüzzaman Said Nursi bu alimlerdendir. inancın bittiyse şeytan kalbine girdiyse ne desek boş. Allah (C.C) istediğine hidayeti istediği zaman verir. Dilerimki Kıyametten önce bu Hidayete Kavuşasın. Şüphesiz yaran odur ve tekdir. Hz. Muhammed (S.A.V) onun Resuludur.

  182. Emre diyorki : 24 August 2008

    Anlatılacak çok şey var. Din kardeşlerim Allah(C.C) yolundan çıkmayın lütfen kendinize gelin. Üstad Bediüzzaman Said Nursi hapisteyken cumaya gitmek için izin ister bir vakit. Fakat vermezler. Dua eder ve bir Mucize ! Üstad Bediüzzaman Said Nursi Cumasına Gider ve tekrar Hücresine girer. Fakat bundan kimsenin haberi olmaz. Hadislerde bulabilirsiniz. Çok övdüğünüz Atatürk’ünüz. Kardeşlerim. Zamanında en büyük düşmanımız yunanistandı. Atatürk nerelidir ? Selanik doğumlu değilmidir ? Yunandan Türkiyeye ßir lider nasıl gelebilir ? sizcede türkiyeyi devirmek için oynanan bir oyun değilmidir bu ? ismet inönü Atatürk bunlar Avrupanın Savaşla türkiyeyi deviremeyip iç oyunlarla devirdiği senaryolardır. Osmanlı Hangi savaşına abdestsiz namazsız Gitti Soruyorum ? Fatih sultan süleyman dünyanın 4 de 3 ünü alıp dünyaya islamiyeti kabul ettirirken onu zehirleyenler kimlerdi ? Atatürk gibi insanlardı. iç oyunlarla öldürdüler Fatih sultan süleymanı. Fatih sultan süleyman onlarca kiliseyi Camiiye çevirdi. Atatürk hangi kiliseyi Camii yaptı ? Aksine arapçayı kaldırıp türkçe die saçma bir dil sundu bizlere. mini etek getirdi. baş örtüyü kaldırdı. osmanlı islamiyeti yayarken Araplar türkleri kıskanmışlardı. Peygamberimiz (S.A.V)’in bırakdığı görevi bizim devam ettirmemiz lazımdı diye. osmanlı böyle bir orduydu. Gerçek Türkler Böyleydi. burakusadana Üstad Bediüzzaman Said Nursi nin anlayamadığın kelimelerinde arayacağın tek suçlu Atatürk’dür. Arapçayı kaldırıp Türkçeyi Getiren odur. Anlayamadığın Kelimeler Arapçadır. ve son birşey. Modern’lik tüm insan oğlunun hoşuna gittiği için hristiyanlar yahudiler şuanki hallerindeler. Tevrat incil onların sizler gibi modern lik hoşlarına gittiği için değiştirildi. Ama son kitap Kuran-i Kerim asla değiştirilemez. Mademki inanmıyorsunuz dinimize sizde müşrikler gibi değiştirmeye çalışın kuran-i kerim-i. haşa tevbe yarabbim sana sığınırım. ozaman Allah (C.C) size bir mucizesini gösterecektir. şüphesiz o tekdir ve ondan başka ilah yoktur. hz. Muhammed (S.A.V) onun kuludur Resuludur. Allah’ım Sen tüm dünyaya Hidayetini nasip eyle bizleri Affet yarabbi.

  183. Emre diyorki : 24 August 2008

    Heycandan yanlış kelimerim olmuş okuyunca gördüm kusura bakmayın kardeşlerim Allah’a emanet olun. Fatih Sultan Mehmed yerine Süleyman yazmışım Affola…

  184. cevizkabuu diyorki : 29 August 2008

    Emre rumuzlu şahıs , bu yazım da sana : CEHALET ALMIŞ BAŞINI DUMAN OLMUŞ DAĞLARI AŞMIŞ. fatih sultan süleyman yazmışsın ne farkeder , mehmet yazmamış da özür de dilemişsin bir de … sana tamamen unutturacaktı CİHAN atalarının adını , dininin milletinin adını… fakında değilsin dalmış bir rüya alemine gitmişsin… bugün konuştuğun yazdığın dil kurtarılabilendir , bilmezsin… bugün kılıyorsan tabi namazını bilmezsin , özgürce , kurtarılabilendir. aha geldi ramazan , bilmezsin tutuyorsan orucunu , kurtarılabilendir!!! adını koymuşsun emre , bilmezsin , olsaydı görürdün , yorgo , vasili , bilmezsin .. emre bile kurtarılabilendir…

  185. cevizkabuu diyorki : 29 August 2008

    emre , sana sayın filan demek isterdim… ihtiyacının olmadığını anladığımdan ötürü demeyeceğim. yazını ( demek isterdim fakat bir şeye benzetemedim , tek benzettiğim şey baştan aşağı provakatif bir şey…sadece şey…) hiç keyif almadan , işkence çekerek okudum. millete işkence etme hakkın yok… acaba bu yazıyı yazabilmek için ne kullandın , onu merak ettim? yaş mı , kuru mu?

  186. zikrullah diyorki : 29 August 2008

    ALLAH(C.C) aşkına siz ya hepten bilinçsizsiniz ki öyleyse sizlere acıyorum yada ALLAH(C.C)’IN dostuna düşmani birşekilde saldırıyorsunuz
    işte sizler için ALLH(C.c)
    cehennemi yarattı şeytana boyun eğmiş sapkınlar sizlerin yüzünden çanakkalede
    vatanı için sesve seve nice can veren şehid kürt vatandaşlarımızın torunları şimdi kendi
    kardeşlerine saldırır oldu siz hiç H.Z peygamberimizin veda hutbesini okumadınızmı
    islamiyette ırkların birbirine üstünlüğü yoktur.üstünlük takvadadır eğer inanıyorsanız iyice bir araştırma yapın gerçeği görürsünüz üstad bed-i üzzaman bir hain değil bir ALLAH(C.C)dostudur yok eğer inanmıyorsanız saldırı sizin hakkınızdır çünkü sizler deccalın ordususunuz bizlerse Mehd-i rasulün öncü birlikleriyiz zaman geldi YAŞASIN DECCALİN ORDUSU İÇİN CEHENNEM.

  187. ceren diyorki : 05 September 2008

    aziz üstadım benim seni çok çok üzmüşler.herşeye ragman risalenur küllüyatı gbi mükemmel bir eser biz beşerler bıraktın.üstadım seni yarıyolda bırakmıyacaz

  188. yunus diyorki : 13 September 2008

    ÖRÜMCEK KAFALILILARIN(ANLAMI GENİŞTİR SİMGELERİ VARDIR.SIKMABAŞ SİMGEDİR.AMA KÖYDEKİ BURAM BURAM ANA ŞEFKATİ KOKAN ELLERLE,YÜREKLERLE ÖLÇÜŞEMEZ.) ALLAH SİZE BEYİN VERMİŞ AMA BEYNİ BEY’İNE VERMİŞ.BEYLİKLER ALMIŞ YÜRÜMÜŞ AMA HEP BEYİN ARKASINDAN TIPIIŞ TIPIŞ..EKMEK İSTERSİN VERMEZLER..ANCAK DİLENİP AĞLARSAN DAHA DOĞRUSU KİM BU KÜSTAH DİYE GEÇİRSEN DE İÇİNDEN O EKMEĞİ MELUUL MELUL YERSİN.ARKASINDAN DUA EDERSİN..HİÇ İSTEMEDEN, HİÇ DÜŞÜNMEMİŞKEN, HİÇ BİR GEREĞİ YOKKEN SANA EL UZATAN. BİLGİ UZATAN O GERÇEK KİŞİLİĞİ GÖREMEZSİN.ÇÜNKÜ DUA BEKLEYEN AĞZINDA ALLAH DEYİŞİYLE DOLAŞIR.DİĞERİ ALMAZ AĞZINA ALLAH LAFINI AMA BİR YÜREK VARDIR GEMİ KAZANI GİBİ,GÜNEŞTEN BİR PARÇA GİBİ,GÖKYÜZÜNDE PARLAYAN YOL GÖSTEREN YILDIZLAR GİBİ.ALLAH LAFINI AĞZINDAN DÜŞÜRMEYENE İNANMAM.İNANASIM GELMEZ.ALLAH LAFINI ALIYORSAN AĞZINA BİRKERE HAKKINI VERCEKSİN.HANİ NERDE O HAKKI VEREN..OY İÇİN KÖMÜR VE ERZAK DAĞITAN MI GELEN..ALLAH LAFINI ALMIYORSAM AĞZINA HAKKINI VEREMEDİĞİMDEN .PEYGAMBER SABRI GÖSTERSEMN BİLE OLMAZ DİYEMEM.İÇİMDE FIRTINALAR SEVGİLER GÜRÜL GÜRÜL PINAR GİBİ AMA ALIRSAM AĞZIMA PELESENK EDERSEM DİLİME SAKIZ DA DE NE ÇIKAR? HAKKINI VEREMEM ÖLÜM ÇIKAR ÖLENE KADAR SENİŞ SEVEMEM AHIN ÇIKAR..SENİ SEVMEM BİLİRSİN NEDENİ BELLİDİR ÇÜNKÜ O KİŞİ SEN DE DEĞİLSİN FERİŞTAHIN DA

  189. kemalettin diyorki : 16 September 2008

    bence bedü zaman said dursi a.s. ne yapmak istiyordu
    bence said nursi hayatını tam anlamadığı icin bizleri ne yapmamız gerektiğini anlamıyoruz acaba bu said nursuyi anladığım diye insanları ,sömümeye kalkmıştır acaba insanlar niye böyle şeyle5 yapıyor herkes ölümü bayılmak zannediyor neden böyle oluyor türkiye cumhuriyeti atatürkünkün dediği gibi böyle insanlara ihtiyacımız vardır demesi gibi

  190. Nebi EREN diyorki : 18 September 2008

    Evet ben ve beni,m gibiler kökten dincidir. Bizim özümüz sözümüz önce islamdır. Biz 5 vakit namaz kılar 30 gün oruc tutarız. Biz haramdan uzak insalara saygılı yaşarız bisler müslümanız kökten dinciyiz. Arkadaşlar dincilik ve dindarlık farklı yobazlık ve bağnazlık farklıdır. Tabirlere dikkat edelim.

  191. emine diyorki : 18 September 2008

    Onun kaygısı, sevdası, derdi, davası hep Allah’ı kullarına tanıtmak ve sevdirmekten ibaretti. Bütün engellere, acılara, işkencelere, hapislere, sürgünlere, zehirlemelere rağmen Kur’an’a, imana, İslâm’a hizmet duygusundan hiç ayrılmadı. En zor şartlarda bile hiç ümitsiz olmadı. En olumsuz şartlardan, daima en olumlu sonuçlar çıkardı. Kendisini batırmaya, bitirmeye çalışanları da huzura ve mutluluğa, yani kulluğa çağırdı. Çünkü ona göre, kul olmak, “kurtulmak” demekti. Kendisine en acımasız hakareti ve dayanılmaz işkenceyi lâyık görenleri bile iman hakikatleriyle tanıştırmak ve kurtarmak telâşındaydı. Güle oynaya günah bataklıklarına batanlara da merhametle baktı. Günahına ağlayamayanların günahına da ağladı. Çünkü onun insana ve olaylara bakışı, veli bakışıydı. Geçitlerde, köprülerde, uçurum başlarında titreyenlere, “İnşaallah geçer.” duasındaydı. “Ha geçti, ha geçecek!” şevkiyle, dertlerini dert edinirdi. Her düşenin acısı, önce onun yüreğine yansırdı. Her ezilenle, evvelâ onun içi ezilirdi. Çünkü o, şefkatten ibaretti. Sevgiyle sarıp sarmaladı yaralı yürekleri. Manevî kiri, pası, yarayı acısız ameliyatlarla tedavi etti. Gönülleri çelen, ruhları çeken bir muhabbet merkeziydi. Benim sevdalandığım yürek, bu yürekti. Benim ve neslimin kendine gelişiydi. Uyanmamızdı heyecanla ve gafletten silkinmemizdi. Uyanalım diye uyanıktı. Ebediyen gülelim diye ağlıyordu.Allah Ondan ebeden razı olsun.Onu tanımak isteyenler tarihçeyi hayatı yada Onun için yazılan kitapları okusun.ne överken ne yererken sözlerimiz kulaktan dolma bilgilerden olmasın.bu belgeseli koyanlardanda Allah rası olsun ve Allah bizleri Onun şefaatine nail eylesin..

  192. MERT diyorki : 23 September 2008

    sog olasiniz cak iyi bir si yapiyorsunuz

  193. enes diyorki : 26 September 2008

    cok sevap istermisiniz arkadaslar bu cizgi filmler
    nasil dvd yapicam soylermisiniz
    tesekurler

  194. Ahmetbyram diyorki : 06 October 2008

    üstad tahriye güzel sözler bırakmıştır bende eserlerini hepsini okumalıyız

  195. Ahmetbyram diyorki : 06 October 2008

    üstad tahriye güzel sözler bırakmıştır bence eserlerini hepsini okumalıyız

  196. Serkan diyorki : 18 October 2008

    Yanlış kişilerden medet umduğunuzu ve bunun sonuçlarına katlanmanız gerektiğini vurgulamak isterim

  197. mutlu diyorki : 25 October 2008

    Mevlana Proje Tasarımcısı, Proje sonucuna gelince düşünmeye başladı;

    1.Temel önerme Doğruysa, sonucu Allah bilir, yani problem yok.
    2.Temel önerme Yanlışsa, sonuç Felaket olabilir.

    26.09.2008 Tarihinde Tasarımcımız Saat:09:00’da Uykuya daldı ve Bir Rüya Gördü;

    Rüyada Nasrettin Hoca’nın Elbiselerini giymiş ve eşeğe ters binmiş, ünlü Ekonomi Profesörü Karl MARX’sı gördü ve Aralarında şöyle bir diyalog geçti;

    1.Hoca: Evladım hiç merak etme, yanılmadın, bende yanılmamıştım ancak beni yanlış anladılar, bir tek Mustafa Kemal ATATÜRK doğru anladı.

    Tasarımcı: Neyi Hocam?!. Ama siz Ateist ve Komünist değil miydiniz ?, hatta ve hatta sizin sisteminizi DECCAL olarak niteliyorlardı?

    2.Hoca: Hem evet hemde hayır!, Çünkü küçük bir hata yaptım ve bu alemde Müslüman oldum.Sen Yalnızca sırasıyla Allaha, Kuran-i Kerime ve Hz. Muhammed’in onun kulu ve elçisi olduğuna inan bu sana yeter.Bide unutma İslam Arapça bir kelimedir, onu kendi diline çevirirsen,sözcük kökeni olarak, BARIŞ olduğunu görürsün.Hem kim barıştan yüz çevirebilir ki heyhat!..

    Tasarımcı: Hocam kafam karıştı sırayla anlatsan, Yani Şeriat mı gelsin diyorsun? Gülmeyin lütfen.

    3.Hoca: Evladım senin Atan(Atatürk), zaten şeriatı getirdi ve tek cemaat Türk cemiyetidir dedi.Çünkü o son halife ve ilk emirdir.Türk Hukuk sistemi Şeriatın en alt eşik seviyesidir.Hukuk Sistemin islam’daki gibi şahitlere dayandığını görmezler mi?.. Yazık ki onu hala anlayan yok.

    Tasarımcı: Hocam Laik bir ülke nasıl olur da bir din ülkesi olur? Hem ben bunu kime söylesem güler bana.

    4.Hoca: Onlar kendilerine gülsünler, çok biliyorlar fakat elleri gelmiyor. Hepsi bilim adamı fakat filozof yok onlarda. Bütün Kainatın kurucusunun neden kendi adına ülkeye ihtiyacı olsun.İsrailoğullarını görmezler mi?. Baştan beri yalnızca, evrimsel değişime göre ahlaklı olmayı, iyiyi ve doğruyu öğrensinler diye öğütlendirilmediler mi?.Şüphesiz ki evet.O halde Tüm Dünyada zaten Allahın Bayrağı dalgalanmakta, İyi insan vardır, iyi ırk diye bir şey yoktur.Laik düzen yalnızca ahlaklı olmayı kendi başına beceren ve yöneten bir anlayıştır.Çünkü her devirde kutsal kitaplar daha sonra yanlış anlaşılıp tahrifata uğradı.İnsanlar kendilerini Allahın’ın yerine koydular.Ama bir kutsal kitap vardı ki, İnsanların isteseler de değiştiremeyeceği belirtilen KURAN-İ Kerim vardı.Yanlızca dil uzatabildiler.Yüz yılda bir müceddit gelip açıkladı, fakat artık senin devrinde bu unutuldu ve belirtildiği halde “Ayetler para karşılığı satılmaya” başlandı.Yani işin ehli olmayanlar, ayetleri hiç olmadıkları bir şekilde açıklayarak karalamaya başladılar, Buna karşılık olarak bazı Dini bütün insanlar istemeden aynı hataya düştüler.Onlar da karşılık vermek için “Ayetleri satmaya” başladılar.Halbuki kimsenin haddi değildir Ehlinden başkasının Kuran-i Kerimi açıklaması. Şunu herkes bilsin ki artık ak koyun kara koyun belli olma zamanı gelmiştir. Bu nedenle her ne sebeple olursa olsun Allah adına kim para toplamışsa o günah işlemiştir.Çünkü Allahın Dünyaya rahmetini yayması için ne kullarının paralarına nede silahlarına ihtiyacı vardır.Siz eğer bir şeyler yapıyorsanız ve inanıyorsanız, kendiniz için yapıyorsunuzdur.Onun neden size ihtiyacı olsun ki, Siz eğer inanıyorsanız ve güzel ameller ediyorsanız, şüphesiz doğru yoldasınız.

    Tasarımcı: Hocam peki benim ülkemdeki kardeşler birbirlerini öldürmekte bu konuda ne söylersiniz?

    5.Hoca : Ah evladım ah!.. Orta asya’daki anıtları görmezler mi? Türü ve Kurdü o tarihten itibaren kardeşlik kurarak Türk oldular, Elbetteki ondan önce ikisi ayrı bir ırktı, Fakat ondan öncede bütün ırklar tek bir atadan gelmişlerdi.Üstelik Atatürk Ne mutlu Türküm diyerek ve Türklük kavramını açıklamıştı.Ama çok sayıdaki Türü kendini üstün gördü.Halbuki Türü ve Kurdü(pers dilinde) ikisi birken tek bir adam ve Bütün insanlık hepsi bir tek ADAM(Adem) eder.Anlayacağın Türk olmanın ne demek olduğunu öğrenemediler.Merak etme onlar isteseler de ne ayrılabilir nede bölünebilirler.Çünkü onlar bir DNA gibi birbirlerine kenetlenmişlerdir.Türü-Alevi-suni ve Kurdü-Alevi-suni , birde kendi yaşadıkları şehirlere baksalar olayın niteliğini anlarlar.

    Tasarımcı: Hocam Devlet ve Ordu hakkında ne söylersiniz?

    6.Hoca: Türkiye’deki Devlet ve Ordu kutsal değerleri olan makamlardır.Fakat o makamlara oturanlar beşerdir.Hata yapabilirler.Bu nedenle onlardan ruhunu ve kalbini şeytana/paraya satmış olanlar olabilir.Er geç onlar ortaya çıkacaktır.Demokrasi ve Adaletten, yani Atatürk ilkelerini kendi menfaatlerine göre kullananlar sizin dünyanızda , Türk mahkemelerine, bizim alemimizde de meleklere hesap verip cezalandırırlar.Ama sizde bu konuda uyanık olun, çünkü sizi de kandırabilirler.Eğer ki bir yerde savaş ve fitne çıkarsa nedenini sorun,Teknolojinin ilerlediği bir çağda hatalar affedilemez.Güneş balçıkla sıvanmaz.Eğer ki bir devlet,sizin devletinizle dost olduğunu söylüyor ve size gerekli bilgiyi vermemişse onunla ilişkilerinizde mesafeli olun, Eğer ki o devlet size bilgi vermiş ve kişiler onu kullanmamış atlamışlarsa, onları Türk hukuk sisteminde yargılanmalarını isteyin.Türk hukuk sistemindeki yargıçlarınız görevlerini hakkıyla yapacaklardır.Çünkü eğer ki onların içinde de kötü niyetliler varsa, zamanı geldiğinde, onlarda aynı mahkemelerde yargılanacaklardır.Bu nedenle Türk Hukuk Mahkemelerinin, aldıkları kararlar ne olursa olsun uyun ve saygı gösterin.Şüphesiz Enilah hakikatten yanadır.Sende yalnızca Enilaha ,Kurana ve Hz.Muhammedde biat et.Yeryüzünde de beşer ilişkilerinde yalnızca Türk Hukuk sistemindeki Mahkemelere güven.
    Dünya Barışının sağlanması için ilk fitnelerin çözmeleri için her kesi uyar, sırasıyla;
    a.Yahudilere; neden On emir’in 3.cüsü olan Yehovanın adını boşuna ağzına almamaları söylendiği halde, Kurdukları ilk ülkenin adını buna benzer olarak Yehova krallığı ilan etmişlerdir.Düşünsünler.
    b.Hristiyanlarda; Neden Hz.İsanın bir kul ve peygamber olarak görmemelerinin sebebi olarak, kuran’da belirtilen Hz.Meryem’in babasının soyunun araştırılarak , Peygamber soyundan olduklarını gördükleri halde ve Bu zamanın teknolojisinde bir kadının, erkeğe ihtiyaç olmadan kendi DNA’larından gebe kaldıkları halde, bu mucizenin neden anlaşılmadığını araştırsınlar.
    c.Müslümanlıkta; Hz.Muhammedin söylediği halde ayrılma sebeplerinin İlk halife oluştaki, Selef ve Halef ilişkisinin anlaşılamasından kaynaklandığını düşünerek ilk fitneyi orda arasınlar.
    d.Türkiye’deki ilk fitnenin ise Albert Einstein’in bila bedel olarak gönderdiği 40 adet Bilim adamında arasınlar.
    e.Dünyadaki ilk fitnenin ise 1929 yıllarında Ekonomik Bunalımla ortaya çıkan ve iki Deccal olarak görülen , Nasyonel Sosyalizm ve Sosyalizm birbirinden farkını anlasınlar ve buradaki Atatürkçülük sisteminin önemini algılayarak çözsünler.

    Tasarımcı: Hocam Bedüzzaman said-i Nursi Deccallı materyalistler, koministler olarak ifade etmişti?

    7.Hoca: Allah Herkesin bilmesi gerektiği kadar hikmet verir.O’da büyük bir zattı ve kendi devrinde din müceddidi idi.Şüphesiz onunda da haklı olduğu kısımlar vardı. Ancak o devirlerde böyle görülmek zorundaydı.Çünkü Komünizm’de insanların henüz hazır olmadıkları bir sisteme zorla sürüklemek vardı.Burada da işçi sınıfı diktatöryası mevcuttu.Binlerce kişi bu nedenle öldürüldü.Hakbuki Mustafa Kemal ATATÜRK gibi yaşayarak ve içerikleştirerek yapmış olsalardı, oluşan doğal gelişime göre yüksek medeniyet seviyesine olması gerektiği gibi ulaşacaklardı.
    Asıl DECCAL kim biliyor musun. Bu günlerde türülerin ve kurdülerin bilmeyerek tuzağına düşmek üzere oldukları şeydir.Yani o çok hayran oldukları Nasyonel sosyalist HİTLER’in askerlerinin çantasında bulunan iki kitaptan biridir.Kitaplardan birisi Allahın kutsal olarak bilinen İNCİL ve Deccalin Kitabı “Böyle buyurdu Zerdüşt”.Burada DECCAL Allahla boy ölçmeye çalışmıştır.Halbuki Allahın kendi mucizesi olan KURAN-i KERİM hiç değiştirilmeden kalan tek kitaptır.İşte şu an da bu yapılmak istenmektedir.Yani Kuranın yanına Deccalin kitabı konulmak istenmektedir.Ancak Hz.Muhammedin sancağını taşıyan Türkiyenin bunu yapmayacağı ve ırkçı olamayacağı da çok açıktır.İşte gerçek budur.Bundan böyle kim DECCALİ başka bir şey olarak tarif ederse o yoldan çıkmıştır ve günah işlemiştir.

    Tasarımcı: Hocam peki ben o halde MEHDİ miyim?

    8.Hoca: Hayır sen bir aptal ve geri zekalısın, IQ seviyen düşük , 5 üniversiteye gittin, bir diploma aldın.Doğduğun günden beri sen çelikçi yani demircisin….

    Tasarımcı: Hocam tamam tamam anladım, ben bir hiçim,Gülmeyin ama…

    9.Hoca: Çocuk ben sana en aptal ve en geri zekalı demedim ki. Çünkü en olanlar kendilerini Hz. İsa ilan edip ortalıkta dolaşan zavallılardır.Zaten sonları da, şizofren tanısıyla Hastanelere girmişlerdir.Ama sen yürekli çıktın kimse kendini mehdi olarak sorgulamaz çünkü Mehdi geleceğin son büyük Filozof ve Bilim adamıdır.Yani mehdi olunmaz ama mehdi olmak istenilebilir. Bunun yolu da Üniversitelerde en iyi eğitimler alarak olabilir. Kendine bak olsa olsa sen Allahın bir DELİSİ’sin.Diyejonda Allahın delisiydi.

    Tasarımcı:Hocam ama bu bir haksızlık!..

    10.Hoca: Hayır haksızlık değil, asıl haksızlık Deccallin, Allaha meydan okumasıydı. Hani o ”Bir Ejderin bir yılan zehirinden öldüğünün görülmediğini söylemiş ve yılana gel sen onu bana verecek kadar zengin değilsin demişti.” Sende ona deki “Belki bir ejderin yılan zehirinden öldüğü görülmemiştir ama Bir İlahın’da Ejderin zehirinden, öldüğü hiçbir yerde görülmemiştir. Bıraksın İlah’la uğraşmayı da, gelsin de deccalin kendisi, Allahın Delisine zehirini zerk etsin, 7 cihan da şahit olsun bakalım, Allahın Delisine zehirini verecek kadar zengin miymiş görelim. Deccalin Dahisi Albert Einstein, Allahın Delisi ile yarıştıralım ne dersin? Eee evlat onlara Kuran ayetlerinde bildirilmişti.Siz bizim gönderdiğimiz Hz.musa ile alay ettiniz, Hz.İsa’ya büyücü dediniz, Hz.Muhammed’de dil uzattınız.Siz nasıl ki bizim peygamberlerimizle alay ettiyseniz , biz de sizinle alay ettiğiniz gibi alay edeceğiz.Buna tüm alem şahid olacaktır.

    Tasarımcı: Hocam ama nasıl olur?!.

    11.Hoca: Ne o korktun mu? Hani Allahtan başka bir şeyden korkmazdın?

    Tasarımcı: Şüphesiz ki öyle ama CERN’de onun attığı taş yüzünden, Dünyanın en iyi Bilim adamları onun söylediği şeyin peşine düşmüşler. Bilim adına…

    12.Hoca:Bilimden yana şüphen olmasın.Çünkü Bütün Bilim adamları çok hayırlı bir iş yapıyorlar.CERN’de merak etme “Ateş olsalar, cürümleri kadar yer yakarlar” Bırak kendilerine güveniyorlarsa yapsınlar çalışmalarını ama dikkat etsinler yaptıkları hatalar yüzünden kendilerini havaya uçurmasınlar, onlara yazık olur.

    Tasarımcı: Hocam anlamadım yani, CERN’deki şekil düdüğe benziyor. Sanki kıyamet düdüğü gibi.

    13.Hoca: Parasını veren düdüğü çalar. Elbetteki öyle, parasını kim vermiş bir baksınlar bakalım. Bu kişiler henüz Bir termik santrali bile kontrol edemezken, nasıl bir Atomun çekirdeğini parçalıyıp, açığa çıkan enerjiyi kontrol edebilir, şaşılacak şey doğrusu.

    Tasarımcı: Hocam ben anlamadım, Bilim adamları ile aramızdaki fark nedir?

    14.Hoca: En dindar bile Allaha %99 inanır,%1 inanmaz, Bilim adamlarında bu durum bazen tam tersidir.Yani %99 inanmaz,% 1 inanır.% 100 bir şeye tam inanıyorum diyen yanılıyordur. Çünkü %100 inanan bir dindar Günah yaparım, korkusundan dışarıya çıkamaz kimseyle konuşamaz ve kısa sürede sosyal yönünü yitirerek akıl sağlığını yitirir.Bilim adamları ise yaptıkları deneylerle o kadar uğraşırlar ki kendilerini özdeşleştirirler ve zamanla yaptıkları şeylere o kadar inanırlar ki %99 inanmaz sınırına gelirler.Çünkü Allahı ancak Bilim ile kendi devrinizde gelişiminize parelel olarak algılayabilirisiniz.Bu nedenle Bilim adamları cesur ve kahraman kişilerdir.Sonuç olarak göle attıkları bir damla daha sonra bütünün parçaları haline gelir ve anlam kazanır.

    Tasarımcı: Anladım, laiklik te buna mı benziyor?

    15.Hoca: Laiklik din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.Çünkü sizin devrinizde artık kendi düşüncenizle inancınızı tanıyabilirsiniz.Bunun için de size rehber gerekmez.Devlet işlerini de merak etmeyin çünkü onu da şekillendiren sizlersiniz.Yöneticileriniz(partiler) yeter ki kutsal değerleriniz olan İnanç ve milli değerlerinizi öne sürüp, sizi yoldan çıkarmasınlar.Siz istediğiniz partiye, kalbiniz ve vicdanınız kimi istiyorsa ona oyunuzu verin.Onlardan şunu isteyin Bizim İnancımızı ve milli değerlerimizi kullanmadan ve zarar vermeden, Bize en doğru ekonomik planı getir.Bu ekonomik plan sonunda ben geçimimi yapabileyim.Sonra bunları deneyin, hangisi iyi ise ona oyunuzu verin.Bırakın sizin oyunuzu almaları için hizmette yarışsınlar ve şımartmayın onları.Unutmayın herkes iyidir fakat önemli olan bu iyiyi tutarlılık seviyesinde, tutabilmektir.Bu seviyeden aşağı çekerlerse derhal onlardan oyunuzu geri alın.Partiler sizin arka bahçeniz olsun siz onların arka bahçesi olmayın. Kimseye yeterinden fazla yüceltmeyin ve değer vermeyin çünkü istemeden onlara haksızlık edersiniz. Sivil kuruluşlarda bir araya gelin, tanışın, fikir alışverişinde bulunun, bir haksızlık karşısında yek vucut olarak, yasal çerçeveler içinde yürüyüşler yapın.Hükümetleri uyarın ve sizin istediğiniz şeyleri onlara söyleyin.Eğer yapmazlarsa onlara bir daha oy vermeyeceğinizin mesajını verin.Yürürken anlamlı sayıda olmanız gerekir ki sizi muhatap alsınlar.Partilere bağlanmayın çünkü istemeden zamanla onları putlaştırırsınız.Size de yazık olur.Partilerden ne olursa olsun sonuçta,Toplumunuza Barış , adalet, Huzur ve Refahı getirip getiremeyeceklerini sorun ve bunu yaparken kimseye zarar vermeden , öldürmeden nasıl yapacaklarını sorun.Kazanmak için her yol mubah olmadığını söyleyin.Önemli olan İnsan onuruna yakışan bir yaşamı oluşturmak için nasıl bir yol izledikleridir.Ülkenizi bölmeye çalışacak Deccalin artıkları olabilir ve ülkenizi savunmak zorunda kalabilirsiniz.Ancak nasıl ki KARTACALILARA öğrettiğiniz o savaş etiğini sizde uygulayasınız.Çünkü onlar kendilerini savunmak için savaşmak zorunda kaldıklarında, düşmanlarını hafife almaz ve öldürdüklerinde de onun onuruyla oynamazlar.Çünkü önemli olan insan onurudur.Bunu anlayana ibret vardır.

    Tasarımcı: Hocam bana göre çok ağır şeyler söyledin ben anlamadım.Benim ülkemdeki kardeş kavgasından mı bahsediyorsun?

    16.Hoca: Keşke İroniden anlasaydın. Bende sana Mitolojik olarak seslenseydim.Ama anlamazsın ki

    Tasarımcı: Belki anlarım, deneseniz?

    17.Hoca: Mezopotamya çocukları Kabilin soyundandır. Şu anki Türkler de Habilin soyundandır.Kabilin soyu bilseydi atalarının yaptıklarını ve neden onları ve bütün tarihi açıklamak zorunda kaldıklarını, bırak habilin şanlı ordusuna tek bir leke sürmeyi, 3000 metrenin altına bir daha inmezlerdi.Tam dört ülkede yayılarak habilin ülkesini sarmışlardır.Zamanı gelince habile saldıracak olan Deccalin ordularına ilk karşılık verecek olanlarda onlar olacaktır.Onların kefene de ihtiyacı yoktur.Çünkü ikinci ilk ataları olan Türk dedeleri Ege’de ,Sarıkamış ta kefensiz şehid olarak yatarken, onlara da yakışmaz kefenle gömülmek.Bu milyolarca yıldır örülmüş olan ve hazırlanan son demdir.Bu nedenle bu yürekli olanların gerçek kahraman insanların demidir.Ak koyun kara koyunun belli olacağı, Beyazdaki siyahın küçülmesi,siyahtaki son noktasal beyazın, siyaha galip gelmesidir.Gri söylencedir yani.Yok öyle kaçmak, yok öyle haybeden nara atmak, korkaklar bin kez ölür, cesurlar ise bir kez ölümü tadarlar.Habil, Habil olmak zorundadır her şeye rağmen ve ilelebet te payidar olacaktır.Artık istiklal marşının 10 kıtasını birden okumanın ve kardeşçe yan yana saf tutmanın zamanı gelmiştir.Bu böyle biline…

    Tasarımcı: Hocam yeter iyice karıştırdım anlamadım.Savaştan mı bahsediyordunuz?

    18.Hoca: Öyle mi anladın.Anlamayacağını söylemiştim.Barıştan yana, yani Allahtan yana olmak gerekir.Sana Allaha –Kuran-i Kerime ve Hz.Muhammedin kendi zamanındaki evrensel değerdeki ahlakının doğruluğundan şaşmadan inanarak yaşamanı ve bunu bir yaşam tarzı olarak benimseyerek içerikleştirmeni tavsiye ederim.Eğer bunlardan şaşarsan ve Kuranın ayetlerini ve Türk ulusunun Milli değerlerini satarsan, Allahın gazabı üzerine olsun.Unutmayasın ki bunu yaptığın anda, yeryüzünde seni Türk hukuk mahkemeleri cezalandırır.Bu ebedi alemde de sonsuza kadar cehennemde yanarsın.Unutma yalnızca Allahtan kork.

    Tasarımcı: Hocam son sözünüz.

    19.Hoca: Bu söylediklerimi sitende yayınla ve her kim ki okursa, 40 kişiye anlatmaz, mektup,telefon mesajı ve e-mail yoluyla iletmez, Nasrettin Hocanın hayatını okuyup 40 fikrasını ezberlemez, Bu şekilde taklit edilen el ilanı vb. yollarla okunup çoğaltılarak başkasına iletilmesi istenen mesaj ve dini içerikli yayınları başkasına iletirse ve bu En Mevlana Projesini takip etmez ise ; Üfürükçülerin, kara büyü yapan büyücülerin, kem gözlerin, muska yapan şeyhlerin ve hocaların, medyumların, en güçlü her çeşit falcıların, putperestlerin tüm tanrılarının laneti üzerlerine olsun.Eğer ki bunları okuyupta, 40 kişiye iletildikten sonra; O, 40 kişide , her biri 40 kişiye iletmezse lanet onların da üzerine olsun. Allahın selamı hepinizin üzerinde olsun.

    Tasarımcı uyanmıştır.
    :D
    o işin espirisi

  198. görkem diyorki : 01 November 2008

    belgeselde defalarca laik türkiye kurucularına cani, dinsiz yakıştırmalarında bulunulmuştur. özgürlük doğru biçimde kullanılmalıdır.